(818 S. K. m. 24)
Dosya münderecatına ve hükmün istinat ettiği mucip sebeplere göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen itirazlar yerinde görülmediğinden reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasını kapsayan 2.7.1970 gün ve 3002/4518 sayılı ilamın karar düzeltilmesi yoluyla incelenerek; davacı 23 parça tapuda kayıtlı taşınmazın 11, 181 dekar üzerinden satıldığının oysa ölçü sonunda 6555 dekar 500 metrekare geldiğinden aradaki farktan ötürü halen ipotekli borç görülen 600 bin liralık ipoteğin iptali ve artan 24.442,50 liranın davalılardan tahsilini dava etmiştir.
Mahkemece akit tablosunda yüzölçümüne dayanan bir satış olmadığından dava ret olunmuş ve bu hüküm onanmış ise de; Bu kere yapılan inceleme sonunda:
Dava dilekçesinin kapsamının tümünden davacının hataya düşürüldüğünden yapılan işlemin düzeltilmesi istenildiği görülmüş ve dava bu hukuki duruma dayanılmıştır.
Satın alan davacılarının gazete ile yapılan ilan üzerinde 12 bin dönümlük çiftlik bir dönümü 150 liradan satışa çıkarıldığı ve bu miktarın daha önce izaleyi şuyu dosyasından fen ehline yaptırılan krokide gösterilen miktara uygun bulunduğu görülmüştür.
Sonradan davacıların kendileri müracaat ederek kadastrosunu yaptırdıklarından satılan yerin yüzölçümünün izaleyi şuyu dosyasında kroki ile tespit edilen miktardan 4625,5 dekar eksik bulunduğunu görerek hataya düşmüş olduklarını anlamışlardır.
BK. nun 24 üncü maddesinin 3 numaralı bendine göre hata ettiğini iddia eden tarafın taahhüt ettiği ivazın kastettiği şeyden önemli surette çok ve mukabil ivazın önemli surette az olması halinde esaslı hata var demektir. Burada satım konusu olan ve ilan edilen miktarla ölçü sonunda ortaya çıkan miktar ve ivazlar arasında önemli fark olduğunu kabul etmek zorunluluğu vardır. Davacının bilerek ve kötü niyetle hataya düştüğü hakkında bir iddia ve delil de yoktur.
Hatanın varlığı böylece kabul edilince düşünülecek nokta süresinde açılıp açılmadığıdır. Bu süre 31 inci maddeye göre bir yıl olup aynı maddenin 3 üncü fıkrasına göre hatanın anlaşıldığı günden itibaren işlemeğe başlar. Davacıların tapu satın almaları Mayıs 1967 tarihindedir. Hataya düştüklerini anlamaları Kadastro ölçümü yapıldıktan sonradır. Bu yerde kadastronun başlangıcı ise 4/Nisan/1968 dir. Davanın açılması ise, 18.11.1968 olduğuna göre bir yıllık hak düşürücü süre olmadan davanın açıldığını kabul etmek gerekir.
Bu durumda, hatadan ötürü davanın kabulü gerekirken davanın reddi doğru görülmediğinden onama kararının kaldırılarak hükmün gösterilen nedenlerden ötürü bozulmasına 7611/6439 sayı ile 28.10.1970 gününde karar verilip yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; önceki hüküm usule ve kanuna uygun görüldüğünden bahsi ile direnmeye karar verilmiştir.
Davacılar, 23 parça tapulu gayrimenkulü kapsayan D. Çiftliğini, yapılan satış ilanı ve izaleyi şuyu dosyasında bulunan haritada gösterilen 11.181 dekar olarak, dekarı 135 liradan pazarlıkla birbuçuk milyon liraya satın aldıklarını, ancak yaptırılan tapulama sonunda çiftliğin 6555 dekar 500 metrekare olduğunun meydana çıktığını, 4625,5 dekar noksan çıktığından miktarda hataya düştüklerini iddia ile satış bedelinden bakiye 600.000 liranın tahsilini ve fazla ödenen 24.442 lira 50 kuruşun davalılardan tahsilini, bu borç için konmuş ipoteğin fekkini istemişlerdir.
Davalılar, dönüm üzerinden satış yapmadıklarını savunmuşlardır.
Mahkemece, akit tablosunda yüzölçümüne dayanan bir satış mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel daire, (Borçlar Kanununun 24/3 maddesine göre, hata ettiğini iddia eden tarafın taahhüt ettiği ivazın kastettiği şeyden önemli surette çok, mukabil ivazın önemli surette az olması halinde esaslı hata var demektir. Olayda satış konusu olan ve ilan edilen miktar ile ölçü sonunda ortaya çıkan miktar ve ivazlar arasında önemli fark olduğunu kabul etmek zorunluluğu bulunduğu nedeniyle) hükmü bozmuştur. Mahkeme ise, satışın miktar üzerinden değil, tapu hudutlarına göre yapıldığı, satıcının Borçlar Kanununun 215 nci maddesine göre miktar eksikliğini teminle yükümlü olmadığı nedeniyle ilk kararında direnmiştir.
Özel daire ile mahkeme arasındaki uyuşmazlık; gazete ile yapılan satış ilanında 12000 dönüm, izaleyi şuyu ilan krokisinde 11,181 dekar gösterilen çiftliğin 1967 yılındaki satışından sonra yaptırılan tapulama da 6555,5 dekar olarak tespit edildiğine göre davacıların miktarda hataya düşürüldüklerinden bahsi ile 624.442 lira bedel tenzili isteyip, isteyemeyecekleri konusundadır.
Gerçekten, davalılar 7 Mayıs 1967 tarihli hürriyet gazetesinde 12000 dönüm yüzölçümlü D. Çiftliğine beher dönümünü 150 liradan satacaklarını ilan etmişlerdir. Müşteriye gösterdikleri izaleyi şuyu ilamı ile dayanağı olan haritada miktarın 11.181 dekar olduğu dosyadaki gazete ve belgelerden anlaşılmaktadır. 1968 tarihli tapulamada tespit edilen miktarın 6555,5 dekar ve miktar farkının 4625,5 dekar olduğunda uyuşmazlık yoktur.
Ancak, Mayıs 1967 tarih 69-91 numaraya kadar olan tapuların iktisap sütunlarında 23 parça D. Çiftliğinin 1,5 milyon liraya davacıların satın aldıkları, 300.000 lirasını peşin ödeyip, geri kalan borç için 23 parça tapunun ipotek edildiği yazılıdır. Temlike konu tapulardaki miktarlar toplamının da 6573 dönüm 284 mı olduğu, resmi senetteki satışın miktar ve dönüm esasına dayanmadığı görülmektedir. Bu maddi vakıalar ve açıklanan belgeler karşısında uyuşmazlığın, çözümünde uygulanacak yasa hükmü Borçlar Yasasının 24 üncü maddesi değil, taşınmaz mal satımına ilişkin 215/1-2 maddesi olması gerekir.
Mahkeme Borçlar Yasasının 215 inci maddesine dayandığına göre direnme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Davacı tarafın temyiz itirazlarının reddine, yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun görülen direnme kararının ONANMASINA çoğunlukla karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy