(743 S. K. m. 890)
Dava: Taraflar, dava konusu gayrimenkulün hakiki zilyetliğinde ihtilaf etmişlerdir. Davacı, gayrimenkulün Selâmet'e ait olduğunu iddia etmiş, davalılar ise babaları ve miras bırakanları İlyas'tan kaldığını, mirasçılar arasında taksim edilmediğinden, mirasçı Selâmet'in yalnız başına satışının geçerli olmadığını savunmuşlardır.
Dinlenen şahitlerden gayrimenkulün kimden kaldığı ve davacıya satan Selâmet' in satışının geçerli olup olmadığı mahkemece layıkı veçhile tahkik edilmemiştir. Bu cihet incelenmeden gayrimenkulün verese arasında hisseli olup taksim edilmediğinden ve satıcı tarafından davalıya teslim de yapılmadığından bahsiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Şahitler, tarlanın davacıya Selâmet'le aynı evde oturdukları sırada davalılardan Şerafettin'le evlenmesini temin maksadıyla verildiğine şahadet etmişlerdir. Tarlanın Selâmet' e aidiyeti veya şayi hissedar olduğu tahakkuk ettiği takdirde hisse satışı geçerli olur. Kaldı ki beraber yaşadıkları bir sırada fiilen teslim de gerekmez. Bu cihetler gözönünde tutularak ve gerekli inceleme yapılarak bir karar verilmesi icap ederken noksan tahkikatla yazılı olduğu üzere hüküm tesisi Usul ve Kanun'a aykırıdır.
Temyiz olunan hükmün yukarıda yazılı sebeplere binaen bozulmasına 2613/2328 sayı ile 28.4.1966 gününde karar verilip yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; bazı sebep ve düşüncelerle eski hükümde direnmeye karar verilmiştir.
Davacı, nizalı tapusuz taşınmaz malı, 25.9.1964 tarihli (adi satış senedi) ile, 1500 liraya Selâmet Aydemir'den satın alıp tesellüm ettiğini, davalıların kendilerinin de hissedar oldukları iddiası ile tasarrufa engel olduklarını ileri sürerek müdahalenin menini istemiştir. Davalılar; dava konusu yerin babalarından kaldığını, hissedarlardan olan Selâmet'in yalnız başına yaptığı satışın geçerli olmadığını bildirerek savunmuşlardır.
Mahkemece, nizalı tapusuz (taşınmaz malın) hissedarlar arasında henüz taksim görmediği, Selâmet'in diğer hissedarların muvafakati dışında satış yapamayacağı, esasen zilyetliğin davacıya teslim edilmediği nedenleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının isteği üzerine bu hüküm özel dairece incelenerek; taşınmaz malın kimden kaldığı, davacıya satan Selâmet'in satışının geçerli olup olmadığı cihetlerinin layıkı veçhile tahkik edilmediği, tarlanın Selâmet'e aidiyeti veya şayi hissedar olduğu tahakkuk ettiği takdirde hisse satışının geçerli olacağı, birlikte yaşadıkları sırada satış yapıldığına göre, fiilen teslim gerekmeyeceğinin düşünülmemesi nedenleriyle bozmuş, mahkeme önceki gerekçelere ilâveten, Selâmet hissesinin dava edilmediğini ileri sürerek kararında direnmiştir.
Karar: Özel daire ile mahkeme arasındaki uyuşmazlık; Tapusuz taşınmaz malın hakiki zilyetlerinin kimler olduğu ve Selâmet'in tek başına yaptığı tasarrufun hukukî değeri ve bunun hissesinin davaya dahil olup olmadığı konularındadır. Davalı tanığı İlyas Dereli; Dere Köyü halkı Kafkasya'dan gelme oldukları için aralarındaki teamüle göre 9 senede bir köyün bütün toprağının hamur edilip nüfus sayısına göre ailelere taksim edildiğini, Mizalova mevkii nizalı tarlanın en son yapılan 1341 taksiminde davalıların babaları İlyas, anaları Selâmet ile bunların çocuklarına verildiğini bildirmiş, diğer tanıklar (Kafkas usulü) taksimi teyit etmişlerse de münazaalı yerin kimlere verildiğinde ittifak edememişlerdir. 2.9.1964 günlü, usulünce tanzim edilen senet muhtevasına göre, hissedarlardan Selâmet Aydemir tarlayı davacıya sattığını, zilyetliğini, devir ettiğini bildirmesine, tanık beyanlarının bu ciheti teyit etmesine, yapılan akdin ahlâka ve adâba aykırı bir yönü olmamasına göre Selâmet hissesinin satışı geçerlidir.
Davacı, taşınmaz malın tümünden müdahalesinin önlenmesini istediğinden Selâmet hissesinin de davaya dahil bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece yapılacak iş; dava konusu taşınmaz malın 1341 dağıtımında kimlere isabet ettiği hakiki zilyedinin kimler olduğu ve hissedarlardan olduğu tanık beyanlarıyla anlaşılan Selâmet'in hisse oranı tesbit olunarak davaya bu da ithal ettirilmek suretiyle varılacak sonuç çevresinde bir karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden direnme kararının yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, çoğunluk ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy