(2797 S. K. m. 39)
Dava: Yargıtay Birinci Hukuk Dairesi Başkan ve Üyelerinin toplu olarak reddini inceleyen Üçüncü hukuk Dairesi 17.04.1980 gün ve 2389-2406 sayılı kararı, ret talebinde bulunan davacı Ali tarafından süresinde verilen 15.09.1980 günlü dilekçeyle temyiz olunmakla Hukuk Genel Kurulu'nca dosyadaki bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı 19.03.1980 günlü karar düzeltme dilekçesinde, Birinci Hukuk Dairesi ilamlarında isim ve imzası bulunan Başkan ve Üyeleri reddettiğini bildirmiştir. Dosyayı inceleyen Üçüncü Hukuk Dairesi, 1730 sayılı Yargıtay Kanununun 26. maddesinin 3. fıkrasına göre, Daireler ve Genel Kurulların toplu olarak reddi caiz değildir. Bu hüküm uyarınca toplu olarak reddolunan Yargıtay Dairesi, yasaya göre böyle bir ret caiz olmadığı ve ortada incelenebilecek bir reddi hakim istemi bulunmadığı için, temyiz incelemesini sürdürmelidir.
Hakkı kötü kullanma biçiminde, tekrarlanarak yapılan reddi hakim istemlerinin incelenmesine gerek olmadığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca kabul edilmektedir.
Kanunun açık hükmüne rağmen, Yargıtay Dairesi'nin toplu olarak reddi ile yasanın sözü ile caiz olmayanı bilerek yapmaktır.
Yasaya konan hükmün amacı gereksiz olarak, Yargıtay Daire ve Kurullarının inceleme yapmasının geciktirilmesini önlemektir.
Aksine uygulama kötü niyetle hareket edenleri himaye etme sonucunu doğurduğu gibi, Yargıtay daire ve Kurullarının toplu reddine dair isteklerin reddedilmesi hallerinde para cezası alınamayacağına dair Hukuk Genel Kurulu kararlarında beliren görüşün dayanağı ile de çelişki yaratmaktadır.
Bu nedenlerle Birinci Hukuk Dairesi'nin, yasanın caiz görmediği toplu olarak ret istemi ile ilgili dilekçenin incelenmesine yer olmadığına ve karar düzeltme incelemesi yapılmak üzere dosyanın Birinci Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine karar vermiştir.
Gerçekten bu nitelikteki bir ret, Yargıtay Dairesinin toplu olarak reddi anlamındadır. 1730 sayılı Yargıtay Kanununun 26. maddesinin 3. fıkrasına göre Dairelerin ve Genel Kurulların toplu olarak reddi caiz değildir. Yasa koyucunun bu hükmü sevk etmekteki amacı, Yargıtay Daire ve Kurullarının inceleme yapmalarının gereksiz yere geciktirilmesinin önlenmesidir.
Yasanın belirli bir amaçla ve açıkça yasakladığı bir yola başvurulması iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilemez. İyi niyetle bağdaşmayan toplu red isteğini kapsayan dilekçenin incelenmesine ise gerek bulunmamaktadır.
O halde, yukarıdaki esaslara uygun olan Üçüncü Hukuk Dairesi kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davacı Ali'nin temyiz itirazlarının reddiyle Üçüncü Hukuk Dairesi'nin 17.04.1980 gün ve 2389-2406 sayılı kararının ONANMASINA, 1000 lira onama harcının temyiz edenden alınmasına sebebinde oyçokluğu ve esasta oybirliği ile 24.12.1980 gününde, ikinci müzakerede karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy