(818 S. K. m. 50, 53)
(...1. Davacı Etibank, bankalarına ait Seydişehir Tesisleri Grup Başkanı olan davalı Yalçın'ın 237 sayılı Taşıt Kanunu ile 550 sayılı sirkülere aykırı şekilde ve idarenin ihtiyacı da olmadığı halde piyasa değeri 225.000 lira olan son derece lüks bir otoyu 375.000 liraya makam aracı olarak almak suretiyle bankayı zarara uğrattığını ve Ankara Grup İrtibat Bürosu Müdürü diğer davalı Doğan'ın da bu eyleme iştirak ettiğini ileri sürerek 163.801 liranın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davalıların ceza mahkemesinde beraat ettiklerinden ve tanık beyanlarına göre zimmetlerine bir para geçirdikleri hususu gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine karar vermiştir.
Davanın ileri sürülüş şekline göre, davacı idarenin tazminat isteği davalı yöneticilerin yasa dışı haksız eylemlerine dayanmaktadır. O halde bu davada, sabit olan olgular karşısında haksız eylemin öğelerinin (unsurlarının), özellikle davalıların hukuka aykırı bir davranışlarının bulunup bulunmadığının, eğer varsa bu davranış sonucu davalı idarenin bir zararı olup olmadığının kesinlikle saptanması zorunludur.
Öncelikle hemen belirtilmek gerekir ki; davalı Yalçın'ın başında bulunduğu davacı bankaya ait Seydişehir tesislerine oto alımı sırasında hukuka aykırı davranıldığı her yönü ile gerçekleşmiş durumdadır.
Şöyle ki;
Davalı Yalçın satın alma işlerini düzenleyen 55 sayılı sirkülerde öngörülen hiçbir koşulu yerine getirmemiş, örneğin: Bakanlar Kurulu Kararı bulunmadan ve T cetvelindeki fiyatların üstüne çıkmak suretiyle araç satın almış ve böylece bir yöneticinin uyması gereken hukuk kurallarına aykırı davranış içine girmek suretiyle kusurlu hareket etmiştir.
Ayrıca, davalı Yalçın basiretli bir yöneticiden beklenmesi gereken dikkat ve özen dışına da çıkmış ve hizmetin ciddiyeti ile bağdaşmayacak şekilde, mevcut olmayan hayali bir firma olan Turimpe şirketinden halk dilinde (naylon fatura) olarak tanımlanan bir fatura almış ve ayrıca yapılmayan işler ve alımlar için gerçek dışı belgeler düzenlettirmiş ve bu belgeleri aracı satın alırken verilen paranın sarfı evrak imişçesine mahsubu yoluna gitmiştir. Bu yön davalı Yalçın'ın ikrarı, belgeler ve tanık beyanları ile gerçekleşmiştir.
O halde, davacının tazminat isteğinin dayanağını teşkil eden bu haksız eylem niteliğindeki sahtecilik olgusu sabitleştiğine göre, davalı Yalçın'ın hukuka aykırı hareket ettiğinin kabulü zorunludur. Davalı Yalçın'ın yasa dışı bu davranışlara, kendisi yararına bir durum yaratmak ve menfaat sağlamak için başvurmuş olup olmamasının sonuca etkisi yoktur. Diğer bir deyişle davalı bu yüzden herhangi bir yarar sağlamamış olsa ve gerçek amacının, muvazaalı işlemlerle idareye bir araç kazandırmak olduğu sabit bulunsa, dahi, yine de durum değişmeyecektir. Bu itibarla Ağır Ceza Mahkemesinin (aracın idare adına alınmış olduğundan, halen idarenin mülkiyetinde bulunduğundan, davalının bu satın alma olayında çıkar sağlandığından) bahisle davalılar hakkında verdiği ve Yargıtay'dan geçmek suretiyle kesinleşen 31.10.1975 günlü kararın BK.nun 53. maddesi hükmünce hukuk hakiminin takdir hakkını ve kararını etkilemesi düşünülemez. Çünkü, ceza mahkemesi ilamında da eylemin yasa dışı olduğu yönü benimsenmiştir. Ancak bir eylemin hukuka aykırı oluşu, tek başına tazminatla sorumluluğu gerektirmez. O halde bu hukuka aykırı eylemden ötürü davacı idarenin malvarlığı aleyhine bir zarar doğmuş olup olmadığının da özellikle tesbiti gerekir.
Sulh Mahkemesince yapılan tesbitte dinlenen bilirkişiler yasa dışı işlemlerle alınan aracın, alım tarihindeki piyasa sürüm değerinin (full aksesuar) 225.000 lira olduğunu bildirmişlerdir. Bu durum karşısında dava konusu aracı satan komisyoncunun aracı 375.000 liraya sattığını bildirmesi bilirkişi beyanını değerden düşüremez ve bu beyan gerçek olarak kabul edilemez, hükme dayanak tutulamaz.
Kaldı ki, aracın gerçek malikleri olan Arif A. ve Halil D. satışın komisyoncu tarafından 300.000 liraya yapıldığını bildirmek suretiyle davalının savunmasını dayanaksız bırakmışlardır.
O halde, bu olayda idarenin bir zararı olup olmadığı yönü ile bunun kapsamının tesbiti için mahkemece yapılacak iş, bu işlerden anlayan bilirkişilerden oluşturulacak bir bilirkişi kuruluna dava konusu aracın bütün vasıfları da bildirilmek suretiyle işi incelettirmek; aracın 20.10.1973 günündeki piyasa sürüm değerini tesbit ettirmek, verilecek raporu tanık beyanları ile de karşılaştırıp değerlendirmek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemenin BK. nun 53. maddesi hükmünü gözetmeden ve bu olaydan ötürü davacının bir zararı olmadığından söz ederek eksik inceleme ile verdiği karar bozulmalıdır.
2 - Davalılardan Doğan'ın her ne kadar Ankara İrtibat Memuru olduğu anlaşılmakta ise de, adı geçenin idari tahkikat sırasında müfettişe verdiği 27.6.1974 günlü ifadesinden bir kısım belge düzenleme işlerine katıldığı ve böylece diğer davalının eylemine iştirak ettiği (BK. 50) gerçekleşmiştir. O halde bu davalı hakkındaki davanın da aynı gerekçelerle reddedilmiş olması yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki yazılara açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kulunca da benimsenen Özel İdare bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy