(818 S. K. m. 18, 167)
Dava: Davacı, kendisine davalılardan Ali'nin 4.000 lira vermiş olduğu halde elinden 12.000 liralık senet aldığını ve sonradan diğer davalı Süleyman'a ciro ettiğini, Süleyman'ın bu senedi icraya koyarak 12.000 lira üzerinden takipte bulunduğunu ve 8.000 liralık kısmın davacının ehliyetsizliğinden istifade edilerek kötü niyetle ve muvazaalı olarak düzenlendiğini, cironun da muvazaalı olduğunu iddia etmiş, sözü geçen senedin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Karar: Davada iptali istenen senet, 16.3.1959 gününde noterlikçe düzenlenmiştir. Davacı Alaattin'in hacir altına alınması için 22.4.1959 gününde açılan dava sonunda, karısı Merzuka'nın davacıya vasi atanmasına dair verilen hükümde akit tarihi davacının ehliyetsiz bulunduğu hakkında bir açıklama yapılmamıştır. Mahkemenin son kararının davacının akit tarihinde ehliyetsiz bulunduğu kabul edilmemiş ve hüküm bu sebebe dayanmamış olmasına göre Yargıtay Özel Dairesi ile mahkeme arasında bu noktadan bir uyuşmazlık meydana gelmemiştir.
Uyuşmazlık, borç senedinin bedelsiz ve muvazaalı olarak düzenlenmiş olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Borçlar Kanununun 18. maddesindeki, (Tahriri borç ikrarına istinat ile alacaklı iktisap eden başkasına karşı, borçlu tarafından muvazaa iddiası dermeyan olunamaz.) hükmü karşısında kötüniyeti ispat edilmedikçe alacağı temellük eden Süleyman'a karşı bedelsizlik ve muvazaa ileri sürülemez.
Davalılardan Ali'nin, duruşma sırasında, (Senedin 8.000 liralık kısmının karşılıksız ve muvazaalı olduğunu) bildirmesi, Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmünce, Süleyman'ı ilzam edemez. Yalnız bu açıklamaya dayanılarak, senedin iptaline karar verilemez.
Davacı, dava dilekçesinde; senedin muvazaalı ve karşılıksız olduğunu Süleyman'ın bildiğini ve bu durumu bilerek temellük ettiğini iddia ve ispat edeceğini ileri sürmüştür. Mahkemece bu konuda soruşturma yapılmamıştır. Davacının bu hususta ibraz ve ikame edeceği deliller toplanarak bu noktadan eksik bırakılan soruşturmanın tamamlanması ve Borçlar Kanununun 167. maddesi hükmünün de gözönünde tutularak bir sonuca varılması gerekmektedir.
Mahkemece bu cihetlerin gözönünde tutulmaması, özel dairenin yerinde olan bozma ilamına uyulmayarak eski hükümde direnilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Sonuç: Davalı Süleyman'ın temyiz itirazlarının kabulüne, direnme kararının yukarıda gösterilen sebeplerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy