(2004 S. K. m. 35, 42, 58, 168, 264) (818 S. K. m. 133) (6762 S. K. m. 661, 662)
Dava: Alacaklı A.Y. ile borçlu M.A.'ya müteallik olmak üzere, S.Karaağaç İcra Tetkik Mercii'nden verilen 22.11.1966 gün ve 41/49 sayılı kararın incelenmesi, borçlu tarafından istenilmiş olmakla, Yargıtay İcra ve İflas Dairesi'nce:
(Senet, bono vasfını haiz olduğu halde, kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapılıp borçluya 168'inci maddede yazılı bilgi ve ihtarı havi "163 Örnek" ödeme emri tebliğ edilmeyerek umumi haciz yoluna gidilmiş ve 49 Örnek ödeme emri tebliğ olunmuştur. Ödeme emrinde yazılı ihtara ve müddetlere uyan borçlunun icra dairesine yaptığı itirazın bu sebeple geçerli sayılması lazımdır.
Takip senedi bononun vade tarihi 26.11.1962'dir. Evvelce 11.12.1964 tarihinde istihsal edilen ihtiyati haciz kararı İİK'nin 264'üncü maddesinde yazılı tamamlayıcı merasime riayet edilmeyerek mürtefi olmuş ve binnetice bu muamele ile zamanaşımı kesilmemiştir. İcra takibinin başladığı tarihe kadar aradan üç yıl geçip, alacak, Ticaret Kanunu'nun 661'inci maddesi uyarınca zamanaşımına uğramıştır. Bu esaslar göz önünde tutulmayarak itirazın kaldırılması yanlış, temyiz isteği yerinde görüldüğünden, merci kararının bozulmasına 763/991 sayı ile 6.2.1967 gününde) karar verilip, yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; bazı sebep ve düşüncelerle eski hükümde direnmeye karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nca direnmeyi kapsayan son hükmün süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, gereği görüşüldü:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olan husus, emri muharrer senede dayanılarak mahkemeden alınan ve tatbik edildikten sonra alacaklının isteğiyle veya İ.İ. Kanunu'nun eski 264'üncü maddesindeki kanuni merasime riayet edilmediğinden dolayı, hükümsüz kalan ihtiyati haczin Türk Ticaret Kanunu'nun 662'nci maddesi hükmünce zamanaşımı süresini kesip kesmeyeceği hususudur. Türk Ticaret Kanunu'nun 662'nci maddesinde, takip talebinde bulunulması halinin zamanaşımını keseceği belirtilmiştir. Mahkemeden ihtiyati haciz kararı almak ve bunu tatbik ettirmiş olmak, icra dairesinde usulüne uygun bir şekilde takip talebinde bulunmadıkça zamanaşımı süresini kesen kanuni sebeplerden sayılmamıştır. İhtiyati haciz işlemleriyle takip talebi ayrı ayrı hukuki neticeler doğurur. İhtiyati haciz, Türk Ticaret Kanunu'nun 662'nci maddesinde yazılı takip talebinden sayılamaz. Takip talebinin niteliği ve bunun ne zaman başlamış sayılacağı, ilamlı icra hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 35'inci maddesinde, ilamsız icra hakkında aynı Kanun'un 42'nci maddesinde gösterilmiştir. Aynı Kanun'un 58'inci maddesinde, takip talebinin nasıl yapılacağı, umumi olarak belirtilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 264'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında ihtiyati haciz yaptıran alacaklının 7 gün içinde takip talebinde bulunması veya dava açması zorunluğu vardır şeklinde yer alan hükümden de anlaşılacağı üzere, ihtiyati haciz ile takip talebi ayrı ayrı hukuk müesseseleridir.
Borçlar Kanunu'nun 133/2'nci madde ve fıkrasında, icrai takibatın zamanaşımı süresini keseceğinden bahsedilmiştir. İhtiyati haczin icra memurunca tatbik edilmiş olması önemli bulunmaktadır. Sırf bu sebep, ihtiyati hacze takip talebi niteliği vermez. O halde, özel daire bozma ilamına uyulmak lazım gelirken, eski kararda direnilmesi isabetsizdir. Direnme kararının bozulması lazımdır.
Sonuç: Yukarıda gösterilen nedenlerle, borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile İcra ve İflas Kanunu'nun 366 ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429'uncu maddeleri gereğince, direnme kararının BOZULMASINA, 22.6.1968 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy