(6830 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Söke Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 22.02.1978 gün ve 142-86 sayılı kararın incelenmesi davalı idare tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay Beşinci Hukuk Dairesi'nin 29.06.1978 gün ve 5359-5791 sayılı ilamıyla;
(... mevcut emsal bilirkişilerce kabul edilmemiş olmasına göre, halen de bahçe durumunda bulunulduğu, tapu kaydı ve bilirkişi raporlarından anlaşılan taşınmaz malın 6830 sayılı Kanunun 11/4. maddesi gereğince hesap edilecek geliri esas alınmak suretiyle bir değer biçilmesi gerekirken, bilirkişilerce ne emsale ve ne de gelire dayanmadan taşınmazın özelliklerinden bahisle değer takdiri kanun hükümlerine aykırıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının suresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun 11/6. maddesi hükümlerine göre taşınmaz mala değer biçilmesinde emsalinin kamulaştırmadan önceki alım-satım rayiçleri esas tutulmalıdır. Emsalin, taşınmaz malın bulunduğu yerde olması ve aynı nitelikleri taşıması yahut ta kamulaştırmaya yakın tarihte satılması şart değildir. Başka mevkide bulunan ve eski tarihlerde satılmış olan taşınmaz mallar da emsal olarak alınıp gerek zaman ve gerekse nitelik farkları göz önünde tutulmak suretiyle yapılacak kıyaslama sonucuna göre değer biçilmesi, emsal bulunamaz ise aynı Yasanın 11/4. maddesi hükümleri gereğince taşınmaz malın hesaplanacak gelirinin esas alınması gerekir.
Olayda, kamulaştırma bedelinin artırılması istenilen taşınmaz malın tapuda bahçe olarak kayıtlı olmakla beraber, kamulaştırmadan önce imar planına dahil edildiği ve meskun sahada bulunduğu anlaşılmaktadır. Taraflarca emsaller gösterilmiş ve mahkemece de tapu sicil muhafızlığından re'sen emsal kayıtları getirilmiş ise de, bilirkişilerce yapılan inceleme ve kıyaslama yetersiz olduğu gibi, ilk bilirkişi raporu ile ek rapor yasal gerekçelere de dayanmamaktadır. İlk raporda emsallerin şehir yerleşme merkezine uzaklığı, satış tarihleri ile kamulaştırma günü arasında geçen devredeki değer artışları ve karayoluna uzak olmaları vs.den bahisle taşınmazın özelliklerine göre değer biçilmesi ve ek raporda da «tarafların gösterdiği emsallerin çok değişik değerler taşıması nedeniyle ne emsaller ve ne de kıymet takdir komisyonunun takdir ettiği birim fiyatların nazara alınmadığından» söz edilmesi ve raporların kıymet takdirine dayanak yapılamayacağını açıkça göstermektedir.
Bu itibarla mahkemece yapılacak iş, yukarıda da açıklandığı üzere emsaller üzerinde teker teker durularak kamulaştırılan taşınmaz ile usulüne ve yasaya uygun biçimde gerekçeli mukayeselerini yaptırmak suretiyle taşınmaza değer biçtirmekten ibarettir. Şayet, bu esaslar uyarınca yapılacak inceleme sonucunda ve inandırıcı bir gerekçe ile emsale dayanılamayacağının açıkça ortaya çıkması halinde ise aynı Yasanın 11/4. maddesi göz önünde tutulmalıdır.
Bu nedenlerle yetersiz ve yasal dayanaktan yoksun bilirkişi raporlarına dayanılarak tesis edilen hükümde direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen sebeplerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.01.1980 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy