(818 S. K. m. 41, 61, 106, 192, 217) (1086 S. K. m. 309)
1 - Davacı dilekçesinde, davalıdan 2560 lira bedel mukabilinde satın aldığı 14 ada 158 parsel sayılı gayrimenkulün davalıya ait olmadığının sonradan mahkeme ilamı ile tahakkuk ettiğini beyanla satış akdinin feshi ve satış bedeline mahsuben ödediği 2200 lira ile tapu ve ipotek harç ve masrafı olan 140 lira 67 kuruşun ve aynı evsafı taşıyan bir gayrimenkulün satın alınması için dava tarihindeki rayice göre 2.000 lira fazla ödemesinin gerekmesi yüzünden uğradığı 2.000 lira zararın ki ceman 4.340 lira 67 kuruşun ihtar tarihi olan 12.8.1958 gününden itibaren temerrüt faizi ile tahsilini istemiş ve davalı ise duruşmalara gelmemiş ve bir müdafaa da ileri sürmemiştir.
2 - Bir kıt'a gayrimenkul 5.9.1944 tarihinde yazılmış olan tahsise müsteniden tapu siciline 21.11.1944 gününde Osman Çolak ve Fatma ile diğer şahısların adlarına ve bunların satışlarından da 18.11.1954 tarihli tapu kütüğünün 466 numarasında davalı Haydar Kütük namına yazıldıktan ve 14 ada 2 parsel sayılı gayrimenkul ile birleştirilmesi sebebi ile yine davalı adına 20.5.1955 tarihli kayıt tesis edildikten sonra mumaıleyh tarafından 19 parçaya ayrılıp da ve konusu 256 metrekare yüzölçümündeki müfrez gayrimenkulün 2560 lira bedel karşılığında davacıya satılması sebebile tapu siciline 26.5.1955 tarihinde davacı namına kayıt ve mezkur bedelden peşin ödenen 50 lira indirilerek geriye kalan 2510 liranın temini için ipotekle takyit edilmiş olduğu, bu satış ve ipotek muamelelerinde davacıdan alınan harç ve damga resmi tutarının 140 lira 67 kuruştan ibaret bulunduğu Bakırköy tapu sicil muhafızlığının karşılık yazıları ve tedavül kayıtları ile akit tablosu münderecatından anlaşılmaktadır. 229 sayılı parselin dava konusu gayrimenkulü ihtiva ettiği mütehassıs bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Sözü edilen 229 sayılı parsele ilişkin tapulama tespitinin ise 10.4.1954 tarih ve 154 sayılı tapu kaydından tedavülen tesis edilmiş bulunan 7.5.1954 tarih ve 146 sayılı tapu kaydına dayanılarak üçüncü şahıs Ali İnceler ve Musa Şen Kaya ile Mehmet Bakangil namlarına yapıldığı ve anılan 154 sayılı kaydın 10.7.1942 tarihinde vaki tahsise müsteniden ihdas olunduğu, davalı Haydar Kütük ile ondan müfrez gayrimenkul satın almış olan şahısların bir kısmı tarafından mezkur tespite karşı yapılan itiraz Bakırköy Gezici Arazi Kadastrosu Mahkemesince incelenerek hak sahiplerinin mukaddem tarihli tapu kaydına dayanan ve o davada davalı durumunda olup yukarıda adları geçen Ali ve Musa ile Mehmet olduğu sabit görülerek itirazın reddine ve 229 parsel sayılı gayrimenkulün tespit gibi tesciline, satın alanların ödedikleri bedellerin istirdadı için mahkemeye müracaatta muhtariyelerine dair verilen 957/54 esas ve 959/53 karar sayılı ve 27.3.1959 tarihli hükmün kesinleştiği anlaşılmış bulunmaktadır. Gerçekten bir şahıs namına muteber hukuki sebebe müsteniden tapu siciline tescil edilmiş olan bir gayrimenkulün tapuda kayıtlı değilmiş gibi sonradan diğer kimse namına yeniden kayıt edilerek o kimse tarafından satılması sebebiyle muahhar tarihli kayıttan tedavülen alıcı adına geçilmesi halinde kanuni manada teslim borcu yerine getirilemeyeceğinden konusunun hukuken imkansız olması itibariyle bu satış akdinin Borçlar Kanununun 20.maddesi uyarınca hükümsüz olduğunun kabulü gerekir. O halde, böyle bir gayrimenkul için ödenmiş olan bedelin Borçlar Kanununun 61 nci ve müteakip maddeleri gereğince satıcıdan istirdadı iktiza eder. Kaldı ki olayda davalının davacıya sattığı gayrimenkulün sahibi olmadığı mahkeme ilamiyle tebeyyün etmiş olmasına göre aldığı bedeli yine iade etmesi lazım gelir. Bu itibarla temyiz eden davalının temyiz dilekçesinde kendisine husumet düşmeyeceği ve bu davanın hazine aleyhine açılması gerektiği yolunda ileri sürdüğü itirazlar yersizdir.
3 - Satış ve ipotek muamelelerinde alınan harç ve damga resmi tutarı olan 140 lira 67 kuruşun davalıdan tahsiline ilişkin hüküm fıkrası usul ve Kanuna uygundur.
4 - Davacı, satış bedeline mahsuben davalıya 2200 lira ödediğine mütedair iddiasını ispat için 21.5.1955 tarihli 200 liralık bir belge ile ihtiva ettikleri paraların toplamı 2.000 lira olan 5 adet posta havale makbuzu ibraz etmiştir. Davalı mahkemeye gelmediğinden davayı ve sözü geçen belgeyi inkar etmiş durumundadır. Bu itibarla alınan belgedeki imzanın davalıya ait olup olmadığının usulün 309 uncu ve müteakip maddeleri uyarınca bilirkişi marifetiyle tatbikat ve istihtap yapılmak suretiyle tahkik ve tespiti ve icabında davacının yemin hakkının kullandırılması ve sonucu dairesinde bir karar verilmesi muktazi iken bu yolda muamele yapılmaması ve 5 adet posta makbuzunda yazılı paraların davalı tarafından alınıp alınmadığının ve tahsili istenen satış bedeline ilişkin olup olmadığının tahkik ve tespit edilmemiş olması yolsuzdur.
5 - Davacının tazminata ilişkin talebine gelince: konusu hukuken imkansız olan akitlerde borçlunun edanın imkansızlığını bildiği veya bilmesi lazım geldiği veyahut eda hakkında teminat verdiği hallerde Borçlar Kanununun 41 inci ve müteakip maddelerinde derpiş edilen haksız fiil esaslarına göre borçlunun menfi zararla sorumlu olması iktiza eder. Olayda haksız fiilden mütevellit işbu hukuki mesuliyetin unsurların teşkil eden ve yukarıda belirtilen hususlar davacı tarafından iddia ve ispat edilmemiştir. Esasen davacının istediği tazminat müspet zarar niteliğinde olup menfi zarar değildir. Davacının ise, böyle müspet bir tazminatı istemeğe hakkı yoktur. Kaldı ki davacı dava dilekçesinde akdin feshini istemiş olması hesabiyle Borçlar Kanununun 106 ıncı maddesi uyarınca ancak menfi zararı isteyebilip müspet zararı talep edemez. Mahkemece bu cihet gözönünde tutularak 2.000 lira tazminata ilişkin davanın tamamen reddi icap ederken bundan zühul ile yazılı şekilde 512 lira tazminatın tahsiline karar verilmesi de kanuna aykırıdır.
Yukarıda 4 ve 5 numaralı bentlerde yazılı sebeplerden ötürü bozma dileği yerinde olduğundan satış bedeli ile tazminata ilişkin hüküm fıkralarının bu sebeplerden bozulmasına 279/308 sayı ile 15.1.1962 gününde karar verilip yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, evvelce verilen hüküm usul ve kanuna uygun görüldüğünden direnmeye karar verilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmalarına, toplanan delilere, davalının tapu memuru huzurunda davacıya sattığı gayrimenkul üzerinde davalının ayni bir hakkı bulunmadığı, işbu gayrimenkulün daha eski bir tapu kaydı uyarınca başka şahsa ait olduğu davalıya ait tapu kaydının muahhar ve mükerrer olarak ihdas edildiği evvelce davacı aleyhine üçüncü şahıs tarafından açılan davada tahakkuk etmiş ve gayrimenkul davacı elinden zaptedilmiş olmasına, olayda Borçlar Kanununun 217. maddesi delaletiyle 192 inci maddesi uygulanması gerektiğine, gayrimenkul tamamen zaptedilmiş olduğundan davacı ile davalı arasındaki satış akdi esasen münfesih olmuş bulunmasına, ayrıca satışın feshi dava edilmiş olup olmaması sonuca tesir edemeyeceğine, davacı satış bedelini istirdada hakkı olduğu gibi davalı hiç bir hatanın kendisine kabili isnat olmadığını ispat etmedikçe her türlü zararı davacıya ödemesi gerektiğine olayda davalı kendisinde bir hata bulunmadığını iddia ve ispat etmediğine ve kararda gösterilen gerekçelere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan direnme kararının onanması gereklidir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının reddine ve direnme kararının ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy