(7201 S. K. m. 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 18 inci Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21/11/1963 gün ve 636/682 sayılı hükmün incelenmesi davalı avukatı tarafından istenilmiş olmakla Yargıtay İkinci Hukuk Dairesince ( Hadisemizde gıyap kararının Tebligat Kanununun 21 inci maddesi hükümlerine göre tebliğine mesağ yoktur. Bu itibarla gıyap kararı kanun hükümlerine aykırıdır ve bu şekilde usulsüz yapılan tebligata müsteniden duruşmanın davalının gıyabında bitirilmesi yolsuz olduğundan hükmün bozulmasına ve bozmanın mahiyetine nazaran sair hususların tetkikine mahal olmadığına ) karar verilip yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; bazı sebep ve düşüncelerle eski hükümde direnmeye karar verilmiştir.
Duruşma yapılması için 29/Eylül/1965 Çarşamba günü belli zamanda temyiz eden davalı adına avukat Hakkı Dağdeviren ile karşı taraf adına avukat Osman Özatay geldiler; temyiz süresi hakkında bir diyeceği olmadığı karşı taraf vekilinden sorularak ve temyiz dilekçesinin süresinde verilip kaydedildiği incelenerek anlaşıldı.
Hukuk Genel Kurulunca, gelen avukatların sözlü açıklaması dinlendikten sonra vaktin yetersizliğinden ötürü işin incelenerek karara bağlanmasının başka güne bırakılması uygun görüldü.
Bugün dosyadaki kağıtlar okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davalının yokluğunda ( gıyabında ) verilen boşanma kararı, özel dairece, gıyap kararının 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı bir şekilde tebliğ edildiği sebebiyle bozulmuş, mahkeme eski hükümde direnmiştir.
Anılan Kanunun 21 inci maddesine göre, kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin Muhtar veya İhtiyar Kurulu üyesinden birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve alanın adresini kapsayan ihbarnameyi gösterilen adreste binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak kişiye keyfiyetin haber verilmesini mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Tebligat tüzüğünün 28 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca da, tebliğ memuru adresinde bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerin veya o yerin muhtar veyahut da İhtiyar Kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturarak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir.
Mahkemece usulüne göre tebliğ edildiği kabul edilen gıyap kararı tebliğ kağıdında --- muhatap tevziat saatlerinde hanede bulunamadığından evrak 28 Ekim 1963 günü bağlı bulunduğu Pangaltı mahallesi Muhtarı Bahtiyar Kışlı'ya tebliğ edilmiştir. Ayrıca kapısına ihbarname yapıştırılarak en yakın komşusu Nuri Gökbay'a da haber verilmiştir." Denilmiş, adı geçenin imzası alınmıştır. Görülüyor ki, tebliğ işlemi kanun ve tüzük hükmüne uygun yapılmamıştır. Mahkemenin, tüzüğün 28 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, tebliğ memurunun davalının gösterilen adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin Muhtar veyahut da ihtiyar Kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından gerekli soruşturmayı yapıp yapmadığı tebliğ mazbatasında belirtilmemiş veya ayrıca tevsik edilmemiştir. Tüzüğün 28 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde tebliğ memurunun gerçekten muhatabın evine gittiği ve fakat evinde bulamadığı tevsik edilmiş olur. O yolda işlem yapılmış olmadıkça muhatabın evinde bulunmadığı yolundaki beyan tebliğ memurunun mücerrret sözünden ibaret kalır. Tebligat Kanununun 21 inci maddesinde öngörülen şartlar tevsik edilmedikçe bu madde uyarınca yapılan tebliğ muteber sayılmaz. Bozma ilamına uyulmayarak tebliğ kağıdındaki "en yakın komşusuna haber verilmiştir" kaydıyla yetinilerek eski hükümde direnilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, direnme kararının gösterilen sebepten, Usulün 429 uncu maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda yazılı örnek harcının ilerde haksız çıkacak taraftan alınmasına ve davalı taraf yararına ( 400 ) lira avukatlık parasının avukatlık ücret tarifesi gereğince diğer tarafa yükletilmesine 13/10/1965 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy