(743 S. K. m. 13) (818 S. K. m. 61)
Dava: M.K.'nun 13. maddesi hükmünce bir kimsenin temyiz kudretinden mahrum sayılması için sadece akıl hastalığına veya akıl zafiyetine yakalanmış bulunması kafi olmayıp bu hastalıklar neticesinde ve belli bir hadisede makul olarak hareket edememiş olması da kanuni şartlardandır. Temyiz kudretinden mahrum olduğu iddia edilen H.N. noterde satış vaadi senedinin ve tapu sicil muhafızlığının tapu tahrir işlerinin yapıldığı sırada bu işin ehemmiyetini kavrayacak derecede temyiz kudretini haiz olup olmadığı noktası üzerinde durulması ve bu Kanun'un akıl ve sinir hastalıkları mütehassıslarından seçilecek bilirkişilere incelettirilmesi ve bu mevzuda rapor alındıktan sonra bir hüküm tesisi gerekli iken eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır. Bu sebeple hükmün bozulmasına 1071/1514 sayı ile 29.3.1965 gününde karar verilip yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda bazı sebep ve düşüncelerle eski hükümde direnmeye karar verilmiştir.
Karar: Davacının, davalı H.N.den 20.000 liraya bir taşınmaz mal satın aldıktan sonra davalının mirasçılarının davalıyı hacir altına aldırdıkları ve 961/727 sayılı dosya ile davacı aleyhine açılan davada H.N.nin sabit olan ehliyetsizliği sebebiyle satışın ve davacı adına tesis olunan tapu kaydının iptaline ve satış bedelini geri almak için dava açmakta muhtariyetine dair verilen kararın kesinleştiği, davacının ve hükme uyarak, davalı hakkında giriştiği icra takibine karşı, davalı vekilinin borcu kabul etmeyerek itiraz etmesi üzerine bu davayı açmak zorunda bırakıldığı iddia edilmiş, satış bedelinin masraflarıyla birlikte davalıdan alınması istenmiştir. H.N.nin ehliyetsizliği sebebiyle, satış işleminin ve davacı adına tesis olunan tapu kaydının iptaline dair verilen 20.4.1963 günlü hüküm kesinleşmiştir. Davalının satış sırasında hukuki ehliyetinin bulunmadığı ve yaptığı satış işleminin bu nedenle iptali gerektiği hakkındaki kesin hüküm karşısında davalının (ehliyeti konusunda) yeniden soruşturma yapılması gerekmez. Ancak;
Davacı bu davada dava konusu taşınmaz malın satış bedeli olarak davalıya ödediği paranın geri alınmasını istemiş ve davalı taraf kendilerine böyle bir paranın ödenmediğini savunmuş bulunduğuna göre, mahkemece B.K.'nun 61. maddesi hükmü gözönünde tutularak bu konuda tarafların gösterecekleri şahitler dinlendikten ve tekmil delilleri toplandıktan sonra elde edilecek sonuç çevresinde hüküm tesisi gerekmektedir. Zira noterlikçe düzenlenen satış vaadi senedinde ve tapudan getirilen akit tablosunda, yalnız H.N.nun satış bedelini peşinen aldığı yazılmış, fakat, bu paranın işlem sırasında davalıya gerçekten ödenmiş olup olmadığı hakkında, her iki belgede de bir açıklama yapılmamıştır. Satış işlemi sırasında ehliyetsiz bulunan bir kişinin (ben satış bedelini tamamen aldım) demesinin, bir hukuki değeri bulunmadığı gözönünde tutularak bu noktadan soruşturma eksikliğinin giderilmesi ve tarafların delillerinin toplanarak bir sonuca varılması gerekmektedir.
Mahkemece bu yön gözetilmeden, eski hükümde direnilmesi kanuna ve usule aykırıdır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının kabulüne, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, çoğunluk ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy