(506 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çorum Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın reddine dair verilen 4.12.1975 gün ve 421-563 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.5.1976 gün ve 910-3727 sayılı ilamı:
(506 sayılı yasanın 26. maddesine göre kurum tarafından işveren aleyhine açılan rücu davaları birçok Yargıtay kararında da belirtildiği üzere ardalık esasına dayanır. Hal böyle olunca zararlandırıcı olay nedeniyle kurumun rücu hakkı, sigortalının işverenden isteyebileceği tazminat miktarı ile sınırlıdır. İşverenin çalıştırdığı sigortalıya ödemek zorunda olduğu tazminat daha önce sigortalı tarafından işveren aleyhine açılan bir dava ile saptanmış ise, işverenin sorumlu olacağı sınır belli demektir. Böyle bir dava ile sigortalının zararı tespit edilmemiş ise yapılan tüm sigorta yardımlarına sigortalının net kazanç kaybı nazariyle bakılmak gerekir.
Diğer taraftan böyle bir davada kesin hüküm durumunun gerçekleştiğinden de söz edilemez. Zira her iki davanın müddeabihleri aynı değildir.
Şu duruma göre, ölen sigortalının hak sahipleri tarafından işveren aleyhine açılmış bir tazminat davası olup olmadığı araştırılması, var ise o davada, masraf hariç tazminattan indirilen peşin sermaye değeri aşılmamak kaydı ile bu davada alacağa hükmolunmalı, böyle bir dava açılmamış ise kurumca yapılan tüm sigorta yardımları sigortalının net kazanç kaybı sayılacağı cihetle tamamen hükmolunmalıdır. ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca, incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların iddia ve savunmalarına, dosyadaki kağıtlara, dayandığı gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429 ncu maddesi gereğince BOZULMASINA, üçte ikiyi geçen çoğunlukla karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy