(1475 S. K. m. 42, 43)
Dava: Dava, bir iş karşılığı olmayan hafta ve genel tatil parasının tahsiline ilişkindir.
Davalı işveren vekili karşılık dilekçesinde, davacının maktu aylıklı işçi olduğunu ve 1.7.1964 tarihinde akdedilen toplu iş sözleşmesinin 24 üncü maddesi uyarınca, dava konusu tatil paralarının maktû aylık içine dahil bulunduğunu savunmuştur.
Gerçekten dosyada mübrez toplu iş sözleşmesinin 24 üncü maddesinde, maktû aylık ücretin içinde bir ay içindeki çalışılmayan hafta ve tatil ücretlerinin dahil olduğu yazılıdır. Böylece savunma doğrulanmıştır. Her nekadar davacının iddiasına dayanak yaptığı aynı toplu iş sözleşmesinin 21 inci maddesinde, aylık maktu brüt ücretli işçilerden söz edilmekte ise de bu ibare ile gündelik ücrete göre iş parasını aydan aya alan işçilerin kasdedildiği için maktu aylıklı davacının bu hükme dayanarak dava konusu istekleri ileri sürmesi mümkün değildir.
Nitekim, 21 inci maddenin 6 ncı bendinde toplu iş sözleşmesinin 24 üncü maddesi hükümlerinin saklı tutulmuş olması da bu yönü doğrulamak- tadır. Öte yandan maktu aylık içine çalışılmayan hafta ve genel tatil ücretlerini dahil eden sözleşmenin 24 üncü maddesi hükmü 4.7.1960 gün ve 2/17 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına da uygundur. O halde davacı toplu iş sözleşmesinin 24 üncü maddesinin açık hükmü karşısında dava konusu tatil paralarını isteyemez.
Mahkemenin sözleşmenin 21 inci maddesine yanlış mâna vererek istekleri hüküm altına alması usule ve yasaya aykırıdır. Temyiz edilen kararın gösterilen sebepten bozulmasına 1361/15001 sayı ile 25.5.1971 gününde ) karar verilip yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; bazı sebep ve düşüncelerle önceki hükümde direnmeye karar verilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandığı gerektirici nedenlere, davanın bir iş karşılığı olmayan hafta ve genel tatil parasının tahsiline ilişkin bulunmasına, Hukuk Genel Kurulunda incelenen toplu iş sözleşmesi hükümleri anlamına evvelce açılmış ve toplu iş sözleşmesi hükümleri hilâfına davacı yararına sonuçlanmış bulunan aynı nitelikteki bir kısım isteği kapsayan dava sonunda verilen kararın, daha sonra açılan bu davada kazanılmış hak sayılamayacağına göre özel daire bozma ilâmına uyulmak gerekirken önceki hükümde direnilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazının kabulüne, direnme kararının yukarıda açıklanan ve özel daire bozma ilamında gösterilen nedenle BOZULMASINA çoğunlukla karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy