(406 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki muarazanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Manisa Asliye 2. Hukuk Mahkemesince, davanın reddine dair verilen 27.4.1970 gün ve 1970/239 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11.9.1970 gün ve 6768-5238 sayılı ilamıyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü :
Karar: Davanın konusu, davacının maliki bulunduğu taşınmaza davalı idare tarafından dikilen telefon direkleri ve hatlarının sökülmesi isteminden ibarettir.
Olayda 4.2.1340 günlü ve 046 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 14. maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir. Söz konusu maddeye göre "hükümet eşhasın tahtı tasarrufundaki arazinin dahilinde ve emlak ve müessesatın haricinde telgraf ve telefon tesisatı inşasına selahiyattardır. Ancak yapılacak tesisat, işbu arazi emlak ve müessesatın istimal ve istifadesini haleldar etmemesi lazımdır." Bu hükümler uyarınca bir taşınmaz üzerinde tesisat yapılması halinde taşınmaz mal malikinin mülkiyet hakkı devam eder ve yapılan işlem hukuk açısından ne bir kamulaştırma ve ne de irtifak hakkı kurma olarak nitelendirilebilir. Aksine yasa koyucu, malikin mülkiyet hakkını korumak amaciyle kurulacak telgraf ve telefon tesisatının taşınmaz malın malikinin kullanma ve yararlanmak haklarını engellememesi koşulunu öngörmüştür. Demek oluyor ki bir taşınmaz üzerinde 406 sayılı kanunun 14. maddesi hükmünce telgraf ve telefon tesisatı kurulması malikin taşınmazı kullanma ve ondan yararlanmak haklarını engellememesi halinde mümkündür.
O halde mahkemece yukarıdaki açıklamaların ışığı altında, dava konusu tesisatın malikin taşınmazdan yararlanma ve onu kullarıma haklarım engelleyip engellemediği araştırılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken eksik incelemeye dayanan önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429, maddesi uyarınca bozulmasına 7.2.1975 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy