(743 S. K. m. 100)
İsmail Ş. tarafından Şerife ve Murat Ö. aleyhlerine açılan evlenme akdinin iptali davası üzerine mahalli mahkemesince verilen kaydın iptaline ilişkin karar Yargıtay Özel Dairesince:
1 - Davacı davalılardan Şerife ile evlenmediği halde diğer davalı köy muhtarı Murat tarafından imzası taklit ve fotoğrafı temin edilmek sureti ile köy evlenme defterine sahte olarak evlenme muamelesinin yapılmış olduğunu iddia ederek evlenme akdinin iptalini istemiştir.
Davalı Şerife bu iddiayı reddederek davacı ile resmen evlenmiş olduğunu, açtığı nafaka davası üzerine davacının nafakadan kurtulmak maksadıyla bu davayı açtığını bildirmiş, şahit olarak dinlenen Ahmet Korkut ile Rüstem, nikahın usulüne uygun olarak yapıldığını, kendilerinin nikaha şahit olduklarını ve köy evlenme defterini de bu sıfatla imza eylediklerini söylemişlerdir. Davacı daha önce akdi yapan muhtar hakkında savcılığa ihbar ve şikayette bulunmuş ve yapılan hazırlık tahkikatı sonucunda, köy defterindeki imzanın kendisine ait olduğu ve iddiası sabit bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar bu dava sebebiyle yaptırılan bilirkişi incelemesinde köy evlenme defterindeki imzanın davacıya ait olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiş ise de bu mütalâanın kesin nitelikte olmamasına, şahit Korkut ve Rüstemin açık beyanlarına göre iddianın doğru olmadığı anlaşılmaktadır.
Kaldı ki 14.7.1965 tarih ve 3/3 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında evlenme akdinin geçerli olarak meydana gelmesi için evlenecek kişilerin yetkili memuru önünde bu amaca uygun irade bildirimlerini bir arada ve sözle olumlu olarak açıklamaları yeterli olduğu kabul ve tekerrür ettirilmiş bulunmaktadır. Davacının evlenme akdi sırasında davalı ile birlikte hazır olduğu ve iradesini beyan eylediği de yukarıda açıklanan delillerle sabittir.
2 - Köy muhtarı olan Murat'ın durum ve sıfatı ve davanın niteliği itibarıyla kendisine husumet teveccüh etmeyeceğinin düşünülmesi gerekirdi.
Denilmek suretiyle iki nedenle bozulmuş mahkemece ikinci bozma nedenine uyulmuş, birinci bentte yazılı bozma nedenine karşı önceki hükümde direnilmiş ve direnme kararı davalı Şerife tarafından temyiz edilmiş, bozmaya uyulan kısım hakkında herhangi bir temyiz itirazı ileri sürülmemiştir.
Hukuk Genel Kurulunca yapılan incelemede tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına gösterilen gerektirici nedenlere göre Özel Daire bozma ilamının birinci bendinde yazılı Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen bozma nedenine uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazının kabulüne, direnme kararının yukarıya aktarılan Özel Daire bozma ilamının birinci bendinde yazılı nedenle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy