(743 S. K. m. 709)
Dava: Taraflar arasındaki "geçit hakkı kaydının iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;
(Bartın İkinci Asliye Hukuk Mahkemesi)'nce davanın reddine dair verilen 25.4.1979 gün ve 1978/232 1979/106 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay Ondördüncü Hukuk Dairesi'nin 23.10.1979 gün ve 3172 5078 sayılı ilamıyla;
(... Bozma ilamında da belirtildiği gibi irtifak hakkının terkini için MK. nun 709. maddesinde belirtildiği gibi irtifak hakkıyla temin edilen menfaatı ya büsbütün kaybetmiş olması veya bu menfaatin külfete göre pek az bulunması gerekir. Menfaatın ortadan kalkıp kalkmadığının tesbiti için irtifakın kuruluşundaki amacın ortadan kalkıp kalkmadığının saptanması gerekir. Doktrin görüşü de bu yoldadır. Örneğin, Prof. Dr. Kemal Oğuzman ve Doç. Dr. Özer Seliçi'nin 1975 basımlı Eşya Hukuku Kitabının 592. sayfasında bu görüşe yer verilmiştir. Bozmadan sonra yapılan keşfe ve belediyenin cevabi yazılarına göre, davalının taşınmazı yanından yol geçtiği, buradan fiilen yol olarak yararlanıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda irtifak hakkının kuruluşundaki amaç kalkmış, zorunluluk hali kalmamıştır. Bu nedenle davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle reddi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, davacının maliki bulunduğu 1346 parsel sayılı taşınmaz üzerinde, davalıya ait 1347 sayılı parsel lehine tesis edilmiş bulunan geçit hakkının, davalı taşınmazının yeni teşekkül etmiş umumî bir yola kavuşmuş olması nedeniyle terkini isteğine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden MK. nun 709. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre; "irtifak hakkı, temin eylediği menfaatleri büsbütün kaybetmiş ise, kendisine külfet tahmil edilen gayrimenkulün sahibi bu hakkın terkinini isteyebilir".
Görülüyor ki, irtifak hakkının kuruluşunda öngörülen menfaatın, zamanla ortadan kalkmış olması halinde, kendisine külfet yüklenen taşınmazın sahibi, irtifak hakkının terkinini isteyebilecektir. Bir başka anlatımla irtifak hakkı, zamanın akışı içinde hak sahibi için kesin ve sürekli bir biçimde faydasını yitirmiş ve böylece hakkın kuruluş amacı da ortadan kalkmış ise, terkini istenebilir. O halde, irtifak hakkının kuruluşundaki menfaat devam ettiği sürece bu hakkın korunması zorunludur.
Somut olayda, lehine geçit hakkı kurulmuş bulunan davalıya ait 1347 parsel sayılı taşınmazın yanından genel yol geçirilmesi imar planında öngörülmüş ise de; davanın açıldığı tarihte henüz imar planının uygulanması hususunda belediyece bir karar alınmadığı anlaşılmaktadır. Umumî yol, yetkili kamu idareleri tarafından umumun kullanmasına tahsis edilen ve herkesin yararlanmaya hakkı olduğu yollardır. Ancak, kamuya ait bir mal bu niteliğini yetkili idari makamın yapacağı özel bir tahsis kararı sonunda kazanır. Böyle bir tahsis kararı mevcut bulunmadığı halde, bazı kimselerce kurulan fiili yol ilişkisi her türlü hukukî himayeden yoksun olması sebebiyle mevcut geçit hakkını sona erdiren bir neden olamayacağı gibi, bir yerden gelip geçilmekte olması, o yere genel yol vasfını da kazandırmaz. Gerçekten, her zaman değiştirilmesi mümkün bulunan imar planı belediyece uygulanmak suretiyle davalıya ait taşınmaz (fiilen ve hukuken) kesin olarak genel yola kavuşmuş olmadıkça, henüz plan üzerinde mevcut olan bir yoldan eylemli bir şekilde geçilmekte olması, geçit hakkının kuruluş amacının ortadan kalktığını gösteren haklı neden olarak kabul edilemez.
Öyle ise, yukarıda yapılan açıklamalara göre, usul ve yasaya uygun olan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının reddiyle, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle (ONANMASINA) ve (485) lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01.06.1983 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)