(1475 S. K. m. 62)
Dava: Taraflar arasındaki yolda geçen müddetin karşılığı fazla mesai davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; E.... 1 inci Asliye Hukuk (İş) Hakimliğinden verilen 20.11.1969 gün ve 333/1033 sayılı hükmün incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesince: (Davanın konusu, yolda geçen sürenin iş süresinden sayılarak karşılığının ödetilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkeme, 3008 sayılı Kanunun yürürlükte bulunduğu devre ile birlikte 931 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki fazla çalışma paralarını da hüküm altına almıştır.
Buna karşı davalı taraf, mahkeme kararının yasaya aykırı olduğunu savunmuştur.
1- Yapılan soruşturmaya, toplanan delillere ve kararın dayandığı gerekçeye göre aşağıki bendin kapsamı dışındaki yönleri hedef tutan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2 - Gerçekten toplanan delillere ve belgelere göre 3008 sayılı Kanunun yürürlükte kaldığı devre için yolda geçen zamanın iş süresinden sayılarak, fazla çalışma paralarının hüküm altına alınması yasaya uygundur.
Ancak dava dilekçesindeki istek, 931 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki devreyi de kapsamakta olup, mahkemece, bu devreye ait isteğin de hüküm altına alınmış olması doğru değildir. Zira, sözü edilen Kanunun 62 nci maddesinin 2 nci bendinde, işin mahiyetinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal yardım gayesiyle işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen zaman iş süresinden sayılmaz denilmektedir. İşyeri ise sabit bir işyeridir. İşverenin, işçileri kendi araçlarıyla hep birlikte götürüp getirmesi işin icabından olmadığı gibi işin mahiyetinden de doğmamaktadır. Bu nedenle taşımayı bir atıfet ve sosyal yardım olarak kabul etmek gerekir. O halde, davalının bu yönü hedef tutan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen kararın 2 nci bentte gösterilen sebepten bozulmasına ve diğer yönlere ilişkin itirazların reddine 4122/3939 sayı ile 22.4.1970 gününde) karar verilip yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; bazı sebep ve düşüncelerle eski hükümde direnmeye karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı Türkiye Şeker Fabrikaları A. Ş. vekili Avukat O. K.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnmeyi kapsayan son hükmün süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Çalışma süresi, işçinin iş akdi uyarınca mükellef bulunduğu işi ifa için işverenin emrine girdiği andan çıktığı ana kadar devam eden süredir. Genel kural bu olmakla beraber 20.7.1967 gününde kabul edilip 4.8.1967 gününde yürürlüğe giren 931 sayılı İş Kanununun 62 nci maddesinde konu açıklığa kavuşturulmak istenmiş, bilfiil çalışılmamakla beraber işverenin emrine amade bulunması nedeniyle iş süresinden sayılması lâzım gelen haller tadat ve tespit edilmiştir. Bu maddeye göre;
a) Madenlerde, taşocaklarında yahut her ne çeşit olursa olsun yer altında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler,
b) İşçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler,
c) İşçinin, işinde ve işverenin her an buyruğunda hazır bir halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği süreler,
ç) İşçinin, işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya evinde, bürosunda veya işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler,
d) Emzikli kadın işçilerin çocuklarına süt vermek için belirtilecek süreler,
e) Demiryolları vesair yollar ve köprülerin yapılması, korunması yahut tamir ve tadil gibi işlerde vaki olduğu veçhile, işçilerin ikamet ettikleri mevkilerden uzak bir mesafede bulunan işyerlerinde hep birlikte nakledilmeleri icap eden her türlü işlerde bunların toplu ve mukannen surette götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler işçinin günlük kanunî iş sürelerinden sayılır.
Mahkeme ile özel daire arasındaki anlaşmazlık bu maddenin (e) bendi hükmünün değişik şekilde anlaşılıp uygulanmasından doğmuş bulunmaktadır.
Davacı işçi, Elazığ'a 35 kilometre mesafede bulunan ve daimi nitelik arzeden etrafı kısmen meskûn şeker fabrikasında çalışmakta ve Elazığ'da oturup işyerine müessesenin vasıtalarından faydalanarak gidip gelmektedir. Davacı bu geliş ve gidiş esnasında vasıtada geçen günde 90 dakikalık sürenin iş süresinden sayılması ve binnetice fazla mesai ücreti verilmesini istemiş, davalı da işyerinin 62 nci maddenin (e) bendinde sayılan iş yerlerinden ve burada görülen işlerin de (Demiryolları vesair yollar ve köprülerin yapılması, korunması, onarılması ve tadili gibi işlerden) bulunmadığını, şehirde oturan işçilerin fabrika vasıtalarından faydalandırılmaları işin mahiyetinden doğmayıp sırf sosyal yardım maksadına dayandığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
931 sayılı İş Kanununun yukarıda anılan (e) bendinde (Demiryolları vesair yollar ve köprülerin yapılması, muhafazası yahut tamir ve tadili gibi işlerde olduğu veçhile) deyimi kullanıldığına göre geliş ve gidiş için vasıtalarda geçen müddetin iş süresinden sayılabilmesi için işin maddede sayılan veya mahiyetçe bunlara benzeyen işlerden bulunması, taşımanın işin mahiyeti icabı olması şarttır. Yani madde metni iş yerinin ve burada yapılan işin niteliği ne olursa olsun işçilerin vasıta ile götürülüp getirilmeleri halinde vasıtada geçen zamanın mutlaka iş süresinden sayılacağını kabule müsait değildir. Mülga 3008 sayılı İş Kanununda da buna paralel bir hüküm mevcuttur. Bu hüküm işyerinin ve görülen işin mahiyeti gözönünde tutulmayarak ve işverenin işçileri toplu şekilde işyerine götürüp getirmeleri bir (atıfet) olmayıp iş akdinin bir icabı bulunduğu düşüncesiyle ve mutlak şekilde bazı uygulamalara yol açmış, sosyal yardım maksadına matuf taşımaların kendi aleyhlerine bir durum yarattığını gören işverenlerin bu yardımdan kaçmaları işçilerin zararına neticeler doğurmuş olduğundan bütün bu hususları gözönünde tutan kanun yapıcı 931 sayılı Kanunu tedvin ederken 62 nci maddenin ikinci fıkrasına (işin mahiyetinden doğmayıp da işveren tarafından, sırf sosyal yardım gayesiyle iş yerine getirilip götürülme esnasında araçlarda geçen zaman iş süresinde sayılmaz) hükmünü koymak suretiyle durumu açıklamak lüzumunu duymuştur.
Demiryolları vesair yollar ve köprülerin yapılması, onarılması, korunması ilâh...gibi işler ve bunların görüldüğü iş yerleri öncelik arzeder. Yol inşaatı ve onarımı iş görüldükçe ilerleyen, ilerledikçe başka sahalara intikal eden işlerdendir. Günlük çalışmanın hangi kısmında ve ne şekilde cereyan edeceğini işveren tespit edip toplanma mahallindeki işçileri kendi vasıtalarıyla buralara sevkeder. Bu yerlerin korunması da aynı özelliği taşır. Bunlardan gayri işlerin (e) bendi hükmü kapsamına sokulabilmesi ve vasıtalarda geçen zamanın iş müddetinden sayılabilmesi için bu mahiyette bulunmaları yani götürüp getirmenin işin mahiyetinden doğmuş bulunması şarttır. (İşin mahiyetinden doğma) deyiminin madde de örneği verilen işlerin icra şekline ve iş yerlerinin niteliğine göre anlaşılması ve uygulanması icabeder. Bir şeker fabrikası ve buna benzer fabrikaların şehir ve kasabalar içinde veya dışında kurulmuş olmaları mahiyet itibariyle farklılık arz etmelerini gerektirmez. İşyeri aynı işyeri, görülen iş aynı iştir. Şehir ve kasabalar dışındaki bu işyerlerine işçilerin vasıta ile götürülüp getirilmeleri (İşin mahiyetinden) değil (aradaki mesafeden) doğma bir zarurettir. İşverenin bu şekil taşımaları sosyal bir yardım olup vasıtada geçen zaman iş müddetinden sayılamaz. Bu gibi hallerde işçiler iş akdini yaparken işyerinin uzaklığını, sosyal yardımların şekil ve vüs'atını gözönünde tutarak ona göre ücret talep ederler. Mülga Kanun zamanında Hukuk Genel Kurulundan çıkmış bazı kararların mevcudiyetinden söz edilmekte ise de işyerinin ve görülen işin mahiyeti ve icaplarının aynı olması ve yeniden tedvin edilen 62 nci maddenin 2 nci fıkrasının açık hükmü karşısında mezkûr kararların bu dava için emsal olarak kabul edilmesine imkân yoktur.
Bu itibarla özel daire bozma ilâmına uyulmak icap ederken önceki hükümde direnilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerle H.U.M.K. nun 429 uncu maddesi gereğince BOZULMASINA 14.07.1971 gününde çoğunlukla karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy