(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 62)
Dava: Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi Kararı: 1- Alacaklının borçluya karşı yaptığı icra kovuşturması adi belgeye dayanmaktadır. Bu kovuşturmaya karşı borçlu, borcu olmadığını belirterek itirazda bulunmuş, zamanaşımı savunmasını ileri sürmüştür. Kovuşturmaya karşı itiraz sonunda, yürürlükte bulunan hükümler uyarınca kayıt pulu bulunmadığından, itiraz gözetilmemiş ve kovuşturma kesinleşerek, alacak alacaklıya ödenmiştir. Geri alma davasında borçlu, hem alacağın esasına, hem de zamanaşımına uğradığına dayanarak, geri alma isteğini ileri sürmektedir. Ancak, icra kovuşturmasına karşı bu yolda bir savunma nedenine dayanılmaması durumu, zamanaşımı nedenine dayanılmamasına, bu savunmadan vazgeçmesine delalet eder. O halde, mahkemenin bu esası gözetmemiş olması, bozmayı gerektirir. Çünkü zamanaşımına uğramış bir borcun ödenmesi, onun geri alınmasının istenmesine, Borçlar Yasası'nın daha genel nitelikteki 62'nci maddesinin son fıkrası hükmü engeldir.
2- Dava, iki yazılı belgeye dayanmaktadır. Belge inkar edilmemiştir. Belgelerden biri ibraz edilmiş, diğeri daha sonra ibraz edildiğinden, delillerin genişletilemeyeceği görüşüyle, davaya karşı ileri sürülen savunmanın bu bölümü incelenmemiştir. Oysaki usulde buyurucu tanık listesi konusundaki hüküm dışında, delillerin genişletilemeyeceği konusunda bir kural yoktur. Belge, borçluluğu gösterir nitelikte olduğuna göre, davanın reddedilmemiş olması, bozmayı gerektirir. Temyiz olunan kararın, gösterilen nedenlerle bozulmasına, 11057/8646 ile 7.11.1968 gününde karar verilip, yerine geri gönderilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; bazı sebep ve düşüncelerle eski hükümde direnmeye karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Davacı vekili; davalının müvekkili aleyhinde, masraflarla birlikte, 13.313,52 lira alacağın tahsili için yapmış olduğu icra takibine, müvekkilinin ileri sürdüğü itiraz nedenlerini havi itiraz dilekçesinin pulsuz olması nedeniyle reddedilmesi ve icra takibinin kesinleşmesi sonucu paranın tamamen tahsil edilmiş olduğunu ve böylece müvekkilinin borçlu olmadığı ve aynı zamanda zamanaşımına uğramış bir parayı ödemek zorunluluğunda kaldığını iddia ederek, mezkur paranın İcra ve İflas Kanunu'nun 72'nci maddesi gereğince tahsilini istemiş, davalı vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımının borcu ortadan kaldırmayacağını, bu halde borcun tabii borç haline dönüşeceğini, davacı, icra takibine usulüne uygun itiraz etmediğine ve borcu ödediğine göre, borcu kabul ve ikrar etmiş sayılacağını ve bu itibarla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahalli mahkemece verilen; davacının borcu olmadığı halde icra takibi nedeniyle ödediği 13.313,52 liranın İİK'nin 72'nci maddesi gereğince davalıdan geri alınarak davacıya verilmesine ilişkin karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay özel dairesince incelenerek, ilamında yazılı nedenlerle bozulmuş ise de mahkeme, önceki hükümde direnmiş, direnme kararı yine davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Özel daire bozma ilamında da yazılı olduğu üzere; 1- Alacaklının, borçluya karşı 2.11.1961 tarihinde yaptığı icra kovuşturması, adi belgeye dayanmaktadır. Bu kovuşturmaya karşı borçlu, 29.11.1961 günlü ve 10 Kasım 1961 tarihli ödeme emriniz, 27.11.1961 günlü tebellüğ edildi. Cevaben, İ. Beye borçlu bulunmadığımı arz ederim ifadeli dilekçe ile borçlu olmadığını belirterek itirazda bulunmuş, zamanaşımı savunmasını ileri sürmemiştir. Kovuşturmaya karşı vaki itiraz, itiraz gününde yürürlükte bulunan hükümler uyarınca ve kayıt pulu bulunmadığından geçersiz sayılarak kovuşturma kesinleşmiş ve alacak tahsil olunarak, alacaklıya ödenmiştir.
İşbu geri alma davasında, borçlu, hem alacağın esasında mevcut olmadığı ve hem de zamanaşımına uğradığı nedenine dayanmakta ise de; icra kovuşturmasına karşı zamanaşımı nedenine dayanan bir itiraz ileri sürülmemiş olması, zamanaşımı savunmasından vazgeçmiş olduğu anlamına gelir. Zira; zamanaşımı, taraflar arasındaki alacaklılık ve borçluluk ilişkisini ortadan kaldırmadığı gibi, borcun rızaen ödenmesini de engellemez. Bir kelime ile; zamanaşımı, esas hakkı değil, onu dava ve takip yetkisini düşürür. Olayda, borçlunun itiraz etmeksizin ödemede bulunmuş olması, zamanaşımına uğrayan bir borcun rızaen ödenmiş olması itibariyle, Borçlar Kanunu'nun 62'nci maddesinin Müruru zamana uğramış olan bir deyni eda .... için verilen şey alınamaz hükmü gereğince geri alınmasının istenmesi mümkün değildir ve bu yön, mahkemece göz önünde tutulmamıştır.
2- Öte yandan dava, iki adet yazılı belgeye dayanmaktadır. Belgeler inkar edilmemiştir. Bunlardan ikincisi sona ibraz edildiğinden, delillerin genişletilemeyeceği görüşüyle davaya karşı ileri sürülen savunmanın bu bölümü incelenmiştir. Oysaki usulde, tanık listesi konusundaki buyurucu hüküm dışında, delillerin genişletilemeyeceği konusunda bir kural yoktur. Mübrez belge, borçluluğu gösterir nitelikte olduğuna göre, davanın reddedilmesi gerekir.
Özel daire bozma ilamına bu nedenle uyulması gerekirken, önceki hükümde direnilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının kabulüne, direnme kararının 1 ve 2'nci bentlerde gösterilen nedenlerle dava reddedilmek üzere, HUMK'nun 429'uncu maddesi gereğince BOZULMASINA ve davalı taraf yararına avukatlık ücret tarifesi uyarınca takdir olunan 850 lira avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 15.04.1972 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy