(818 S. K. m. 42, 43, 50, 51, 141) (1086 S. K. m. 237) (743 S. K. m. 4)
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara Dördüncü Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28.12.1970 gün ve 1074 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
(
Dava ortak kusurla işlenen haksız eylem nedeniyle zarar görene ödenenin birlikte kusurlu davrananlar arasındaki rücu derecesinin tesbitinden doğmuştur. Gerçekten birlikte işlenen suç niteliğindeki haksız eylemlerden doğan zararın bütününden haksız eylemi işleyenler zarar görene karşı birlikte sorumludurlar. Bu sorumluluk Borçlar Yasasının 50, 51 ve 141 inci maddeleri hükümlerine dayanmaktadır. Ancak Sofya Elçiliğini yönetmekle görevli maslahatgüzar olan davacı ile o yer konsolosluğunu yürütmeğe memur davalıya karşı görevi kötüye kullanmadan açılan ceza davasından, eylemi işleyenin hangisi olduğu anlaşılmadığından Yargıtay Ceza Genel Kurulunca mahkemenin verdiği beraat kararı onanmıştır. Hazinenin, ceza davası sanıklarına karşı açtığı dava sonunda verilen karardan zarar tutarının her ikisinden müştereken ve müteselsilen alınmasına kara verilmiş ise de Asliye Hukuk Mahkemesi, davacı hazine yararına verdiği zararda birbirlerine karşı rücuun kapsamı derecesini belli etmemiş, ayrıca eylemi kimin işlediğini açıklamamıştır. Davacı bu davası ile zarardan kendisi ile birlikte müteselsilen sorumlu olan davalının zararı tamamıyla ödemesi gerektiğini ileri sürmektedir. Dava böylece Borçlar Yasasının 50 nci maddesinin 1 inci fıkrasının ikinci cümlesi ile 141 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına ilişkin rücu derecesinin belli edilmesi konusundadır. Gerçekten hazinenin açtığı önceki tazminat davasında zarardan sorumluluk derecesi belirtilmiş değildir. Bu konuda, bu davanın taraflarının önceki davada davalı sıfatında bulunmaları itibari ile, ortada bir kesin hükmün varlığından da söz edilemez. Olayda usulün 237 nci maddesinin koşulları gerçekleşmiş değildir. Ne önceki ceza davasında ne de sonraki tazminat davasında eylem ve kusur derecesi konusunda herhangi bir olay veya bu yönü tesbit edici bir açıklama yoktur. O halde rücu derecesinin bu davada tesbit edilip uyuşmazlığın çözümlenmesi zorunludur. Bunun için önceki davada tesbit edilen olaylar ve zararın gerçekleşme biçimi konusunda tarafların ileri süreceği deliller toplanıp birlikte değerlendirilmek ve kusur dereceleri sonucuna göre rücu hakkı varsa tesbit edilmek gerektir. Borçlar Yasası bu nitelikteki müteselsil sorumluluklarda rücuun derecesini Medeni Yasanın 4 üncü maddesi uyarınca mahkemenin değerlendirmesi esasını benimsemiştir. Ancak bilimsel eserlerde bu yönün iki aşamalı esasa göre gerçekleştirilmesi zorunluluğuna değinilmektedir. Rücu her şeyden önce zararı birlikte işleyenlerden eylem sonunda hangi tarafın yararlandığı esasına göre belli edilmek gerekir. Haksız işlemin, zararın gerçekleşmesi biçimi bu rücuun yararına göre tesbitte etkili olabilir. Bu yön benzetme yolu ile Borçlar Yasasının 42 nci maddesinin 2 nci fıkrası ile 43 üncü maddesi hükmünce de ölçümlendirilebilir. O halde mahkemenin bütün delilleri birlikte değerlendirildikten sonra önce yararın kimin mal varlığına girdiğini araştırıp bu esasa göre fakat işin özelliğini de gösterecek kusur derecesini de araştırdıktan sonra takdir hakkı adalete en uygun şekilde bu kusur esasını da gözeterek karar verecek yerde, az yukarıda belirtilen esasları gözetmeden ve kesin hükümden söz ederek davayı reddetmesi...) usule ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki kağıtlara dayandığı gerektirici nedenlere, özellikle kesin hükmün koşullarının olayda gerçekleşmediğinin anlaşılmasına göre mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy