(743 S. K. m. 618, 896)
Dava ve Karar: Davacının kiracısı bulunduğu dükkana davalıların haksız müdahale ve muarazalarının önlenmesi ve 1050 lira tazminatın tahsili davası üzerine, mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacının temyizi üzerine Yargıtay özel dairesince ilamında gösterilen nedenlerle bozulmuş ise de mahkeme önceki hükümde direnmiştir, direnme kararı yine davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Özel daire bozma ilamında da yazılı olduğu gibi; dava konusu dükkanın İsmet Senoğlu ve Huriye Özalp tarafında Savars Balyan'a kiralandığını ve onun da bir kısmı kontraplakla bölerek 4.1.1957 tarihli kira sözleşmesiyle aylığı 175 liradan kendisine kiralandığını ve Savars'ın mukavelesinde üçüncü şahıslara devre selahiyeti yoksa da mal sahiplerinin, Savars'ın zilyetliğindeki yerden tamamen ayrı ve müstakil kilitli, kendi zilyetliğindeki mahalli 7-8 seneden beri kullandıklarını görmeleri ve bir kısım kiranın taraflarından mal sahiplerine ödenmesiyle zımni muvafakatlarının bulunduğu ve zilyetliklerindeki yeri kilitli olarak tutarlarken mal sahibi davalının kilidi kırıp içeri girdiğini ve kendilerine ait bölme ve raflarla, kapıyı kırdığını beyanla zilyetliğine vaki tecavüzün ref'ini ve 1050 lira zararın tazminini talep etmiş, mahkemece mal sahiplerinin davacı ile bir kira bağıtı mevcut olmadığından asli ve fer'i zilyetliğinden söz edilmeyeceği, davacının fuzuli şagil bulunduğu ve zararın da ispatlanamadığı nedeniyle dava reddedilmiştir.
Malikler müddeabihi Savars'a kiralayıp teslim etmiş ve o da dosyadaki sözleşme ile davacıya kiralamıştır. Davacı, Savars'ın fer'i zilyedidir. Savars'ın davacıya devre selahiyeti olmasa bile mal sahiplerinin bizzat haklarını almak maksadıyla kapıyı kırıp dava konusu yeri zabtetmeye hakları olamaz. Tecavüzü ancak kanuni yollarla def'e selahiyetleri mevcuttur. Kaldı ki davacı, mal sahiplerinin gözü önünde bu yeri 7-8 senedir kullandığını ve bir kısım kirayı onlara ödediğini iddia ederek zımni muvafakatları bulunduğunu beyan etmiştir. Davalının bu iddiaya karşı bir def'i yoktur. Mezkûr iddianın şahitle ispatına mani, kanuni bir hüküm de mevcut değildir. Şahitlerden bu husus sorulmamıştır. O halde davacıya bu iddiasını isbat için imkan verilmek nihayet bu hususta yemin hakkı dahi bulunduğu düşünülmek gerekir. Zira Medeni Kanunun 896 ncı maddesine göre bir şeye zilyet bulunan kimsenin zilyetliği tecavüze uğradığında tecavüz eden o şey üzerinde bir hak iddia etse bile zilyet onun aleyhine tecavüzün ref'i ve zararın tazmini davası açabilir. Öte yandan delil tesbiti nedeniyle verilen 24.9.1963 günlü raporda kiralanan yerin iç içe oda ve girişin sağında camekanla bölünmüş bir kısmından ibaret olduğu belirtilmiş ve yargılama sırasında yapılan keşif sebebiyle verilen 13.7.1965 günlü raporda ise, bölme hali ve etrafının kapalı olmadığı yazılmıştır. Dinlenen şahitler dahi bölme ve rafların, davalı dükkana girdikten sonra kaldırdığını bildirmişlerdir. Bu durumda şahit beyanları keşifle doğrulanmışlardır. Şahitlerin davacının yanında çalıştıklarından bahisle ifadelerin muteber görülmediği hakkındaki düşünce kanuni dayanağı gösterilmediğinden yerinde değildir. Ancak bölme ve raflarla, kapının kimin tarafından yapıldığı tartışılabilir. Şahitlerden Huriye Güler tamiratın davacı tarafından yapıldığını bildirmiş ve diğer şahitlerle beraber bölme ve rafların da davacı tarafından yapıldığını işittiğini söylemiştir. Bu beyanlar kafi ve yeterli görülmediği takdirde şahitlerden tamamlayıcı malûmat alınarak ve bu hususta Savars Balyan dinlenerek ve icabında davacının yemin hakkı düşünülerek bu halin ve tazminat miktarının halli icap eder. Bütün bu hususlar göz önünde tutulmadan noksan incelemeye dayanan önceki hükümde direnilmesinde isabet görülmemiş, direnme kararının bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Avukatlık parasının nizalı yerin değeri ve tazminat tutarı üzerinden hesaplanması gerekeceğine ilişkin direnmeye yöneltilen temyiz itirazının reddine, sair yönlere değinen temyiz itirazının kabulüyle direnme kararının yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy