(1086 S. K. m. 429)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Onikinci Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14.07.1975 gün ve 328-334 sayılı kararın incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine; Yargıtay Onbeşinci Hukuk Dairesi'nin 02.02.1976 gün ve 5234-373 sayılı ilamıyla (... Davacı bakanlık davalı yüklenici ile kurulan dört adet eser sözleşmesinden ötürü adı geçene istihkakından fazla ödemede bulunulduğu sonradan yapılan inceleme ile anlaşıldığından 31.844 liranın haksız mal edinmeye ilişkin hükümler çerçevesinde tahsilini istemektedir. Bu durumda işin esası incelenerek gerçekten müteahhide fazla ödemede bulunulup bulunulmadığının tespiti ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken aksine düşüncelerle isteğin reddi doğru değildir) gerekçesiyle davacı ve karşılık davalı bakanlık yararına bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Duruşmalı temyiz eden: Davacı ve karşılık davalı M. E. Bakanlığı avukatı.
Temyiz eden: Davalı ve karşılık davacı Muzaffer Vekilleri.
Karar: 1- Taraflar arasındaki kurulan eser sözleşmelerine dayalı karşılıklı alacak davaları sonunda her iki davanın da reddine dair mahkeme kararına karşı davalı ve karşılık davacı Muzaffer vekilleri tarafından ileri sürülen temyiz itirazları özel dairece reddolunmak suretiyle adı geçene ilişkin hüküm kesinleşmiş olduğundan artık davalı ve karşılık davacının direnme kararını temyiz hakkı kalmamıştır. Bu nedenle Muzaffer vekillerinin temyiz dilekçesi reddolunmalıdır.
2- Davacı Milli Eğitim Bakanlığı'nın temyizine gelince adı geçen bakanlık dava dilekçesinde davalı yapımcıya mükerrer ödeme yapıldığını iddia ederek bunun yapımcıdan geri alınmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi'nin 34. maddesi hükmü karşısında davacının geri alma isteminde bulunamayacağı gerekçesiyle dava reddolunmuştur. Sözü edilen Şartnamenin 34. maddesi (müteahhidin kati hesaba bir itirazı olduğu takdirde bunu tebliğ tarihinden itibaren en çok 30 gün zarfında sarih olarak kaydetmek suretiyle statüasyonu imza edecektir. Aksi takdirde kati hesap evrakı müteahhit tarafından bila kaydi şart kabul edilmiş sayılacak ve bapta bilahare vaki olacak herhangi bir itiraz asla dikkate alınmayacaktır hükmünü ihtiva etmektir.
Madde hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere burada öngörülen ihtirazı kayda ilişkin düzenleme yapımcıyı bağlayıcı nitelikte olup idare böyle bir kayıtla sınırlandırılmamıştır. Bu nedenle Hukuk Genel Kurulu'nca benimsenen özel daire bozma kararına uyularak bozma dairesinde işin esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan direnme kararı davacı Milli Eğitim Bakanlığı yararına bozulmalıdır.
Sonuç: 1- Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı ve karşılık davacı Muzaffer vekillerin temyiz dilekçelerinin REDDİNE,
2- Davacı Milli Eğitim Bakanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince adı geçen bakanlık yararına BOZULMASINA davacı ve karşılık davalı hazine yararına takdir olunan 1400 lira avukatlık parasının davalı ve karşılık davacıdan alınıp davacı ve karşılık davalı hazineye verilmesine 11.04.1979 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy