(743 S. K. m. 507)
Dava: Davacı gerek dava dilekçesinde, gerekse sonradan verdiği yazılı açıklamasında, davasının iade dileğinden ibaret bulunduğunu belirtmiş, iade müessesesine ilişkin kanun maddesini de göstermiştir.
Bu arada 507 inci maddenin dahi ileri sürülmüş bulunması davasının iade değil bir tenkis talebi olarak tanımlanmasını gerektirmeyeceği gibi mahkemece bu davanın tenkis olarak kabul ve takdir olunmasının mucip sebepleri kararda belirtilmediğinden benimsenen görüş ve yorumlama tarzının temel nedenlerini anlamağa da imkan elvermeyeceği meydandadır. O halde davanın tenkisi değil fakat davacının açık ifadesi veçhile iade isteği olarak kabulü iktiza eder.
İade davalarında zaman aşımının bir yıl olmayıp, on yıl olduğu ve bu zaman aşımının başlanacağı ise taksimin kesinleştiği tarih olmak lazım geleceği doktrin ve mahkeme içtihatları ile belli olmuş bir yöndür. Vazifeli mahkeme açılan iade davasına tenkis vasfı vererek bir yıllık zaman aşımı hükmünü uygulamakla zühul etmiştir.
Üstelik bu zaman aşımının hangi tarihte başlayacağını da karar yerinde belirtmemiştir. Davacı tarafın dava dilekçesinden sonra verdiği ikinci açıklama yazısında, olaya ıttılaının davadan beş altı ay kadar evvel olduğunu belirtmiş bulunmasına göre, davanın ıttılaından itibaren bir yıl içinde açıldığını kabul etmemekte isabetsizlik aşikardır. Davacı dava dilekçesinde alacağını ve hakkını davasız elde etmek maksadı ile kardeşi olan davalıya bir kaç defa başvurduğunu söylemekte ise de, bu başvurmaların dava açılmazdan bir yıl önceye kadar gittiğini kesinlikle gösteren bir dayanak dosyada mevcut değildir.
Demek ki ıttılaın başlangıcını davadan bir yıl önceye götürmesi mahkemenin kabulüne göre de yanlıştır. Ve ıttılaın hangi tarihte vaki olduğunun her halde tarafların bu konuda gösterecekleri tanıklar dinlendikten sonra takdir ve tespit etmek lazım gelirdi.
Yukarıdan beri açıklanan yönlerden belirdiği üzere, Mahkemenin kararı hem davanın tenkis olarak kabulü bakımından isabetsiz hem de kabule göre dahi zaman aşımının başlangıcını davadan bir sene önceye kadar götürmenin dayanaksızlığı itibariyle hatalı bulunmaktadır. Bozma istemi bu sebeplerle yerinde ve haklıdır. Dava, iade talebinden ibarettir. Temyiz isteğinin belirtilen sebeplerden ötürü kabulüyle hüküm bu düşüncelerle BOZULMASINA, 2862/5059 sayı ile 11.11.1969 gününde karar verilip yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; bazı sebep ve düşüncelerle önceki hükümde direnmeye karar verilmiştir.
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki kağıtlara ve dayandığı gerektirici sebebe göre, yerinde olan ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen özel daire bozma ilamına uyulması gerekli iken önceki hükümde direnilmesi yasaya ve dosya muhtevasına aykırıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulüne, direnme kararının özel daire bozma ilamında gösterilen sebepten BOZULMASINA, 14.04.1973 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy