(818 S. K. m. 332) (506 S. K. m. 26) (1086 S. K. m. 275)
Dava: 1- Yapılan soruşturmaya, toplanan delillere ve kararın dayandığı sebeplere göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yönlere ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
2- Dosyadaki tanık sözlerine davalı işletmenin yol işlerinde çalışan işçileri ve bu arada ölen işçi (İ.S.) her zaman olduğu gibi olay günü de paydos yapmaya yarım saat kaldığı halde yolun onarımı işinde çalışmakta olan buldozere binmek istemişlerdir. Kaza da bu sırada olmuş (İ.S.) buldozerin paletleri altında kalarak ölmüştür.
Ölüme sebebiyet veren buldozer motorlu araçtır. İnsan taşımaz, yani taşıt aracı değildir. Bu yüzden işçilerin akşam paydosundan sonra evlerine dönerken yaya yürümemek için buldozere binmeleri doğru değildir. İşverenin işçilerinin bu tehlikeli hareketlerini önlemek için tedbir alması veya işçilere iş dönüşü için uygun taşıt aracı sağlaması gerekirdi.
O halde, bu konuda taraflardan bilgi almak gerekirse ikame edecekleri deliller toplanmak ve bundan sonra işverenin olayda kusurlu olup olmadığı yönü, teşkil edilecek üç kişilik bilirkişi kuruluna inceletmek gerektir.
Mahkemenin bu yönü gözönünde tutmaksızın eksik soruşturmaya dayanarak kusurun ölen işçide olduğu inancına vararak isteği reddetmesi usule ve kanuna aykırıdır.
Temyiz edilen kararın ikinci bentte gösterilen sebepten bozulmasına ve davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine 4741/10103 sayı ile 12.7.1968 gününde karar verilip yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; bazı sebep ve düşüncelerle eski hükümde direnmeye karar verilmiştir.
Karar: Davacılar (S.S.) kendisine asaleten, çocukları (H.S.) ve (H.S)'ya velayeten ve diğer davacılar (H.S.), (N.S.) ve (H.S.) vekili, davalı Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açmış olduğu davada, müvekkillerinin muini ve murisi (İ.S.) davalı Genel Müdürlüğe ait Ayancık Orman İşletmesi, Çukurçay mevkiinde tarım işçisi olarak çalışmakta iken vaki dikkatsizlik ve tedbirsizlik neticesinde, 24 tonluk yol makinesinin altında kalarak ezilmesi sonucu öldüğünü ve olayda (İ.S.)'ya atfı kabil bir kusur mevzu bahis olmadığını, (İ.S.) vefatıyla ailesi fertleri davacıları maddi ve manevi zarara uğrayıp, destekten yoksun kaldıkları ileri sürerek fazlaya ait talep hakkı saklı kalmak üzere onbiner lira maddi ve onbeşer bin lira manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayda ölen (İ.S.)'nın yüzde yüz kusurlu olduğunu, Borçlar Kanununun 332 nci maddesine göre alınması gereken bütün tedbirleri almış olan idareye ve memurlara, istihdam edilen kimselere, çalıştırılanlara, atfı kabil kusur olmadığını bildirerek davanın reddedilmesini istemiştir.
Mahalli mahkemece verilen, (olayda dozeri kullanan şahsın hiçbir kusuru olmadığı, bütün kusur ve dikkatsizliğin ölen (İ)'de bulunduğu) nedenine dayanan (davanın reddine mütedair) karar davacılardan yalnız (S.S.) vekilinin temyizi üzerine Yargıtay özel dairesince incelenerek ilamın ikinci bendinde yazılı nedenle bozulmuş ise de mahkeme önceki hükümde direnmiş, direnme kararı bu kerre tüm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1 - Bozmadan önceki kararı temyiz etmeyen diğer davacıların direnme kararını temyiz suretiyle haklarında evvelce kesinleşmiş olan hususların Yargıtay'ca incelenmesini isteyemeyecekleri cihetle bunlara ait temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2 - Davacı (S.S.)'nın temyiz isteğine gelince; Hukuk Genel Kurulunda dava dosyası ile işbu dosya içerisine konulmuş olan ceza davası dosyasındaki kağıtlar ve tanık ifadeleri yeniden okunmuş ve ölümle sonuçlanan olayın; 16.9.1964 günü saat 16.00 sıralarında, Çukurçay yolunda amele çavuşu ile yol çavuşunun yönetiminde buldozer ve amelelerin çalıştığı sırada meydana geldiği ve vaktin çalışma saatinin bitimine yaklaşmasından buldozerin yol yaparak ileri geri hareketlerine devam etmek suretiyle toplantı yerine doğru gitmekte iken, bir kaç amelenin buldozerin toplantı yerine dönmekte olduğu zannıyla ve bir dereceye kadar, tanık (M.S.) ceza dosyasındaki ifadesine göre buldozer operatörünün de müsaadesiyle, buldozer üzerine bindikleri ve bunları gören maktulün de buldozere geriden binmek isteği veya bindikten sonra inmek istediği sırada buldozerin aniden geri manevra yapmasından palet altında kalarak öldüğü ve hatta, bu olaydan önce operatör yardımcısının bir fıçıyı götürmek üzere çalışma yerini terk etmiş bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkemenin, hükmüne dayanak yaptığı 20.7.1967 günlü bilirkişi raporunda sadece olayın ceryan tarzı maktul ve dozer operatörü açısından ele alınmış ve kusurun operatörde olmadığı, tamamen ölende olduğu belirtilmekle yetinilmiş ve işin görülüşündeki özelliklerine ve çalıştırılan işçilerin sosyal durumlarına göre işverenin aldığı veya alması gereken güvenlik tedbirlerinin neden ibaret olduğu yönünden herhangi bir inceleme yapılmadığı ve düşünce izhar edilmediği görülmüştür.
Gerçekten, ölüme sebebiyet veren buldozer motorlu bir araç olup yol ve buna benzer işlerin yapılmasında kullanılır. Bunun dışında ve bilhassa insan taşıma aracı olarak kullanılması olağan değildir. İşveren, işçilerin bu sakıncalı hareketlerini ve iş dolayısıyla karşılaşabilecekleri tehlikeleri önlemek üzere, işin görülüşündeki özellikleri de gözönünde tutarak gerektiği ölçüde güvenlik tedbirlerini almak zorunluluğundadır.
Bu itibarla mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan esaslar dahilinde işveren tarafından gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmış olup olmadığı alınmışsa bunların nelerden ibaret olduğu, taraflardan bilgi alınmak ve gerekirse ikame edecekleri delilleri toplamak suretiyle araştırılıp tespit edilmek ve bundan sonra işverenin olayda kusurlu olup olmadığı yönünün teşkil edilecek üç kişilik bilirkişi kuruluna incelettirilerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Sonuç : 1 - (S.S.)'dan gayri davacıların temyiz itirazının 1 inci bendde gösterilen nedenle reddine,
2 - (S.S.)'nin temyiz itirazının kabulü ile direnme kararının 2 nci bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA çoğunluk ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy