(818 S. K. m. 183)
Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Üsküdar Asliye 3. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen red, kısmen kabulüne dair verilen 28.11.1973 gün ve 150-329 sayılı kararın incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
2.8.1968 de davacıya yapılan ihale, ihalenin feshi talebi vs. nedenlerle 31.12.1970 tarihinde kesinleştiğine göre davacı bankanın ancak bu tarihten itibaren işgal tazminatı isteyebileceği düşünülmeden 2.8.1968 gününden itibaren işgal tazminatına hükmedilmiş olmasının Usul ve Yasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
İhale 2.8.1968 gününde yapıldığına ve ihale tarihinden itibaren B.K.nun 183. maddesi hükmünce nef'i ve hasar alıcıya geçtiğine ve diğer taraftan ihaleye fesat karıştırıldığına ilişkin iddianın ileri sürülüş koşulları ve bu iddianın reddedilmiş bulunması karşısında kötü niyetinde gerçekleşmiş bulunmasına göre sözü edilen tarihten itibaren işgal tazminatı isteme hakkının doğduğunun kabulü gerekir.
Bu nedenlerle Usul ve Kanun'a uygun olan direnme kararı onanmalıdır.
Temyiz itirazlarının reddiyle yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve kanuna uygun olan direnme kararının onanmasına üçte ikiyi geçen çoğunluk ile karar verildi.
KARŞI OY ŞERHİ
Her şeyden önce ecrimisil isteğinde bulunan kişinin bir hakka dayanması ve bu hakkın karşı tarafın hakkından üstün ve tercih edilir olması zorunludur. Olayda ecrimisil isteğinde bulunan kişi cebri ihale sonucunda satın alan davacıdır. O halde davacının, şagile karşı mülkiyet hakkına dayanmış olması gerekir. Bunun dışında ne bir ayni hak ne de kişisel hak söz konusudur. Eğer mülkiyet hakkı henüz davalının uhdesinde ise davacının tercih edilir bir hakkı yok demektir. Medenî Kanunun 633. maddesi hükmünde yer alan ve tescilden önce mülkiyet hakkı doğuran nedenlerden biri de gerçekten cebri ihaledir. Ancak, Medeni Kanunun 633. maddesinin uygulanabilmesi için ihalenin kesinleşmiş olması zorunludur. Taşınmazlarda ihaleyle mülkiyet hakkı doğmaz. Ancak, bedelin yatırılması ve şikayet süresinin geçmesi ya da şikayet edilmiş ise şikayetin kesin sonuca bağlanması, mülkiyet hakkının meydana getirilmesi için zorunludur. Nitekim İcra İflas Kanunu'nun 134. maddesinde (tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır) denilmektedir. O halde kanun koyucu ihalenin kesinleşmesini mülkiyet hakkının geçirilmesi bakımından koşul olarak kabul etmiştir. Her ne kadar çoğunluk görüşü Borçlar Kanunu'nun 225. maddesinde cebri müzayedelerde satım, müzayede memurunun ihalesiyle münakit olur. hükmü yer almış ise de; bu hüküm menkul ihaleleri için söz konusu olabilir. Nitekim Borçlar Kanunu'nun 228. ve 231. maddelerinde gayrimenkul ihaleleri için ayrık hükümler getirilmiştir. 231. maddenin son fıkrasında yer alan (cebri müzayedelerin cereyanı sırasında ihalelere müteallik hükümler bakidir.) Hükmü müzayedenin cereyanı şekil ve merasimi ile ilgili bulunmaktadır. Ve bu hüküm hiç bir zaman sadece ihale yapılmakla taşınmaz mülkiyetinin alıcıya geçeceği ve ihalenin kesinleşmesinin beklenmeyeceği anlamına gelmez. Borçlar Kanunu'nun 217. maddesinde (menkul satımına müteallik hükümler, kıyas yoluyla gayrimenkul satımına da tatbik olunur.) biçiminde yer alan hüküm sadece satım akti ile ilgili olup satım aktinin sonuçları bakımından mülkiyetin alıcıya geçmesini düzenleyen ve gayrimenkul ile ilgili Medenî Kanunun ayni haklar kitabında yer alan hükümleri ortadan kaldırıcı nitelik taşımamaktadır. Ve gayrimenkul satımı bakımından Borçlar Kanunu'nun 225. maddesinde yer alan hüküm, ihalenin kesinleşmeden taşınmazlarda mülkiyet hakkı doğuracağı anlamına gelmez. Ve 217. maddenin aracılığı ile olayda Borçlar Kanunu'nun 183. maddesinin uygulanması da olanak dışıdır. 183. maddede satılan şeyin nef'inin alıcıya geçeceği kabul edilmiş ise de; bu hüküm ihalenin kesinleşmesi ve Medenî Kanunun 633. maddesinde amaç güdüldüğü biçimde mülkiyet hakkının alıcı yararına doğması halinde uygulanabilir. Sözü edilen 183 üncü madde hükmünde, yer alanın nef'i mülkiyet hakkına dayanır. Mülkiyet hakkı geçmemiş ve ecrimisil isteğinde bulunmayı haklı kılacak bir hakkın geçmesi de söz konusu olmamış bulunduğuna göre aslında davacı o nitelikten yani dava açma için bir haktan yoksun bulunmaktadır. O halde davanın her şeyden önce bu nedenle reddi gerekir. Mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması zorunludur. Diğer taraftan çoğunluğun kabul ettiği davalının kötü niyetli olduğu gerekçesi de dosya kapsamına uygun düşmektedir. Bu nedenle hükmün onanması doğrultusunda tecelli eden çoğunluk görüşüne karşıyım.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy