(743 S. K. m. 134)
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (........) 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 14.9.1979 gün ve 797-421 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
(... Eşlerin uzun süre ayrı yaşadıkları, ancak 1973 yılında müşterek kızlarını evlenmesi sebebi ile İstanbul'da kısa bir süre birlikte oturdukları ve sonra da Diyarbakır'da kısa süre bu birliği sürdürdükleri yine anlaşmazlık çıktığı, kocanın evden ayrıldıkları ve ayrı yaşamalarına devam ettikleri anlaşılmıştır. Dava, az önce belirtilen kısa süreli ortak yaşamda meydana geldiği ileri sürülen olaylara dayanmaktadır. Her ne kadar tanıklar davalı kadının bu dönemde eşini sövdüğünü, onu küçümsediğini beyan etmiş iseler de, olayların akışı karşısında tanıkların tarafsız olmadıkları ve davacıyı koruyucu şekilde davrandıkları anlaşılmıştır. Şöyle ki; Tanık sözleri, hemen hemen birbirinin benzeri olup, belli bir kalıp şeklinde mahkemeye sunulmuştur. Bu durum, tanıkların gerçeğe aykırı ifade verdiklerini göstermektir. Esasen kadın, gerçekten kocasına, tanıkların söylediği gibi hakaret niteliğinde sözler söylemiş olsaydı, evvelce boşanma davası açarak karısından kurtulmak isteyen bir kimsenin bunu fırsat sayarak Ceza Mahkemesince başvurması tabidir. Hangi insancıl sebeplere dayatılmak istenirse istensin, bu yola başvurulmamış olması inandırıcı olmaz. Öte yandan karısına böylesine yabancı kalan ve uzun yıllar ayrı yaşayan bir kişinin hakarete uğramasından sonra insan ömrü için önemli bir zaman parçası sayılan 4 yıl gibi bir süre susması, bunu bir boşanma sebebi olarak ileri sürmemesi, insan yaradılışına ters düşeceği gibi, gerçekten bir sövme varsa koca bu kadar uzun süre susmakla, olayları bağışlama ve hoşgörü ile karşılamış, ortak hayatı çekilmez hal almadığını ve aile birliğinin temelli sarsıntıya uğramadığını kabul etmiş sayılır.
Bu bakımdan davanın reddi gerekirken boşanmaya karar verilmesi Usul ve Kanun'a aykırıdır.
Koca, mali gücü oranında eşine bir yaşam şartı sağlamak zorundadır. Dosyaya göre davacının yılda yirmibir milyon lira gelir vergisi ödediği gazete sütunlarına geçmiş ve buna karşı konmamıştır. Bu güçteki bir kimsenin başlangıçta ayda 3.000 lira gibi sembolik denecek nafaka ile yükümlü tutulması ve hükümle bunun 12.000 liraya çıkartılması isabetsizdir. Ekonomik şartlar ve davalının gerçekleşen mali durumu karşısında ayda 20.000 lira nafaka verilmesi uygun olur. Bu yönün gözetilmemiş olması bozmayı gerektirir) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece nafaka dolayısıyla yapılan bozmaya uyulmuş ve boşanma hükmüne yönelik bozma kararında direnilmiştir.
Dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosyadaki kâğıtlara, açıklanan gerektirici nedenlere ve karı-kocanın nişan olayı hariç bir araya gelmemiş olmalarına, şahitlerin beyanlarının da inandırıcı bulunmamasına göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararında uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: 1 - Uyulan kısım dolayısıyla verilen hükme yönelik temyiz incelemesinin yapılması için dosyanın 2. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine oybirliği ile,
2 - Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı BOZULMASINA, ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığından ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy