(766 S. K. m. 47)
Dava: Taraflar arasında Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen şufa davası, görev yönünden tapulama mahkemesine gönderilerek, aynı taşınmaza ait tesbite itiraz davası ile birleştirilmiş ve yapılan yargılama sonunda dava mahkemece görev yönünden reddedilmiş karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 7 nci H. Dairesince Şufa davasının inşai bir hak olup, kullanılmakla doğduğu, mahkeme hükmünün ihdas edici bir nitelik taşımadığı bu nedenle Şufa davasına bakmak gerekeceği nedeniyle bozulmuştur.
Mahkeme ise bazı sebep ve düşüncelerle önceki kararda direnmiş ve direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnmeyi kapsayan son hükmün süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 766 Sayılı Tapulama Kanununun 47 nci maddesinin 1 nci fıkrasında genel olarak tapulama mahkemelerinin görevleri belirtildikten sonra aynı maddenin 3 ncü fıkrasında bu mahkemelerin görevi dışında kalan işlerle ilgili olarak şöyle denilmiştir. Tapulama tutanağının düzenlenmesi tarihinden ve tutanak sonradan tamamlanmış ve düzenlenmişse o tarihten sonra doğan haklara ilişkin uyuşmazlıklarla taksim, izalei şüyu veya muhtesata tebaan temellük, muhtesatın kal'i ve hedmi gibi mahkemeden ihdas edici nitelikte hüküm almayı gerektiren isteklerin incelenmesi tapulama mahkemesinin görevi dışındadır. Bu fıkranın yazılış biçiminden de anlaşılacağı gibi orada sınırlı olarak değil örnek olarak sayılanları da kapsamına alan, mahkemeden ihdas edici nitelikte hüküm almayı gerektiren bütün isteklerin incelenmesi tapulama mahkemelerinin görevi dışında bırakılmıştır. Şu halde 766 sayılı Yasanın 47 nci maddesinin son fıkrası hükmünce görev yönü tayin olunurken ileri sürülen isteğin mahkemeden hüküm almayı gerektirir ihdas edici nitelikte, bir istek olup olmadığının incelenmesi zorunludur. Olayda şuf'a davası, 766 sayılı Yasanın 47 nci maddesinin son fıkrası kapsamına giren nitelikte bir istem mahiyetini taşıdığından davaya bakmak tapulama mahkemesinin görevi dışında kalmaktadır. Direnme kararı bu nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunduğundan onanması gerekir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının reddiyle, yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının ONANMASINA, 13.03.1974 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy