(743 S. K. m. 658)
Dava: Taraflar arasındaki Şufa davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uşak Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 26.2.1980 gün ve 592-35 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
(... Davalı açılan davaya karşı sukutu hak süresinin geçirilmiş bulunduğunu savunmuş ve bu hususta şahit göstermiştir. Dinlenen davalı şahidi Binat D., davalı ile Halil arasında satılan pay sebebiyle konuşma geçtiğini, bu konuşma tarihini bilmediği gibi, satışı da hangi tarihte öğrendiklerini bilemeyeceğini beyan etmiştir. Diğer davalı şahidi Yaşar K., Ağustos ayında davalının Halil Ç.in yanına gidelim, aldığım taşınmazda oda paydaşmış konuşalım dediğini ve birlikte Halil'in yanına gittiklerini ve anlaşma olmadığını söylemiştir. Dinlenen bu şahitlerin beyanı davalı ile Halil'in konuştuğuna dairdir. Davacı ise Osman Nuri Ç. ve Oğulları Kollektif Şirketidir. Diğer ortakların ıttılaına dair şahitler bir beyanda bulunmamıştır. Bu duruma hak düşürücü sürenin geçirildiğinin kabulü mümkün bulunmamaktadır. Bu cihet nazara alınmadan yeterli bulunmayan şahit beyanlarına dayanılarak aksinin kabulü ile yazılı şekilde red kararı verilmesi Usul ve Kanun'a aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Karar: Dava, Şufalı payın iptali ile davacı adına tescili isteminden ibarettiz.
Mahkeme, hak düşürücü sürenin geçirildiğinden bahisle davanın reddine karar vermiştir.
Dinlenen davalı tanıklarının ifadelerinde adı geçen Halil'in, davacı Osman Nuri Ç. ve Oğulları Kollektif Şirketinin ortağı olduğu ve tek başına şirketi temsile yetkili bulunduğu dosyadaki bilgilerden ve özellikle, Uşak Noterliğince düzenlenmiş bulunan 19.4.1977 gün ve 7612 yevmiye sayılı Vekâletname arkasındaki meşruhattan anlaşılmaktadır. Şirketi temsile yetkili ortağın, satışı öğrenmiş olması halinde, bir aylık hak düşürücü sürenin işlemeye başlayacağı kabul edilmelidir.
Ancak, Özel Daire bozma kararında da açıklandığı gibi, mahkemece dinlenen davalı tanıklarının sözleri, satışın öğrenildiği günün kesin olarak saptanmasına elverişli ve yeterli görülmemiştir. Oysa, davalı, davanın süresinde açılmadığı yolundaki savunmasını kesin şekilde ispatlamakla yükümlüdür.
Gerçekten, davalı tanıklarından Nihat D., satışın hangi tarihte öğrenildiğini bilemeyeceğini bildirmiştir. Öteki davalı tanığı Yaşar davacı Şirket ortağı Halil ile Ağustos ayında konuştuklarını söylemiş ise de, bu tanığın sözleri kesin ve yeterli değildir. Çünkü, davalı, 28.4.1978 ve 4.7.1978 tarihlerinde olmak üzere birbirine yakın iki ayrı tarihte pay satın almıştır. 28.4.1978 gününde satın alınmış olan pay sebebiyle davacı tarafından açılan davanın, tanığın sözünü ettiği tarihte görülmekte olduğu anlaşılmaktadır.
Bu bakımdan, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır.
Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen sebeple, BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy