(931 S. K. m. 62)
1 - Çalışma süresi; işçinin iş akti uyarınca yükümlü bulunduğu işi ifa için, işverenin emrine girdiği andan çıktığı ana kadar devam eden süredir. Genel kural bu olmakla beraber 28.7.1967 tarihinde kabul edilip 4.8.1967 gününde yürürlüğe giren 931 sayılı İş Kanununun 62 nci maddesinde konu ele alınıp açıklığa kavuşturulmak istenmiş, bilfiil çalışılmamakla beraber işverenin emrine amade bulunulması nedeniyle iş süresinden sayılması lazım gelen haller tadat ve tesbit edilmiştir. Bu maddeye göre;
a) Madenlerde, taşocaklarında yahut her ne çeşit olursa olsun yeraltında veya su altında çalışacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler,
b) İşçilerin işveren tarafından iş yerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler,
c) İşçinin, işine ve işverenin her an buyruğunda hazır halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği süreler,
ç) İşçinin, işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya evinde, bürosunda veya işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler,
d) Emzikli kadın işçilerin çocuklarına süt vermek için belirtilecek süreler,
e) Demiryolları vesair yollar ve köprülerin yapılması, korunması yahut tamir ve tadil gibi işlerde vaki olduğu veçhile, işçilerin ikamet ettikleri mevkilerden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte nakledilmelerini gerektiren her türlü işlerde bunların toplu ve mukannen surette götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler,
Günlük kanuni iş sürelerinden sayılır. Mahkeme ile özel daire arasındaki anlaşmazlık bu maddeden (e) bendi hükmünün değişik şekilde anlaşılıp uygulanmasından doğmuş bulunmaktadır.
Davacı işçi, Ankara'ya 26 kilometre mesafede bulunan sabit ve daimi nitelik arzeden Esenboğa Hava Meydanında çalışmakta ve Ankara'da oturup işyerine davalı idarenin vasıtalarından faydalanarak gidip gelmektedir. Davacı bu geliş ve gidiş esnasında vasıtada geçen günde 60 dakikalık sürenin iş süresinden sayılmasını ve binnetice fazla mesai ücreti verilmesini istemiş, davalı da işyerinin, 62 nci maddenin (e) bendinde sayılan işyerlerinden ve burada görülen işlerin de demiryolları vesair yollar ve köprülerin yapılması, korunması, onarılması ve tadili gibi işlerden bulunmadığını, şehirde oturan işçilerin idare vasıtalarından faydalandırılmaları, işin mahiyetinden doğmayıp sırf sosyal yardım maksadına dayandığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
931 sayılı İş Kanununun yukarıda anılan (e) bendinde (demiryolları vesair yollar ve köprülerin yapılması, muhafazası yahut tamir ve tadili gibi işlerde olduğu veçhile) deyimi kullanıldığına göre geliş ve gidiş için vasıtalarda geçen müddetin iş süresinden sayılabilmesi için işin maddede sayılan veya mahiyetçe bunlara benzeyen işlerden bulunması, taşınmanın işin mahiyeti icabı olması şarttır. Yani madde metni işyerinin ve burada yapılan işin niteliği ne olursa olsun işçilerin vasıta ile götürülüp getirilmeleri halinde vasıtada geçen zamanın mutlaka iş süresinden sayılacağını kabule müsait değildir. Mülga 3008 sayılı İş Kanununda da buna paralel bir hüküm mevcuttur. Bu hüküm iş yerinin de görülen işin mahiyeti gözönünde tutulmayarak ve işverenin işçileri toplu şekilde işyerine götürüp getirmeleri bir (atıfet) olmayıp iş akdinin bir icabı bulunduğu düşüncesiyle ve mutlak şekilde bazı uygulamalara yol açmış, sosyal yardım maksadına matuf taşımaların kendi aleyhlerine bir durum yarattığını gören işverenlerin bu yardımdan kaçmaları işçilerin zararına neticeler doğurmuş olduğundan bütün bu hususları gözönünde tutan kanun yapıcı 931 sayılı Kanunu tedvin ederken 62 nci maddenin ikinci fıkrasına (işin mahiyetinden doğmayıp da işveren tarafından, sırf sosyal yardım gayesiyle işyerine getirilip götürülme esnasında araçlarda geçen süre iş süresinden sayılmaz) hükmünü koymak suretiyle durumu açıklamak lüzumunu duymuştur.
Demiryolları vesair yollar ve köprülerin yapılması, onarılması, korunması ilah... gibi işler ve bunların görüldüğü işyerleri özellik arz eder. Yol inşaatı ve onarımı, iş görüldükçe ilerleyen, ilerledikçe başka sahalara kayan işlerdendir. Günlük çalışmanın hangi kısımda ve ne şekilde ceryan edeceğini işveren tesbit edip toplanma mahallindeki işçileri kendi vasıtalarıyla buralara sevkeder. Bu yerlerin korunması da aynı özelliği taşır. Bunlardan gayri işlerin (e) bendi hükmü kapsamına sokulabilmesi ve vasıtalarda geçen zamanın iş müddetinden sayılabilmesi için bu mahiyette bulunmaları, yani götürüp getirmenin işin mahiyetinden doğmuş bulunması şarttır. (İşin mahiyetinden doğma) deyiminin maddede örneği verilen işlerin icra şekline ve işyerlerinin niteliğine göre anlaşılması ve uygulanması icabeder. Bir şeker fabrikası ve buna benzer fabrikaların veya inceleme konusu davada olduğu üzere sabit ve daimi tesisleri havi bir hava meydanının şehir ve kasaba içinde veya dışında kurulmuş olmaları mahiyetleri bakımından farklılık arz etmelerini gerektirmez. İşyeri aynı işyeri, görülen iş aynı iştir. şehir ve kasabalar dışındaki bu işyerlerine işçilerin vasıta ile götürülüp getirilmeleri (işin mahiyetinden) değil (aradaki mesafeden) doğma bir zarurettir. İşverenin bu şekil taşımaları (sosyal yardım) niteliğinde olduğundan vasıtada geçen zamanın iş süresinden sayılması mümkün değildir. Bu nedenlerle özel dairenin 931 sayılı Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihten sonraki devre için yolda geçen zamanın iş süresinden sayılmaması hususuna değinen bozma sebebi prensip olarak yerindedir.
2 - Bilirkişi raporunda ve direnme kararında işaret olunduğu üzere, davacının bağlı bulunduğu sendika ile davalı işveren arasında 931 sayılı İş Kanununun yürürlüğe girmesinden önce ve 1.4.1967 tarihinde başlamak, 1.4.1968 tarihinde sona ermek üzere bir yıl süre ile aktedilen toplu sözleşmenin 7 inci maddesinin (F) bendinde (işçinin işyerinde hazır olarak işverenin emrini beklerken iş verilmeden geçen zaman ile, belediye hudutları ile işyeri arasında idarenin temin ettiği vasıta ile gidiş gelişlerde yolda geçen zamanlar iş müddetinden sayılır) hükmü konulmuş olup bu sözleşme hükümleri sözleşme süresinin sonuna kadar geçerlidir.
Ancak, bilirkişi raporuna ilişik tabloda tazminat hesabı sözü edilen toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihini aşacak surette ve 22.10.1969 dava tarihine kadar yapılmış ve mahkemece fazlaya ilişkin talep hakkı mahfuz kalmak kaydıyla taleple bağlı olarak 4000 liranın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; 1967 yılında yapılan toplu iş sözleşmesinin hitamı olan 1.4.1968 tarihine kadar yolda geçen zaman karşılığı tazminat tutarının bilirkişiye hesaplattırılarak hüküm altına alınmasından ibarettir. Özel daire bozma ilamına uyulmak icabederken önceki hükümde direnilmesi isabetsiz, temyiz isteği yerindedir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının kabulüne ve direnme kararının yukarıda 1 ve 2 nci bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, çoğunluk ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy