(1581 S. K. m. 4) (2004 S. K. m. 67, 68)
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tire Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 19.10.1977 gün ve 307-393 sayılı kararın incelenmesi, davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 6.6.1978 gün ve 4395-8279 sayılı ilamı:
1- Tarım Kredi Kooperatifleri'nin kuruluşuna ilişkin 1581 sayılı Yasa'nın 4.maddesinde (1), kooperatif yönetim kurulunun genel kurula katılma hakkına haiz ortakları arasında genel kurulca seçilecek 5 üye ile kooperatif müdürü veya vekilinden teşekkül edeceği, 5.maddenin son fıkrasında, "Kooperatif bölge ve merkez birlikleri öteki personeli ile ilgili yetki, tayin ve görevden çıkarılma gibi hususların, ana sözleşmede gösterileceği", ana sözleşmenin 41.maddesinde de "Kooperatif müdürü ve diğer personelin tayin, nakil, terfi, cezalandırma gibi özlük işlerinin kooperatif adına merkez birliğince yapılacağı ve yürütüleceği", aynı Yasa'nın geçici üçüncü maddesinde ise, TC Ziraat Bankası'nın merkez birlikleri kuruluncaya kadar, bütün kooperatif ve bölge birlikleri için merkez birliğine, bölge birlikleri kuruluncaya kadar bölge birliklerine ait görevleri yapacağı ve yetkileri kullanacağı belirtilmiştir.
Merkez birliği henüz kurulmadığına göre, 1581 sayılı Yasa'nın geçici üçüncü maddesine göre, davacıyı başka bir mahalde görevlendirmeye yetkili olan TC Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü'nce atandığı yere gitmemiş olan davacının, hizmet sözleşmesinin feshinde Yasa'ya uymayan bir yön bulunmamakta, fesih haklı nedene dayanmaktadır. Bu nedenle, davacının ihbar ve kıdem tazminatı istemeye hakkı yoktur.
2- İİK'nin 67.maddesinde, takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için mercie müracaat etmek istemeyen alacaklının, itirazın tebliğ tarihinden bir sene içinde mahkemeye başvurarak, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi halinde, "icra inkar tazminatı" öngörülmüştür. Yasa'nın bu hükmüne göre, "icra inkar tazminatı"nın hükmolunabilmesi için, alacaklının, tetkik merciinden itirazın kaldırılmasını istemek olanağı ve tetkik merciinden bu itirazı inceleme imkan ve yetkisinin bulunmasına bağlıdır.
Takip konusu alacak için yapılacak itirazı, merciin tetkike yetkisi yoktur. Bu durumda, "icra inkar tazminatı"na hükmolunması, yasaya aykırıdır.
3- Faize, dava tarihinden hükmolunması gerekirken, fesih tarihinden hükmolunması da isabetsizdir, gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI
Dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1- Tarım Kredi Kooperatifleri Ana Sözleşmesi'nin 41.maddesi atama yetkisini merkez birliğine verdiğine ve 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu'nun geçici üçüncü maddesi uyarınca da merkez birlikleri kuruluncaya kadar TC Ziraat Bankası, Merkez Birliği'ne ait görevleri yapacağına ve yetkileri kullanacağına göre, Ziraat Bankası'nın atamaya yetkili olmadığına dair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, tayinin hizmet gereğine uygun ve haklı nedene dayanması, hizmetinin mağduriyetine ve keyfiliye yer verilmeyecek durumda olması icap eder.
Bu itibarla, davacının atandığı yeni görevlerine gitmemiş olmasının, haklı nedenlere dayanıp dayanmadığının incelenmesi, bu bakımdan, onun kıdem ve ihbar tazminatı istemekte haklı olup olmadığının tespiti gerekirken, bu yolda bir inceleme yapılmadan tesis edilen hüküm bu bakımdan bozulmalıdır.
2- İİK'nin 67.maddesinde öngörülen "icra inkar tazminatı"na hükmedilebilmesi, borçlunun itirazının haksız olduğuna mahkemece karar verilmesi, takip konusu alacağın belirli sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tetkik edilmesi mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması lazımdır.
Olayda, icra takibine konu olan alacak, belirli ve sabit olduğu gibi, borçlu tarafından bilinmesi ve tayin edilmesi mümkün olduğundan, mahkemenin "icra ve inkar tazminatı" hakkındaki direnmesi yerinde olup, bu hususa ilişen temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
3- Dava dilekçesindeki açıklığa, talebe ve olaya göre, faize dava tarihinden itibaren hükmedilmemiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davalının "icra ve inkar tazminatı"na yönelen temyiz itirazlarının, yukarıda ikinci bentte yazılı nedenlerle ve oyçokluğu ile reddine, diğer temyiz itirazlarının bir ve üçüncü bentlerde yazılı olduğu şekilde kabulüne, hükmün birinci bentte yazılı nedenle oyçokluğu ile üçüncü bentte yazılı sebepten oybirliği ile BOZULMASINA karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy