(766 S. K. m. 47, 50, 61, 74) (1086 S. K. m. 8)
Dava: Taraflar arasındaki men'i müdahale davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sarayönü Tapulama mahkemesince davanın görev ve yönünde reddine dair verilen 19.8.1980 gün ve 1979/22, 1980/35 sayıl kararın incelenmesi davacı vekil tarafından istenilmesi üzerine
Yargıtay Yedinci hukuk dairesinin 14.10.1980 gün ve 1980/11713-10998 sayılı ilamıyla;
(... Dava dosyası Asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararı ile tapulama mahkemesine aktarılmıştır. 766 sayılı tapulama kanunun 61. maddesi hükmünce tapulama hakim mahalli mahkemelerden devredilen davalar kaldıkları yerden bu kanunda gösterilen usul ve esaslar dairesinde devam etmek zorundadır. Devredilen dava el atmanın önlenmesi davasıdır. Bu dava nedeni ile taşınmazın tutanağının malikanesi de boş bırakılmıştır. El atmanın önlenmesi davaları biri mülkiyet hakkının saptanması diğere de hakkın yerine getirilmesi yönlerini kapsar. Mülkiyet hakkının tespiti ve ona bağlı olan hakkın yerine getirilmesi davasına bakmak görevi tapulama hakimine aittir. Tapulama kanununun 50. maddesi hükmü uyarınca mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan ve tapulama ile ilgili bulunan kesinleşmemiş gayrimenkul davaları tapulama mahkemesinin görevine girer ve davanı konusuna giren taşınmazın tutanağını düzenlendiği anda genel mahkemeni görevi de sona erer. Mahkemece bu yönler gözetilmeden görevsizlik kararı verilmiş olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz eden: Davacı vekili
Hukuk genel kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tapulama yasasının 47. maddesi hükmünce tespit davalarını tapulama mahkemesinin asıl konusunu oluşturan davalar olduğundan duraksama yoktur. Çünkü taşınmazın mülkiyeti konusunda uyuşmazlık bulunan davaların tapulama mahkemesinde görüleceği tapulama yasasın güttüğü amacın bir sonucudur. Şu halde taşınmaza el atmanın önlenmesi davaları aynı zamanda mülkiyet hakkının tespitini öngören bir nitelik taşıdığına göre kural olarak elatmanın önlenmesi davalarının mülkiyet hakkının belirlenmesine ilişkin tespit bölümü ile elatmanın önlemesine ilişkin eda bölümünün ayrılması mümkün değildir. Yargıtayın kurallaşması uygulaması ve bilimsel görüşler de bu doğrultudadır.
Ancak temyiz konusu bu davada taraflar arasında bir mülkiyet uyuşmazlığı söz konusu değildir. Bu davada, davalı mülkiyetin kendisine ait olduğunu değil aksine mülkiyetin davacıya ait olduğun kabul etmekte ve fakat taşınmaza aralarındaki ariyet aktine dayanarak zilyet bulunduğun bildirmektedir. Şu durumda açılan bu davada mülkiyetin tespiti ile ilgili bir karar verilmesi söz konusu olmadığını göre yerel mahkemenin davanı asliye hukuk mahkemesinde bakılacağından söz ederek verdiği direnme kararı doğrudur ve onanmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 766 sayılı tapulama kanunun 74. maddesi gereğince 10 lira onama ilam harcının davacıdan alınmasına ve 21.12.1983 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy