(766 S. K. m. 42)
Dava: Taraflar arasındaki kısmi tapu iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 24.2.1975 gün ve 810-43 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
... Tescil suretiyle verilen tapunun dayanağı olan haritadaki kodlara göre tapu kapsamı 2687,10 m2'dir. Davalı adına tapulamaca tesbit edilen saha ise 2697,50 m2 den ibarettir. Parselin yüzölçümünü gösteren bu rakamdan tapu muhtevasını açıklayan 2687,10 m2'nin çıkarılmasından sonra arta kalan miktar oranında kaydın iptal edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin aykırı olduğu gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı Hazine vekili, tapulama sırasında davalı adına tesbit ve tescil olunan 1543 numaralı parselin, bu parsele revizyon gören tapu kaydı miktarından 73,50 m2 fazla olduğunu iddia ederek bu fazlalığa ait kaydın iptali ile tahdit dışı bırakılmasına karar verilmesini istemiş; mahkemece, teknik bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarından ve dosyadaki belgelerden anlaşıldığına göre dava konusu parsele revizyon gören davalı tapusu senetsizden tescil suretiyle oluşturulmuştur. Tescil davasında Hazine hasım olarak gösterilmiş ve tescil davasına karşı iddia ve savunmalarını yapmıştır. Bu nedenle tescil davası sonunda oluşturulan tapu kapsamı Hazine'yi bağlayıcı nitelik taşır. O halde, mahkemece yapılacak iş, öncelikle, tapulama sırasında davacıya verilen yerin, tescil tapusu kapsamından fazla olup, olmadığını, fazlalık varsa miktarını saptamaktan ibarettir.
Tapulama Kanunu'nun 42. maddesine göre kayıtlar haritaya dayanmakta, yerine uygulaması mümkün ise o takdirde haritaya itibar olunur. Tescil tapusunun haritaya dayandığı anlaşılmaktadır. Öyle ise uzman bilirkişiye tescil haritasına göre taşınmazın gerek yüzölçümü tesbit ettirilmeli, tescil haritasının dava konusu parsel haritasıyla açıları ve sınırları itibarıyla çakışıp çakışmadığı incelettirilmeli ve sonucuna göre dava konusu yerin tamamen ya da kısmen tescil haritası kapsamında kalıp kalmadığı ayrıntılarıyla temyiz incelemesinde kontrolü mümkün olacak bir biçimde saptanmalıdır.
Mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların hangi matematik ve geometrik kurallara dayandırıldığı yeterince açıklanmadığından, raporda varılan sonuçların doğru olup olmadığının kontrolü mümkün olamamaktadır.
Bu nedenlerle, yukarıda yazılı esaslara uygun ve kontrol imkânı veren bir bilirkişi raporu alınması gerekli görüldüğünden yetersiz ve gerekli açıklığı taşımayan rapora dayanılarak hüküm kurulması isabetsizdir. Direnme kararı bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy