(6762 S. K. m. 592, 690)
Dava: Taraflar arasındaki takibe itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya İcra Tetkik Merciince davanın kabulüne dair verilen 13.12.1978 gün ve 392-328 sayılı kararın incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22.3.19779 gün ve 2267-2482 sayılı ilamiyla,
(..TTK.nun 690. maddesi yolu ile aynı kanunun 592. maddesi gereğince tanzim tarihinin sonradan atılması senedin kambiyo vasfını etkilemez. Tedavüle çıkarılmadan veya çıkarılırken tanzim tarihinin atılmasında yasaya aykırılık yoktur. Borçlununun, tanzim tarihinin aradaki anlaşmalara aykırı olarak sonradan atıldığını İcra İflas Kanunundaki belgelerle ispat edilmesi gerekir. Bu cihetler nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz eden: Alacaklı vekili.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki kağıtlara, dayandığı gerekirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Alacaklı vekili avukat B.C.'in temyiz itirazlarının kabulü ile, Direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.05.1981 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Çoğunluk görüşü, sadece borçlu imzasını taşıyan, başka hiçbir kaydı ihtiva etmiyen bir poliçe veya bononun geçerli olarak tedavüle çıkarılabileceği, keşide tarihi de dahil noksan kayıtların sonradan tamamlanabileceği, sonucuna müncer olmaktadır.Oysa TTK.nun 583, 584, 592, 688, 689, ve 690. madde aracılığıyla yine 592. maddeleri çoğunluk görüşünün aksine hükümleri ihtiva etmektedir. TTK.nun 583 ve 688. maddeleri, poliçe ve bonoların hangi unsurları havi olmaları gerektiğine işaret etmiş, ancak 584 ve 689. maddelerde, bazı unsurları diğerlerinden daha önemli olarak benimsemiş ve bu unsurlar bulunmadıkça bu senetlerin poliçe veya bono niteliğini haiz olmıyacakları, açıkça belirtilmiştir. Noksanlığı senetlerin niteliğine etki yapan bu unsurlar arasında senedin tanzim edildiği tarih, yani keşide tarihi de mevcuttur. Diğer bir deyimle, düzenlendiği tarihte keşide tarihini ihtiva etmiyen bir senet, TTK.nun 584 ve 689. maddeleri gereğince, poliçe ve bono olarak kabul edilemez. Keşidecinin (borçlunun) elinden çıktığı anda poliçe veya bono niteliğini haiz olmayan bir belge alacaklı veya üçüncü bir kişinin fiiliyle sonradan poliçe veya bono niteliğini kazanamaz. TTK.nun 592. maddedeki "açık poliçe" hükümleri de yanlış yorumlanmıştır. Maddede "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe ...... doldurulursa.." denilmektedir. Yukarıya aldığımız madde hükmü bölümünden, tedavüle çıkarılırken senedin poliçe veya bono olması lazım geldiği, açıkça anlaşılmaktadır. TTK.nun 592. maddesi, tedavüle çıkarılırken 584. ve 689. maddeler gereğince, asgari unsurları, yani senedin poliçe veya bono olarak kabul edilmesi için mevcudiyeti lüzumlu olan unsurları, ihtiva eden ve fakat diğer unsurları muhtevi bulunmayan senetlerde, tanzim sırasında bulunup bulunmaması senedin niteliğini etkilemiyen unsurrların sonradan tamamlanabileceği, şeklinde anlaşılmalıdır ve maddenin de amacı budur. Bu nedenlerle, olayda olduğu gibi, düzenlendiği anda tanzim tarihi olmıyan bir senet poliçe veya bono niteliğini haiz olamaz ve bu noksanlık sonradan tamamlanması olanaksız eksikliklerden olup sonradan bu noksanlıkların giderilmesi senede poliçe veya bono niteliğini kazandıramıyacağı cihetle böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takibin iptaline ilişkin merci kararı doğru olup, bu kararın onanması gerekeceği, kanaatiyle çoğunluk görüşüne karşıyım.
Full & Egal Universal Law Academy