(743 S. K. m. 1, 47)
Dava: Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 1) Medeni Kanunun 47 inci maddesinde aynen Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara duçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namıyla adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir denilmiştir. Mahkeme, ölüm hali olmamasına rağmen, davacı lehine eşi ve çocuklarının yaralanması nedeni ile Medeni Kanunun 1 inci maddesine dayanılarak manevi tazminata hükmetmiş, özel dairenin bozması üzerine de önceki kararda direnmiştir.
Önce şu husus belirtilmelidir ki; hakimin Medeni Kanunun 1 inci maddesi uyarınca kanun koyucu gibi hareket edebilmesi ancak kanunda boşluk bulunması halinde söz konusu olabilir. Olayda uygulanması gereken Medeni Kanunun 47 inci maddesi manevi tazminatın hangi hallerde ve kimler tarafından istenilebileceğini tartışmaya yer vermeyecek bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, cismani zarar halinde manevi tazminatı bu zarara uğrayan kişi isteyebilecektir. Düzenlemenin mahiyeti itibariyle 47 inci madde cismani zarara uğrayanların dışında kalanlar hakkında menfi bir hüküm niteliğini taşımaktadır. Başka bir anlatımla kanun koyucunun, cismani zarar halinde bu zarara uğrayanın manevi tazminat isteyebileceği yolunda getirdiği hükmün anlamına, cismani zarara uğrayanların dışında kalan kişilerin manevi tazminat isteyemeyecekleri hususunun dahil bulunduğunun kabulü zorunludur. Aksi halde kanun koyucuya olumlu düzenlemelerin doğuracağı ve tayini uygulayıcıya ait bulunan olumsuz sonuçları da hüküm altına alma yükümlülüğü yüklenmiş olur ki bu da kanun koyma tekniğine aykırı düşer. Böyle olunca kanunda bir boşluk bulunduğu esasında hareketle Medeni Kanunun 1 inci maddesinde öngörülen yetkinin kullanılmasından söz edilemez. Bu nedenle açıklanan yöne ilişkin direnme kararı bozulmalıdır.
2) Davacı Sadiye Ö. lehine takdir edilen manevi tazminata gelince, kendisi kazada her ne kadar yüzünde sabit eser kalmayacak şekilde 10 gün iş ve gücünden kalacak derecede yaralanmışsa da olay sırasında kafası arabanın ön camından çıktığı gibi, yüzünden ve göz kapakları üzerinden müteaddit derin kesik yaraları almıştır. Bir süre gözlerini kaybetme tehlikesi ve içerisinde endişesi kaldığı ve bunun manevi azabını çektiği anlaşılmaktadır. Mahkeme yasa ile kendisine tanınan manevi tazminatı takdir hakkını hak ve nasafet kuralları içerisinde kalarak tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre kullanarak tesbit etmiştir.
Olayın özelliklerine göre takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğu görüşüne itibar edilemez.
Bu durumda direnme kararının Sadiye Ö. lehine manevi tazminat tayinine ilişkin kısmı usul ve yasaya uygun olduğundan onanmalıdır.
Mahkeme, davalının kusur oranının tesbitine dair ilk bilirkişi raporuna davalının itiraz etmemesi nedeni ile bu oranın davalı lehine kazanılmış hak niteliğini aldığına ilişkin bozma kararına uymuş ve maddi tazminat miktarı hakkında yeni bir hüküm tesis etmiştir. Bu yöne ilişkin temyiz incelemesi yapılması için dosya Dördüncü Hukuk Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: 1- Temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının davacı Süreyya Ö. lehine manevi tazminat tayinine ilişkin kısmının yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, oybirliği ile,
2- Davacı Sadiye Ö. lehine takdir edilen manevi tazminata ilişkin direnme kararının 2 numaralı bentteki nedenlerle onanmasına ve dökümü aşağıda yazılı (14500) kuruş ilam harcının temyiz edenden alınmasına oyçokluğu ile,
3- Mahkemece bozmaya uyularak maddi tazminat hakkında yeniden tesis edilen hükme ilişkin temyiz incelemesi yapılması için dosyanın Dördüncü Hukuk Dairesine gönderilmesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy