(743 S. K. m. 116, 134) (1086 S. K. m. 237)
Taraflar sekiz ay bir arada kalmışlar ve zifaf vaki olamamıştır. Davalının ruhi sebeplere atf olunan iktidarsızlığının bu kadar uzun devamının taraflar arasında şiddetli derecede bir geçimsizlik doğuracağı tabiidir. Ezcümle davacı ve bir kısım davalı şahitleri de bu durumu teyit etmişlerdir. Mahkeme ihtimalata müsteniden ruhi sebeplerin zail olacağını, esasen geçimsizlik mevcut olmaması sebebiyle davayı reddetmiştir. Davadan evvel yapılan bekâret muayenesi davacının iddiasını müeyyide olup ruhi sebeplerin ne zaman zail olacağı belli değildir. Taraflar uzun bir tecrübe devresi geçirmişler, davalı kocanın mayubiyete devam etmiştir. Bu itibarla yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün açıklanan sebepten bozulmasına 3280/3438 sayı ile 3.6.1963 gününde karar verilip yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; bazı sebep ve düşüncelerle eski hükümde direnmeye karar verilmiştir.
1 - Medeni Kanunun 116. maddesinin 2. bendine ve vasıfta hataya düşüldüğü iddiasına dayanan evlenmenin feshi davasıyla aynı Kanun'un 134. maddesi uyarınca şiddetli geçimsizliğe dayanan boşanma davasının hukuki sebepleri ayrı ayrı olduğundan birine ilişkin hüküm diğeri hakkında muhken kaziyye olarak ileri sürülemez. Hukuk usulü muhakemeleri Kanun'unun 237. maddesinin 2. fıkrasında sözü edilen (muhkem kaziyye) bahis konusu edilebilmesi için her iki davada dayanılan sebebin aynı olması lazımdır. Bu itibarla davacının daha önce açtığı ve redle sonuçlanan evliliğin feshi davasına ilişkin ilamın boşanma davası için muhkem kaziyye sayılması usulün açık hükümleriyle bağdaşamaz. Mahkemenin, davanın reddi için bu gerekçeye dayanması ve bu noktayı kapsayan özel daire bozma ilamına uymaması isabetsizdir.
2 - Adli tıp meclisinin dosyada bulunan 16.2.1962 tarihli raporunda davalı kocanın Jemital organlarının ve ereksiyonunun normal olduğu, ruhi muayenesinde de iktidarsızlığına ait bir arazın bulunmadığı, bu haliyle erkeklik görevini yapabileceği belirtilmiştir. Şu halde davalı evlendikten sonra iktidarsızlığa uğramış değil, aksine evlendiği zaman ve ondan sonrada erkeklik görevini yapabilecek iktidardadır. Bununla beraber davacı karı evliliğin feshi davası tarihine kadar bekâretini muhafaza etmiştir. Tanıklar tarafların sekiz ay beraber yaşadıktan sonra davacının ayrılıp babasının evine gittiğini ve bir daha dönmediğini haber vermişler ve davacı tanıkları bu yüzden taraflar arasında geçimsizlik bulunduğunu açıklamışlardır. Bu durumda geçimsizlik sebebi bellidir ve davacı ile davalının bir arada yaşamamalarını, davalının erkeklik görevini sekiz ay süren uzun bir zaman içinde yerine getirmemesinde aramak gerektir. Dava haklı nedene dayandığı ve geçimsizlik bu suretle sübuta erdiği halde özel dairenin buna işaret eden bozma kararına uyulmayarak eski kararda direnilmesi de isabetsiz bulunmuştur, hükmün bozulması gerekmektedir.
Temyiz itirazlarının kabulüne, direnme kararının gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy