(1086 S. K. m. 293, 290, 288)
Dava : Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ( Kadıköy Birinci Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.4.1980 gün ve 1058-343 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine; Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi'nin 14.10.1980 gün ve 5599-7277 sayılı ilamiyla; ( ... Davacı, dava dilekçesinin 4. bendinde ve delil listesinin yine 4. bendinde senede dayanarak alacağının ödetilmesini istemiş, fakat senedin sahteliği gerçekleşmiştir. Şu durumda davanın reddi gerekirken, senede dayanılmadığından söz edilerek tanık sözleri esas alınıp ödetilme kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Karar: Dava 110.000 lira alacağın kanuni faiziyle birlikte davalıya ödetilmesine ilişkindir. Metni yukarıya alınan özel daire bozma kararında da belirtildiği gibi, davacı alacak iddiasını senede dayandırmış; ancak, sözkonusu senedin bir bahane ile davalı tarafından ele geçirilip yok edildiğini ileri sürerek senet fotokopisini ibraz etmiş ve borç ilişkisinin doğumu zamanında aralarında karı-kocalık münasebeti bulunduğundan bahisle iddiasını ve davasını kanıtlamak için gösterdiği tanıkların dinlenmesini istemiştir.
Mahkeme de, taraflar arasındaki karı-kocalık durumunu gözönünde tutarak davacı tanıklarının sözlerine göre davanın kabulüne karar vermiştir.
HUMK.nun 293. maddesinin 1 'numaralı bendine göre karı-koca arasındaki muamelelerin tanıkla ispatı mümkün olmakla beraber, o hukuki muamele senede bağlanmış ise, tarafların karı-koca olması halinde dahi Usulün anılan maddesinin uygulanması söz konusu olamaz ( HUMK. 290; 12.4.1933 gün ve 30/6 sayılı içtihadı Birleştirme Kararı ). Bu nedenle davacının iddiasını ancak yazılı delille kanıtlaması mümkündür.
Öte yandan borç ilişkisine dayanak yapılan senedin sahteliği, kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşmiş olan ceza ilamıyla saptanmıştır. Hukuk Genel Kurulu'nun istikrarla benimsediği görüşe göre, davada dayanılan bir belgenin sahteliği gerçekleştikten sonra o iddianın tanıkla ispatına da imkan yoktur.
Bu nedenlerle olayda tanık dinlenmesi mümkün olmadığı halde davacı tanıklarının dinlenmesi ve tanık sözlerine dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen sebeplerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.12.1981 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy