(743 S. K. m. 661) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 13.3.1978 gün ve 654 - 66 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
(...Davacının amacı, davalının denizi doldurmasından doğan sakıncaların giderilmesi isteminden ibarettir. Bu itibarla davada komşuluk ilişkilerine dayanıldığı açıktır.
Davada, doldurma işleminin yasal koşullara uyularak yapılıp yapılmadığını araştırmak zorunluğu yoktur. Doldurma yasal koşullara uyulmadan yapılmışsa davacı bu durumda bir zarar görmüşse, komşu hakları dışında kalan öteki hukuksal nedenlere dayanarak bu durumun önlenmesini isteyebilir.
Davacı bu davada doldurmayı kabullenmiş, doldurmadan doğan sakıncaların ve rahatsızlıkların giderilmesini istemiştir. MK. nun 661. maddesine dayanan böyle bir davada doldurmanın yasalara uygun olarak yapılması veya yapılmaması sonuca etkili değildir. Her iki halde komşu haklarıyla bağdaşmayan bir sonuç husule gelmişse bunun giderilmesi istenebilir.
Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş:
Doldurmanın komşuluk ilişkisinin hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir sonuç doğurup doğurmadığını araştırmaktan ibarettir. Mahkemenin bu konudaki soruşturma ve araştırması uyuşmazlığı kesin bir çözüme götürecek açıklık ve yeterlilikte değildir. Önce ve herhalde doldurmadan önceki durumla, doldurmadan sonra husule gelen durum arasında komşuluk ilişkisi açısından bir farkın mevcut olup olmadığı saptanmalıdır. Bir fark mevcut olmadığı veya fark hoşgörü ve olağan tahammül sınırlarını aşmadığı takdirde dava reddedilmelidir. Doldurma birikinti, koku, kirlilik vs. yönlerden normal bir kişinin dayanamayacağı sonuçlar husule getirmişse yetkili bilirkişiler tarafından önerilen önlemleri almaya davalının zorlanması suretiyle davanın kabul edilmesi gereklidir.
Mahkemece bu ilkelere uymayan ve yetersiz olan soruşturmaya dayanılarak davanın reddi doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı vekili (tarafların deniz kıyısında komşu taşınmazların maliki olduklarını, davalının kendi taşınmazının ön kısmını denize doğru doldurmak suretiyle iki taşınmaz arasında bir köşe (koy) oluşmasına sebebiyet verdiğini, akıntı, dalga ve rüzgârın etkisiyle sürüklenip gelen yosun, lağım muhteviyatı gibi her çeşit maddenin bu köşede birikmek suretiyle müvekkilinin rıhtımın üzerini doldurduğu gibi, sahildeki deniz suyunun kirlenmesine, kokuşmasına, sinek üremesine yol açtığını, bu yüzden denize girme ve evinde oturma imkânının kalmadığını) iddia ederek, vaki tehlike ve zararın giderilmesi için gerekli karanın verilmesini, müvekkilinin arazisinin önündeki sahil şeridinin zarar vermeyecek şekilde doldurulup düzeltilmesini istemiş; davalı taraf ise (...evinin önündeki dolguyu izin almak suretiyle yaptığını, davacının ileri sürdüğü zararların bu dolgu sonucu olmayıp, taşınmazların bulunduğu yerdeki sahilin özelliği, gel - git gibi doğal olayların sonucu meydana geldiğini...) savunmuştur.
Dosyadaki belgelere göre; tarafların üzerinde evleri bulunan taşınmazları, deniz kıyısında yan yana komşu durumundadır. Davalının kendi taşınmazını denize doğru doldurduğu ve bu nedenle de deniz kıyısında iki taşınmaz arasında bir köşe oluştuğu, burada yosun vs. deniz teressübatı toplandığından etrafa rahatsız edici koku yaydığı, sahilin kirli olduğu bilirkişi incelemeleriyle saptanmıştır. Ancak bilirkişi raporları arasında çelişkiler olduğu gibi, davacının iddiasında ileri sürdüğü kirlenme ve kokuşma olayının davalının denizden doldurma yaparak sahil şeridini bozmasından mı yoksa o mıntıkadaki doğal olaylar sonucu mu olduğu kesinlikle saptanmamıştır.
Bu nedenle işin özelliği göz önünde tutulmak suretiyle uzman bilirkişilere yeniden inceleme yaptırılmalı ve davalının yaptırmış olduğu dolgunun, davada ileri sürüldüğü gibi, yosunların, deniz teressübatının vs. artıkların toplanmasına yol açıp açmadığı, davacının bundan dolayı zarar görüp görmediği kesinlik ve açıklıkla saptanmalıdır. Zarar verici eylem ve zararın saptanması halinde, haksız eylemin sonuçlarının davalı tarafından giderilmesi gerekeceğinden, ona göre karar verilmelidir. O halde bu esaslara uygun ve yeterli incelemeye dayanmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy