(743 S. K. m. 933)
Davacının dayandığı kayıt davalı tapusunun uyduğu sahayı tamamen çevirmediğine ve Kuzey yön açık kaldığına ve sırt değişebilir sınırlardan olduğuna göre tapu muhtevasının miktara hasredilmesi ve ancak davacı tapusunun miktarı tesbitinde davalı tapusunun iptaline karar verilmesi gerekli iken yazılı olduğu üzere hüküm tesis edilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bu sebepten ötürü bozulmasına 8118/7242 sayı ile 15.11.1968 gününde karar verilip yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; bazı sebep ve düşüncelerle önceki hükümde direnmeye karar verilmiştir.
Davanın konusu; 1296 tarihinden beri tapu sicilinde kayıtlı bulunan tarlaya 1947 yılında sahte belgelere dayanılarak senetsizden tesis edilen tapu kaydının iptali isteğinden ibarettir. Davalı tapu kaydının iptaline ilişkin 3.5.1966 günlü hükmün özel dairece davacıya ait tapu kaydı kapsamının sıhhatli bir şekilde tesbiti gerektiği yönünden bozulması üzerine mahkemece uyulan bozma kararı gereğince yapılan keşif ve yargılama sonunda yeniden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu hükmün dahi özel dairece davacı kaydının davalı tarafın tapusunun uyduğu sahayı tamamen çevirmediği ve bir haddinin sırt olduğu gözönünde tutularak tapuda yazılı miktara hasren karar verilmesi gerektiği yönünden bozulması üzerine mahkemece davalı kaydının sahte belgelere dayandığı, davacı tapusu uysa da uymasa da iptalin zorunlu olduğu ileri sürülerek önceki kararında direnilmiştir.
1- Medenî Kanunun 933. maddesi uyarınca aynî hakları haleldar olan kimse tapu siciline yapılan haksız tescilin tadil veya terkinini isteyebilir. O halde ayni hakkı bulunmayan kişinin ilgili olmadığı bir taşınmaza ait tapu kaydının sahteliğini ileri sürerek onun iptalini dava etmeye hakkı yoktur. Nitekim davacı da 1296 tarihli tapu kaydına dayanmış olup bu kayıt davalı tapusunun uyduğu yerin ne kadarını kapsarsa dava ancak o miktar üzerinden kabul edilebilir. Esasen mahkemece ilk bozma kararına uyulmuş olmakla bu hususta usulen kazanılmış hak dahi meydana gelmiştir. Yapılan keşif ve uygulamada davacı kaydında yazılı hadlerin nizalı sahayı tamamen çevirmediği, Kuzey sınırının açık kalıp Batı yönde ise sırt bulunduğu anlaşılmasına göre yerinde olan özel daire ilâmındaki bozma nedenine uyulmaması isabetsizdir.
2- Öte yandan dayandığı 1296 tarihli tapu kaydının davacıya 12/96 pay intikal ettiği ve öteki paylar hakkında herhangi bir mülkiyet belgesi bulunmadığı gözönünde tutularak ancak davacı payı oranında hüküm tesisi gerekirken tapunun tamamı hakkında iptal kararı verilmesi de yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının yukarıda 1 ve 2. bentlerinde gösterilen nedenlerden BOZULMASINA oybirliği ve nedeninde çoğunluk ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy