(1587 S. K. m. 11) (743 S. K. m. 38, 40) (2330 S. K. m. 16)
Evvelki davanın duruşması esnasında davası ref'an A.T. ile Medeni Kanundan evvel nikahlanmış olduğunu, 2330 sayılı Kanun'a göre yapılan tescilin bu sebebe dayandığını ileri sürmüş ve bu husustaki delillerini dinletmiştir. Bu delillerin yetersizliği kabul edilerek hüküm bozulmuş ve buna göre tesis olunan hüküm kesinleşmiştir.
Bu itibarla o davadaki delillere dayanılarak bu defa muhkem kaziye hilafına hüküm tesisinde isabet yoktur. Temyiz itirazlarının kabuliyle hükmün açıklanan sebepten dolayı bozulmasına 6444/6180 sayı ile 25.11.1966 gününde karar verilip yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; evvelce verilen hüküm Usul ve Kanun'a uygun görüldüğünden direnmeye karar verilmiştir.
Davacı davalıların miras bırakanı A.T. ile onun sağlığında Medeni Yasa'nın yürürlüğe girmesinden önce evlendiklerini bu evlilikten bir çocukları dünyaya geldiğini 2330 sayılı Yasadan yararlanarak bu evliliğin nüfusa yazıldığını, ancak, davalıların açtıkları dava sonunda idarece yapılan bu tescil işleminin yolsuz olduğu gerekçesi ile iptal edildiğinden Medeni Yasa'nın 38 ve 40. ve Nüfus Yasasının 11. maddeleri uyarınca evlilik kaydının yeniden tescili istemek zorunluğu doğduğunu ileri sürmüş, tescil kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece, F.ye ve A.T.'ın evliliklerinin nüfusa tescili) konusunda verilen hüküm; (daha önce görülmüş olan davadaki delillere dayanılarak, bu kez O kesin hükme aykırı hüküm verilemeyeceği gerekçesi ile Özel Dairece bozulmuştur.
Bu davanın davalıları, önceki davada davacı olarak, 2330 sayılı Af Yasasının 16. maddesinin B bendine dayanılarak idarece yapılan tescilin yasaya aykırı olması nedeniyle kaydın iptalini istemişlerdir. O davadaki uyuşmazlık kurulan kaydın sözü edilen Yasa hükmüne uygun olup olmadığıdır. Oysa, görülmekte olan davada Medeni yasa ile, bu yasanın uygulanmasına ilişkin yasanın 9. maddesi ve Nüfus Yasasının 11. maddesine dayanılmış ve mahkemece genel hükümler uyarınca soruşturma yapıldıktan sonra, F.'ye ile A.T.'ın Medeni Yasa'nın yürürlüğünden önce evlendikleri kabul olunarak, bu evliliğin nüfusa tesciline karar verilmiştir. O halde her iki davanın konusu, çözümlediği sorun ayrı olduğundan önceki davada 2330 sayılı Yasa hükümleri uyarınca verilmiş olan hüküm, bu dava için kesin hüküm olarak ileri sürülemez.
Direnme kararı bu bakımdan yasaya uygun bulunduğundan, işin esasına girilmesi ve delillerin incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekmektedir.
Direnme kararının doğru bulunduğuna, delillerin takdiri yönünden temyiz incelemesi yapılması için dosyanın Yargıtay İkinci Hukuk Dairesine gönderilmesine oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy