(743 S. K. m. 618, 650)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve meni müdahale davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bornova Asliye 1.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne, karşılık davanın reddine dair verilen 7.11.1977 gün ve 331-306 sayılı kararın incelenmesi davalı ve karşılık davacı tarafından istenilmesi üzerine,
(... Davacı, davalı ile evli iken bir arsa satın aldığını, bir yanılgı sonucu bunun tapuda karısının adına tescil edildiğini, eşinin muvafakatı ile dört odalı bir ev yaptırdığını, sonradan boşandıklarını, binayı iyi niyetle yaptırdığını, arsa bedelini vermeye hazır olduğunu beyanla, davalı üzerindeki tapunun iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı buna karşı koymuş, mahkemece isteğe uygun karar verilmiştir.
İyi niyetle başkasının arsasına yapı yaptırılmış olması halinde binanın değeri, açıkça arsanın kıymetinden çok ise, iyi niyetle hareket eden malzeme sahibi, muhik bir tazminat karşılığında arsa ile birlikte binanın mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilir. (MK. 650) Kanun metninde açıkça anlaşıldığına göre, mülkiyetin geçmesi için inşaatın iyi niyetle yapılması ve bina değerinin açıkça arsa değerinden çok olması gerekir.
Açık farktan maksat, iki değer arasında ilk bakışta herkesin hemen gözüne çarpacak bir dengesizliğin bulunması, başka bir anlatımla değerler arasında aşırı bir orantısızlık olduğu kanaatinin uyanması demektir. Olayda arsa değeri 26.250 lira, binanın değeri ise 32.609 lira 50 kuruş olup aradaki fark, 6.359 lira 50 kuruştur. Bu kadar basit farkın, (açık-fahiş fark) kavramına girmeyeceği açıktır. Şu durumda objektif şart gerçekleşmemiştir.
İyi niyetten söz edilebilmesi için, malzeme sahibinin kendi adına bina yapmasına arsa sahibinin izin vermesi, yani ileride bina ile arsa değeri arasında fark meydana geldiği takdirde yapı sahibinin arsanın bina ile birlikte mülkiyeti kazanabileceği ihtimali bulunduğunu başlangıçta hiç olmazsa içinden kabul etmesi gerekir. Toplanan deliller ise kadının az önce belirtilen açıklık ve nitelikte bir muvafakatının varlığını kabule yeterli değildir. Öyle ise olayda subjektif şart da meydana gelmemiştir.
O halde davanın reddi gerekirken, tapunun iptaline karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların iddia ve savunmalarına, dosyadaki belgelere, Özel Daire bozma kararında gösterilen gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy