(2004 S. K. m. 34, 38,148, 149)
Takibe şikayetten ibarettir.
Şikayet kabul edilmiştir.
İİK'nun 148'inci ve müteakip maddelerinde belirtildiği gibi, ipotek alacaklısının takip talepnamesiyle birlikte ibraz etmeye mecbur olduğu ipotek akit tablosu, resmi örneği kayıtsız-şartsız borç ikrarını ihtiva etmekte ve alacak da muaccel olmuş ise, takip, ilamların icrası yoluyla yapılarak borçluya icra emri gönderilir. Bu prosedürde mücerret itiraz, takibi durdurmaz. Borçlu bir dilekçe ile icra tetkik merciine başvurarak, takibin ertelenmesine karar almak zorunluluğundadır. Bu talebin, 33'üncü maddenin 1, 2 ve 4'üncü fıkraları uyarınca belgelendirilmesi şarttır. İpotek akit tablosu'nun yukarıda yazılı şartları ihtiva etmemesi halinde, ilamsız takip söz konusu olur. Bu halde borçluya icra emri değil, ödeme emri tebliğ edilir. İtirazla takip durur. 150/A maddesi delaletiyle 62'den 72'ye kadar sıralanan maddelerde yazılı hükümler, burada da tatbik olunur.
Yukarıda yazılı izahattan anlaşıldığı gibi, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip; biri ilamla, diğeri ilamsız olmak üzere iki şekilde yapılabilir. İlamlı takibe tabi hallerde 34'üncü madde hükmünün uygulanması zaruridir. Bu esaslar göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesi, usule aykırı, temyiz itirazı yerindedir. Merci kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 148'inci maddesinde zikredilen yetki 149'uncu maddede yazılı kayıtsız-şartsız borç ikrarını kapsayan ipotek tablosuna dayanılarak yapılan takiplerin dışında kalan ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi için yapılan takiplere münhasırdır.
Çünkü; sözü geçen 148'inci madde hükmüne istisna teşkil eden 149'uncu maddede; eğer alacaklı, kayıtsız-şartsız para borcunu, ikrarını kapsayan ipotek tablosuna dayanarak takip isteğinde bulunmuş ise, borçluya icra emri tebliğ edileceği ve icranın geri bırakılması için de ilamlı alacak takiplerine ilişkin 33'üncü maddenin 1, 2 ve 3'üncü fıkralarının uygulanacağı, aksi takdirde borçluya ödeme emri gönderilerek ilamsız alacaklara göre takip yapılacağı belirtilmiş olmasına ve gerekçesinde de bu maddenin, ilam niteliğinde resen düzenlenen borç senetlerine dair İcra ve İflas Kanunu'nun 38'inci maddesine mütenazır olarak sevk edildiğine işaret olunmasına göre, her iki maddenin birlikte mütalaa edilmesi sonucunda, ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesinde biri ilamlı, diğeri ilamsız olmak üzere iki türlü takip yolunun kabul edildiği açıkça anlaşılmaktadır. Alacaklı, 149'uncu maddede açıklandığı üzere, ilam niteliğinde kayıtsız-şartsız para borcu ikrarını kapsayan ipotek tablosuna dayanarak; taşınmazın paraya çevrilmesini istemiş olmasına göre, olayda ilamlı alacaklarda olduğu gibi, İcra ve İflas Kanunu'nun 34'üncü maddesi uygulanacağına binaen, yetki bahis konusu değildir. Yerinde olan Özel Daire ilamına uyulmak gerekirken, eski hükümde direnilmesi, usule ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulüne, direnme kararının, yukarıda gösterilen nedenle, HUMK'nun 429'uncu maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.03.1971 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy