(6762 S. K. m. 600, 620, 690) (7129 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Dördüncü Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 29.12.1976 gün ve 367-708 sayılı kararının incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay Onbirinci Hukuk Dairesi'nin 28.04.1977 gün ve 2097-2183 sayılı ilamiyle, davacı, emre muharrer senetleri tahsile verdiği banka şubesinden ayrı, aynı bankanın başka bir şubesine ödemede bulunmuştur. Bu durumda, senet bedelinin ödendiğini hamil şubeye bildirmesi veya ödemeyi kabul eden şube tarafından ilgili şubeye bildirilmesi için gerekli masrafları ödemesi, örneğin telgraf veya telefon masraflarını vermek suretiyle bunu sağlaması zorunludur. Olayda davacı, bu yükümlülükleri yerine getirmemiş olduğundan kusurlu davrandığının kabulü icabeder gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; önceki kararda direnilmiştir.
Karar: Temyiz eden: Davalı vekili.
Uluslararası bir nakliyat şirketinin müdürlüğünü yapmakta bulunan davacı, imal ve satış işleri ile uğraşan bir şirketten satın aldığı otomobilin, peşinatı dışında kalan kısmı için bono vermek suretiyle borçlanmıştır. Alacaklı şirket senetleri tahsil cirosu ile davalı bankanın Nuruosmaniye Şubesi'ne vermiş ve banka davacıya durumu bildirmiştir.
Ancak davacı borçlu, 20.07.1974 vade tarihli 2058 liralık senet bedelini 22.07.1974 günü, aynı bankanın Galata Şubesi'ne ödemiştir. Bononun Nuruosmaniye Şubesi'nde olduğu ve orada bulunan bono bedelini ödediği parayı alan şube tarafından davacıya verilen 22.07.1974 tarihli makbuzda açıkça gösterilmiştir. Buna rağmen bonoyu elinde bulunduran banka şubesi, davacıya ödememe protestosu keşide ettirmiş ve bonoyu alacaklı şirkete iade etmiştir. Alacaklı şirket, davacı ve kefilleri hakkında icra takibi yapmış ve kendilerine ödeme emri göndermiştir. Davacı, her ne kadar icra tetkik merciine yapmış olduğu itiraz ile icra takibini durdurmuş ise de, bono bedelini ödediği halde, haksız olarak protesto edilmiş, gerek kendisi ve gerekse kefilleri hakkında icra takibi yapılmakla, başta kefilleri olmak üzere, arkadaşları önünde küçük düşürülmüş olduğunu ileri sürerek davalı bankadan manevi tazminat istemiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan deliller sonunda; (hukuki mahiyeti gereği, amme itimadına mazhar bir müessese olan bankaların vatandaşların en emin ve en kolay yollarla tasarruflarını değerlendirmek ve aynı şekilde banka işlemlerini gereği gibi kanun dairesinde yerine getirmek görevi ile yükümlendiklerini, bu nedenle, aynı bankanın herhangi bir şubesine yapılacak tediyenin ilgili şubeye yapılmış gibi sayılması bankalar mevzuatı ve kanun hükümlerine uygun düşeceği davalı banka şubesinin yapmış olduğu hatayı daha da ileri götürerek ayrıca davacı hakkında icra takibi de yapıldığı, böylece davacının yapmış olduğu ikaz ve müdahalelerin göz önünde tutulmadığı cihetle sorumlu tutulması gerekeceği) nedeniyle mahkemece dava yerinde görülmüş ve talep edilen manevi tazminat miktarına aynen karar verilmiştir.
Davalı banka vekilinin temyizi üzerine, özel daire, kararı yukarda açıklandığı şekilde bozmuştur.
7129 sayılı Bankalar Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrasına göre şube; bankaların şube, ajans ve banka muamelatı ile iştigal eden sabit veya seyyar büroları gibi her türlü mahalli teşkilatını ifade eder. Şubeler kendi başlarına bankacılık işlemlerini yapmakla beraber ayrı kişilikleri yoktur. İşlemlerini bağlı bulundukları banka adına yaparlar.
Söz konusu senet, alacaklısı tarafından tahsil cirosu ile davalı bankanın Nuruosmaniye Şubesi'ne tevdi edildiğinden, hamil, davalı banka bulunmaktadır. Keşideci (senet alacaklısı) ile hamil arasındaki ilişki vekalet münasebetinden ibarettir. TTK. nun 690. maddesi delaletiyle 600. maddesi gereği olarak, hamil, senetten doğan bütün hakları kullanabilir. Bu arada protesto çekebilir, icra veya dava yoluna başvurabilir, mehil verebilir, sulh olabilir ve feragat edebilir.
Hamil davalı banka olduğundan, yapılan ödemeyi de kabul zorundadır.
TTK. nun 620. maddesine göre belirli bir günde ödenecek senedin hamili, senedi ödeme gününde veya onu takip eden iki iş günü içinde ödenmek üzere borçluyu ibraza mecburdur.
Borçlu davacı 20.07.1974 vade tarihli senet bedelini bu ibraz süresi içinde 22.07.1974 günü davalı bankanın Galata Şubesi'ne ödemiştir. Ödeme sebebinin ne olduğu elindeki makbuzda açıkça yazılıdır.
Hamil davalı banka olduğundan, onun bir şubesinde bulunan bono bedelinin diğer şubesine tediye edilmesi senet bedelinin ödenmesini ifade eder. Senet hamili olan bankanın Galata Şubesi'ne yapılan ödeme havale olarak kabul edilemez.
Senet bedelini tahsil eden davalı bankanın Galata Şubesi, gerekli işlemlerini yaparak, bu senet bedelinin ödenmiş olduğunu saptaması, başka bir ifade ile senedin bulunduğu Nuruosmaniye Şubesi'ne keyfiyeti bildirmesi gerekirdi. Aynı bankanın değişik şubesine yapılan ödeme bu şube tarafından alınan paranın hangi sebepten alındığı bilinmiş olduğuna göre, asıl şubece alınmış gibi kabulü gerekir.
Bankalar kar kastı ile çalışan ticari birer müesseselerdir. Gördükleri hizmetin karşılığını almaktadırlar. Böyle olunca, parayı tahsil eden banka şubesinin, bonoyu elinde bulunduran şubeye bildirme yükümlülüğünü yüklenmiş olması gerekir. Eğer bu bildirme, maddi bir külfeti icap ettiriyorsa müşteriden masrafını bono bedeli ile birlikte alması gerekir. Bu işlemleri yapmamak suretiyle davacının protesto edilmesine ve kefilleri ile birlikte icra takibine maruz kalmasına sebebiyet vermiş olmakla, davalı banka bu olayda ağır kusurlu bulunmaktadır.
Yukarda açıklanan nedenlerden dolayı usul ve yasaya uygun olan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarda açıklanan nedenlerden dolayı ONANMASINA ve (255.00) kuruş onama harcının temyiz edenden alınmasına, ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığından 09.04.1980 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı 20.04.01974 vade tarihli (2.058) liralık emre muharrer senedin borçlusudur. Davalı banka ise, TTK.nun 600. maddesi hükmüne göre (tahsil cirosu) sonucu senet hamili durumundadır. Davalı bankanın (İstanbul-Nuruosmaniye Şubesi), vadeden önce davacıya gönderdiği (ihbarname) ile borçlusu olduğun (2.058) liralık senedin kendi bankalarına ciro edildiğini ve senet bedelinin vadesinde ödenmesi gerektiğini senet borçlusu davacıya bildirmiştir. Davacı ise, vadeden iki gün sonra yani 22.04.1974 günü, senet bedelini, kendisine ihbarname gönderen ve senedi elinde bulunduran (Nuruosmaniye Türk Ticaret Bankası)'na değil, aynı bankanın (İstanbul-Galata Şubesi)'ne giderek, Nuruosmaniye) Şubesi'ndeki senet bedeline karşılık adi mektup (havalesi) çıkarmış bulunmaktadır. Bu durumdan haberdar olmayan davalı bankanın (Nuruosmaniye) şubesi ise TTK. nun 626. maddesi hükmünün kendisine yüklediği kanuni zorunlukla ve süresi içerisinde, yani vadeyi takip eden (iki iş günü içinde) (ödememe) keyfiyetini notere bildirerek davacı adına (ödemeden imtina protestosu) keşide ettirmiştir. Bu türlü hareket, davalı bankanın kanuni görevidir. Çünkü, (tahsil cirosu suretiyle senedi elinde bulunduran davalı banka vadeyi takip eden iki iş günü içerisinde (ödememe) keyfiyetini (ödememe protestosu denilen) resmi noter vesikası ile tespit ettirmezse, o senedin (kambiyo senedi) olma vasfının kaybolmasına neden olur ve bu yüzden de senet lehdar ve kendi cirantasına karşı sorumlu duruma girer.
Davacı, dava dilekçesinden de anlaşılacağı veçhile, kendisinin tacir olduğunu borçlu olduğu senet bedelini (Galata Şubesi)'ne ödediği halde, protestoya maruz kaldığını ve senet lehdarı tarafından (2.058) lira için icra takibine, geçildiğini ve bu yüzden Ticari şeref ve itibarın zedelendiğini iddia ile BK.nun 49. maddesi hükmüne tevfikan (manevi tazminat) talep ettiğine, göre, davacı lehine manevi tazminata hükmedilebilmesi için, olayda, davalı bankanın (ağır kusuru) bulunduğunun davacı tarafından isbatı şarttır. Çünkü; davacının dayandığı BK.nun 49/f. 1. hükmüne göre; (hata)nın varlığı sadece (maddi zarar ve ziyanı) ödenmesini gerektirir, yoksa (manevi tazminatı) gerektirmez. Kanun koyucu (manevi) tazminat hükmedilmesi için (hatanın hususi ağırlığı şartını) yani (ağır kusuru) öngörmüş bulunmaktadır. Halbuki dava konusu olayda davalı bankaya kabili atıf hiçbir ağır kusur yoktur. Bilakis bizzat davacının kendisi kusurludur, şöyle ki:
Bilindiği üzere TTK. nun 557. maddesi hükmüne tevfikan, emre muharrer senede (kıymetli evrakta) tecessüm eden hak senetten ayrı olarak asla dermeyan edilemez ve başkalarına da devir edilemez, hak senedi takip eder.
Senetten dolan davacıya yapılan ihbarname davalı bankanın (İstanbul Nuruosmaniye) şubesinden yapılmıştır. Davacı, tacir olduğunu iddia ettiğine göre TTK. nun 20/2 hükmü gereğince (basiretli bir tacir) gibi hareket ederek senet bedelini (Nuruosmaniye) Şubesine ödeyip, borçlusu olduğu senedi oradan gidip alması gerekirdi veya senet bedelini süresi içinde (İstanbul-Galata) Şubesi'ne ödediğini telefon yahut telgrafla, senedi portföyünde tutan adı geçen banka şubesine bildirmesi ve bunun için gerekli masrafı da ödemiş olması icap ederdi. Kaldı ki, davacı vadeden itibaren aradan geçen iki iş günü sonunda (Galata) Şubesi'nde ödemede bulunmak suretiyle bizzat kendi (ihmal) ve (kusuru) ile protesto çekilmesine neden olmuş bulunmaktadır yukarıda da değinildiği üzere davalı banka TTK. nun 626. maddesi hükmüne göre vadeyi takip eden (iki iş günü) içerisinde davacı senet borçlusu hakkında (protesto) çektirmek kanuni zorunluluğu içindedir.
Davacının, (Türk Ticaret Bankası Galata Şubesi) aracılığı ile davalı (Nuruosmaniye Türk Ticaret Bankası Şubesi)'ne senet bedelini -adi mektupla- göndermesi hali sadece adi bir havaledir. Borçlar Kanunun (havale) ile ilgili 462/1.2 hükmüne göre, (kambiyo senetlerine) ilişkin hususi hükümler yani TTK. hükümleri mahfuz tutulmuş bulunmaktadır. Bu itibarla, dava konusu olayda davacı TTK. nun 621. maddesine göre hareket etmek kanuni yükümlülüğü altındadır. Bu hükme göre, davacı, bedelini -senet hamili olan- (Nuruosmaniye) Şubesi'ne yatırıp senedi geri almak ve hafta ayrıca ödendiğine dair şerh verdiği (makbuz) dahi almak zorunluluğunda idi. Halbuki davacı ödemede bulunmak için vade gününde bile bankaya gitmeyerek iki gün sonra bir başka şubeye gitmek ve telgraf havalesi ile değil adi mektupla para göndermek suretiyle icabı hale göre kendisinden beklenen ihtimamı sarf etmemiştir ve bu nedenle de (basiretli bir iş adamı) gibi hareket etmeyen bizzat kendisidir.
Davalı banka, (havale) gönderin -havaleyi mektup, telgraf veya teleks vasıtasıyla- gönderme hususundaki emir ve talimatı dairesinde hareket etmek zorunluluğundadır, davacıyı uyarmak yükümlülüğünde değildir. Davacı (muhil), havale bedeli davalı bankaya (mühalünlehe) ulaşıncaya kadar havaleden rücu (BK. m. 461) edip parasını geri dahi almak imkanına sahiptir. Bu bakamdan da davacının senet bedelini, senedi elinde bulunduran (hamil) bankaya ödemesi ve senedi geri alması gerekirdi. -Şayet olayda bir kusur hali söz konusu ise- kanaatimizce, bu kusurun tamamı bizzat davacınındır. Bir an için bu olayda davalı bankanın (ağır kusuru) olduğu halini kabul edecek bile olsak (ki, şahsi kanaatimizce davalı bankanın olayda ne hafif ve ne de ağır hiçbir kusuru olmamakla beraber) TTK. nun 1. maddesi hükmünün atfı nedeniyle, BK.nun 98 ve 44. maddelerine göre davacının müterafik nazara alınarak BK.nun 44. maddesine göre hükmedilen tazminattan indirme yoluna gidilmesi icap eder.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davanın kabulüne dair mahalli mahkeme kararının bozulması gerektiğinden onamaya ilişkin ekseriyet kararına muhalifim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy