(1086 S. K. m. 445)
Dava: Taraflar arasındaki iadeyi muhakeme davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 07/06/1978 gün ve 393-321 sayılı kararın incelenmesi davacı İstikbal tarafından, istenilmesi üzerine, Yargıtay İkinci Hukuk Dairesinin 26/12/1978 gün ve 8809-9063 sayılı ilamıyla, kadının kocası hakkında Ankara Üçüncü Sulh Hukuk Mahkemesinde nafaka davası açtığı, bu dava devam ederken kocanın da Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde boşanma davası açtığı anlaşılmıştır.
Boşanma davasında, kadının davetiyesi geri geldiğine göre, kocanın bizzat yada nafaka davasını takip eden Avukat aracılığı ile kadının nafaka davasında kendisinden veya Avukatından adresini tespit ettirmesi mümkün olduğu gibi, mahkemece müzekkere yazılarak adresinin de tespiti mümkün iken, mahkemeye nafaka davası ile ilgili bilgi verilmeyip zabıta marifeti ile adres tespiti yoluna gidilmesi H.U.M.K.nun 445/7. maddesinin kapsamına giren bu hile niteliğinde bulunmaktadır.
Öyle ise, yargılamanın iadesi isteğinin kabulüne, boşanma kararının iptaline karar verilmesi icap ettiği gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Duruşma yapılması için tayin edilen 05/03/1980 Çarşamba günü belli zamanda temyiz eden ve duruşma isteyen davacı Asil İstikbal Alpagut ile karşı taraf davalı asil Burhan Alpagut ve vekili Avukat Yıldırım Pekkan geldiler.
Temyiz Dilekçesinin süresinde verilip kaydedildiği incelenerek anlaşıldı.
Hukuk Genel Kurulunca, gelen taraf asillerinin ve vekilinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra vaktin yetersizliğinden dolayı işin karara bağlanmasının başka bir güne bırakılması uygun görüldü.
Bugün dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki kağıtlara, özel daire bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle boşanma davasının açıldığı tarihte nafaka davasının devam etmekte olduğunu davacının bilmesine rağmen açılan boşanma davasında bundan söz etmeyerek davanın karısının yokluğunda devamını sağlayacak şekilde davranmasının H.U.M.K.nun 445/7 maddesinde bahis olunan eylemi oluşturmasına göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince bozulmasına 21.03.1980 gününün oy çokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy