(766 S. K. m. 30, 31)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tashihen tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kocaeli Asliye İkinci Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen karar,
(Taraflar arasında usulen taksim yapıldığı kanıtlanmadığı gibi esasen davalı, muristen kalan taşınmaza ait kayıttan intikâl yaptırmak suretiyle bu taksime itibar etmediğini göstermiş olduğundan davanın kabulü gerekirken reddi cihetine gidilmesinin isabetsiz olduğu) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.
Mahallî mahkeme dava konusu parsellere tekabül eden taşınmazların tapulama tesbitinden önce yapılan taksimde davalıya isabet ettiği ayrıca olayda sükutu hak süresinin gerçekleştiği nedenlerine dayanarak önceki kararda direnmiştir.
766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 31 nci maddesi hükmüne göre tapulamaya müsteniden tesis olunan tapu sicillerinde belirtilen haklara tescilleri tarihinden itibaren o sene geçtikten sonra tapulamaya tekaddüm eden sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Aynı Kanun'un 30 uncu maddesinde ise Tapulama Müdürü tarafından tasdik edilen tutanaklarla tapulama komisyonunun kesinleşen kararlarına ait tutanaklar birlikler itibariyle parsel numarası sırasına göre ve tutanakların tasdik tarihi, tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle tapu kütüklerine geçirilir. hükmü yer almıştır. Tapulama tesbitleri sonucunda tesis olunan tapu sicillerinde belirtilen haklara karşı tapulamaya tekaddüm eden sebeplere dayanılarak ileri sürülen itiraz ve açılacak davalarda uygulanacak on senelik sükutu hak müddetinin başlangıcını tesbit ederken bu iki maddenin birlikte gözönünde tutulması gerekir. 31 nci madde sükutu hak süresini tescil tarihinden itibaren on yıl olarak belirtirken 30 uncu madde tasdik tarihinin tescil tarihi olarak kütüğe geçirileceğini öngörmüştür. Bu hükümlerden çıkan sonuca göre on yıllık sükutu hak müddetinin başlangıcını tescil tarihinin esası olan tapulama tutanaklarının kesinleşme tarihi olarak kabul etmek zorunluluğu vardır.
1- Olayda, dava konusu parsellerden 146 numaralı parselin tapulama tesbitinin kesinleşme tarihinin 21.12.1961 olduğu, Tapu Sicil Muhafızlığından gönderilen tasdikli tutanak örneğinden anlaşılmaktadır. Dava 25.1.1972 tarihinde açıldığına göre bu parsel yönünden on yıllık sükutu hak süresi dolmuştur. Bu nedenle direnme kararının 146 parsele ilişkin kısmı doğru olduğundan onanmalıdır.
2- 145 numaralı parselin tapulama tesbitinin hangi tarihte kesinleştiği tapulama tutanağının celbolunan örneğinde belirtilmediği gibi, Tapu Sicil Muhafızlığından da sorulmamıştır. O halde mahkemece, öncelikle bu parselin tapulama tesbit tarihinin araştırılarak saptanmasından sonra yukarıda belirtilen esaslara göre sükutu hak süresinin gerçekleşmesi halinde bu parselle ilgili davanın da hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi, bu sürenin geçmemesi halinde tapulamadan önce taraflar arasında usulen taksim yapıldığının davalı tarafından kanıtlanmamış olması ve esasen davalı muristen kalan taşınmaza ait kayıttan intikal yaptırmak suretiyle taksime itibar etmediğini göstermiş olduğundan söz konusu parselle ilgili davanın kabulü cihetine gidilmesi gerekirken yazılı nedenlerle önceki kararda direnilmesi usul ve Yasa'ya aykırı olduğundan direnme kararı 145 sayılı parsel hakkında bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda gösterilen nedenlerle direnme kararının 146 nolu parsel yönünden ONANMASINA, oybirliği, 145 nolu parsel yönünden BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy