(743 S. K. m. 116, 117)
Dava: Davacı vekili, müvekkilinin karısı Nerimanın sara hastalığına müptela bulunduğuna evlenmeyi müteakip muttali olduklarını evvelden bilindiği takdirde nikahın icrasını mani ve birlikte yaşamağı çekilmez hale koyacak derecede ehemmiyetli bu vasıf üzerinde müvekkilinin hatası nikahın feshini icabettirdiğini bildirerek Kanunu Medeninin 116/2 ve 117nci maddelerine müsteniden nihakın feshini istemiştir. Evlenmenin feshi için ileri sürülen sebepler gayri varid bulunduğundan davanın reddine karar verilmesi ve davacı karısını meskenden uzaklaştırmış ve infak ve iaşesiyle de ilgilenmemiş olduğundan bahsile nafakaya hükmolunması talebiyle açılan davanın da birleştirilerek yapılan yargılaması sonunda, hastalık davacının veya neslinin sıhhati için vahim bir tehlike arzetmemiş evlenen kadının veya yakınlarının diğer tarafı hataya düşürür ihmalkar hareketlerde bulundukları tahakkuk etmemiş hadise 116, 117nci maddelerde yazılı sebeplerden hiç birini ihtiva etmemiş olduğundan nikahın feshi iddiasının reddine ve dava tarihinden itibaren ayda yüz lira nafaka takdir olunmasına dair verilen hüküm Yargıtay ikinci hukuk dairesinde, tarafların evlendikleri zamanda davacıdan gizlenmiş bir hastalığı veya kendisi hataya düşürülmüş bir hal tahakkuk etmemiş olduğu gibi evrak arasında mevcut iki kıta sıhhi heyet raporuna nazaran da filhal nikahın feshini mucip olacak bir hastalık mevcut olmadığı anlaşılmasına mebni yerinde olmayan itirazların reddiyle hükmün onanmasına 15.7.1949 gün ve 4462/4005 sayı altında karar verilmiş ve işbu ilamın karar tashihi yolu ile düzeltilmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla keyfiyet adı geçen dairece yeniden incelenerek mahkeme hükmiyle feshi kabil olan nikah feshedilmemiş ve böylece taraflar beynindeki rabıta da mevcud bulunmuş olduğundan nafakaya müteallik talep varid değilse de, dosyada mevcud hastahane raporlarına nazaran daha evlenmeden evvel kadında bulunduğu tesbit edilen illetin mevcudiyeti bundan haberdar olmayan koca için Medeni Kanunun 116ncı maddesinde yazılı feshi mucip vasıfta hallerinden addolunması lazım ve bu bakımdan tashih talebi varis olduğundan kabulüyle onanmaya müteallik daire kararının kaldırılmasına, yukarıda zikredilen sebebden dolayı hükmün bozulmasına karar verilmiş olmakla, yeniden yapılan yargılama sonunda, bazı sebeb ve düşüncelerle evvelki hükümde ısrar olunmasına karar verilmiştir.
Karar: Duruşma için tayin olunan 12.7.1950 tarihine rastlayan Çarşamba günü muayyen zamanda temyiz eden davacı vekili Av. A. German gelerek hazır olup aleyhinde temyiz olunan davalı vekilinin ise vaki tebligata rağmen gelmediği haber verilmekle, duruşmanın mumaileyhin gıyabında devam olunmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verilip kaydedildiği incelenerek anlaşıldıktan ve hukuk genel kurulunca davacı vekilinin sifahi izahı dinlendikten ve dosyada mevcut kağıtlar okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
Sonuç: Davanın mahiyetine ve dosyada bulunan hastane raporlarında; evlenmeden önce kadında bulunduğu tesbit edilen illetin mevcudiyeti, bundan haberdar olmayan koca için medeni kanunun ll6ncı maddesinde yazılı feshi mucip vasıfta hata hallerinden madud bulunmasına göre özel dairenin bozma sebebi varid olup uyulmak gerekli iken yazılı düşünce ile eski hükmünde ısrara karar verilmesi yolsuz ve bozma dileği yerinde olduğundan son hükmün de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429ncu maddesi gereğince BOZULMASINA ve aşağıda müfredatı yazılı (907) kuruş temyiz harcının ilerde haksız çıkacak taraftan alınmasına ve duruşma sırasında davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile vekalet ücreti istenmiş olduğundan mümeyyiz davacı vekili için tarife gereğince takdir olunan yüz lira vekalet ücretinin davalıdan tahsiline 12.07.1950 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy