(2822 S. K. m. 25, 27, 58)
Dava: Taraflar arasındaki grevin yasal olmadığının saptanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Elbistan İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.10.1979 gün ve 78/20-76 sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 24.12.1979 gün ve 79/14408-16384 sayılı ilamıyla, (T.İ.S. veya mevzuatın sağladığı bir halkın tanınmaması veya gene T.İ.S. veya mevzuattaki bir kuralın yorumlanmasından çıkan uyuşmazlığın çözümlenmemesi üzerine 275 s. K.nun 19/2. maddesindeki esaslar uyarınca greve gidilebilir. Olayda davacı belediye, davalının hakkını tartışmasız tanımakta olup, mücbir sebepler ödemede bulunamadığını ileri sürmesi itibarıyla bir hakkın tanınmaması veya hakkın esasını oluşturan kuralın yorumuna ilişkin çözümlenememiş bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından ve 275 s. K.nun 19/2 maddesinin kullandığı deyimle Bozulma durumu gerçekleşmiş sayılamayacağından yapılan grev, yasa dışı bir grevdir) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı belediye, davalı Genel İş Sendikası tarafından 26.09.1978 gününde belediye İş yerinde başlatılan grev uygulamasının, yasa dışı olduğunun saptanmasını istemektedir.
Mahkeme davacı belediyenin bir kısım işçi ücretlerini, parasal nedenlerle zamanında ödemediğini, bazı işçilerinde disiplin kurulu kararı olmadan işten çıkardığını, böylece T.İ.S.nin 61 ve 68. maddesine aykırı davrandığını, grevin haklı ve yasal olduğunu belirterek isteğin reddine karar vermiş bu karar özel dairece yukarıda açıklandığı gibi bozulmuştur.
Mahkeme ile özel daire Arasındaki Uyuşmazlık Hak Grevi nin Yasal Koşullarının belirlenmesinde toplanmaktadır.
T.C. Anayasası'nın 47. maddesine göre, İşçiler, işverenlerle olan münasebetlerinde, iktisadi ve sosyal durumlarını korumak veya düzeltmek amacıyla toplu sözleşme ve grev haklarına sahiptirler.
275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 20. maddesinde grevin yasak olduğu işler sayılmış ve 10. bendinde de toplu iş sözleşmesi süresi içinde grevin yapılamayacağı açıklanmış, ancak 19. maddesinin 2. bendinin hükümleri saklı tutulmuştur. Sözü edilen ve saklı tutulan hükümde İşçiye veya işçi teşekkülüne mevzuat veya toplu iş sözleşmesiyle sağlanmış olan haklar, toplu iş sözleşmesiyle bağlı olan işveren veya işveren teşekkülü tarafından veya onun teşvik veya tahriki ile bozulursa, toplu iş sözleşmesi ile bağlı olan işçi teşekkülünün, o işverene ait işyerlerinde veya o işveren teşekkülünün mensubu olan işverenlere ait işyerlerinde grev kararı verme yetkisi vardır.
O halde hak grevi adı verilen ve hak uyuşmazlıklarının çözüme bağlanmaması üzerine yapılan bu tür grev kanuni bir grevdir.
Burada söz konusu olan yasal koşullarına uyularak yapılan grevdir. İşçilerle işveren arasında yapılmış karşılıklı taahhütleri içeren, hizmet akdindeki yükümlülüğün yerine getirilmemesinin sonucu olarak yapılan kişisel davranışlar konu dışındadır.
İşçi örgütleri T.İ.S. veya mevzuat gereği sağlanmış olan haklarının bozulması halinde greve başvurabilirler. Bu hakların işveren veya işveren teşekkülünce tanınmış olduğu halde yerine getirilmemesinde aynı sonucu doğurur; mücbir sebebe dayanmayan yerine getirmeme halinde de grev hakkı doğar. 275 sayılı Kanunun 19/2. maddesinde tanımlanan bozulma kavramına, tanınmış bir hakkın yerine getirilmemesi de dahildir. Ancak söz konusu olan ve verilmeyen hakkın kolektif bir mahiyet taşıması gerekir. Eğer işveren tarafından bir veya birkaç işçinin mevzuat veya T.İ.S. ile tanınan hakkı verilmemiş ise bu kişiler hizmet akdinin gereği olarak kişisel girişimlerde bulunabilirler; yoksa greve gidilemez. O halde işveren tarafından yerine getirilmeyen hak işçilerin çoğunluğuna yönelik ve toplu iş sözleşmesinin bütünlüğünü bozacak nitelik ve nicelikte olmalıdır. Aksi halde hakkın bozulmasından söz edilemez.
Öyle ise mahkemece, davalı sendikaya ait üye kayıt defterleri ile üye fişleri getirtilerek, sendikalı işçi sayısının araştırılması, davacı belediye tarafından ihlal edilen hakkın kolektif nitelikte olup olmadığının saptanması gerekir. Bu nedenle, yerel mahkemenin direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda yazılı nedenlerle HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.04.1930 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy