(818 S. K. m. 156, 158, 161)
Dava: Davacı davalının sözleşme ile satın aldığı otomobili davalının akidde yazılı şartlara uygun olarak muayeneye getirmediğini, akde aykırı harekette bulunduğunu ileri sürmüş, akdin feshi ile ödediği taksitler toplamı 3.500 liranın ve otomobilin kötüniyetle teslim edilmemesinden meydana gelen 5.000 liralık zararın faiziyle birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Karar: Davalı vekili karşılık dilekçesinde, davacının borcu ödemediğini, kendisine gönderilen ihtarname ile sözleşmenin fesh edildiğini, sözleşme hükmünce davacıdan alınan 2.300 liranın müvekkilinde kalması gerektiğini savunmuştur.
Sözleşmenin 4. maddesinin (a) bendinde, sözleşmenin yerine getirilmemesi halinde, 2.300 lira zımanı rücuun (cayma akçesinin) satıcı tarafından alıkonulacağı tesbit edilmiştir. Sözleşmenin 2. maddesinde de önce alınan paranın toplamının 2.300 lira olduğu yazılıdır.
Mahkeme, otomobil satış bedelinin 6.500 lira olup zımanı rücuun buna oranla aşırı bulunduğundan bahsile tenkisi kabul etmiş, Borçlar Kanununun 161/3. maddesi uyarınca takdiren 500 lirayı indirerek 1.800 liranın dava tarihinden itibaren % 5 faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazla isteğin ve davacının tazminat isteğinin de reddine karar vermiştir. Davalı vekilinin temyizi üzerine, hüküm özel dairece, çoğunlukla zımanı rücuundan diğer deyimlerle (cayma akçesi, pişmanlık akçesi, rücu tazminatından) indirim yapılamayacağı gerekçesiyle hüküm bozulmuş, mahkeme eski kararda direnmiştir.
Pey akçesi ve ceza şartının doğrudan doğruya konu ile ilgisi bulunmamaktadır. Ancak, cayma akçesi ile birlikte niteliği üzerinde durulmak gerekir.
Pey akçesi taraflardan birinin diğerine akdin in'ikadının harici bir delili olmak ve bunun ispatını kolaylaştırmak için diğer tarafa verdiği bir paradır. (BK. 156/1)
Cayma akçesi, kendisi için sözleşmeden cayma yetkisi kabul edilmiş olan tarafın akdin yapıldığı sırada diğer tarafa ödediği bir paradır ki, sözleşmeden cayabilecek taraf, caydığı takdirde bu para onu alan tarafa kalır. (BK. 156/2)
Ceza şartı, akdin feshi halinde söz konusu olan bir yükümlülüktür. Borçlar Kanununun 158 ve sonraki maddeleriyle düzenlenmiştir. Daha açık bir deyimle ceza şartı, bir borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi halinde veya akitle kabul edilmiş yerde veya zamanda yerine getirilmemesi halinde borçlunun alacaklıya yapacağı bir ödemedir.
Davacının, davalıya sözleşme gereğince yaptığı ödemelerin cayma akçesi olduğu bir gerçektir. Böyle olunca, ceza şartında olduğu gibi kıyas yoluyla indirme yapılıp yapılamayacağı çözümlenmelidir. BK.nun pey akçesi zımanı rücuu (cayma akçesini) düzenleyen 156. maddesiyle ceza şartından söz eden 158 ve sonraki maddeleri birbirinden tamamıyla ayrı niteliktedir. Özellikle 161. maddenin butlan ve tenkisi emreden hükmü ceza şartı için konulmuş, anılan maddenin 3. fıkrasında da hakim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir denilmiştir. Bu açıklık karşısında ceza şartında olduğu gibi, 156. maddede yer alan cayma veya pey akçesinden indirme yapılamaz. Yargıtay'ın kökleşen içtihatlarında da pey, cayma akçeleri ve ceza şartı tanımlanmış ve aralarındaki farklar, kanun hükümlerine uygun olarak gösterilmiştir. Özel dairenin görüşü Ticaret Dairesinin 28.7.1954 gün ve 5761/5610 sayılı kararında da belirgindir. Bilim alanında da bu düşünce benimsenmiştir. (Andreas Von Tuhr- Borçlar Hukuku - 1. cilt - Cevat Edege çevirisi - İstanbul Yeni Matbaa -1952, s:821, 825, 832, 834 ) (Dr. Fretz - Funk Borçlar Kanunu şerhi 1 Umumi Hükümler, Dr. Hıfzı Veldet ve Cemal Hakkı Selek çevirisi İstanbul 1938 s:226,227, 230) (Dr. Kenan Tunçomağ - Türk Hukukunda Cezai şart -İstanbul 1963 s:142)
O halde cayma akçesinden, aşırı olduğundan söz edilerek indirme yapılması ve özel dairenin gerektirici sebeplere dayanan bozma ilamına uyulmaması isabetsizdir. Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüne, direnme kararının açıklandığı üzere özel daire bozma ilamı veçhile BOZULMASINA, çoğunluk ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy