(3402 S. K. m. 12) (743 S. K. m. 645)
Dava: Davacılar; davalı Hazinenin 4882 parsel sayılı taşınmazı tapulamada yapılan tescilden sonra, çapına göre tamamını kamulaştırdığını ve bu çapın sicilinde yazılı olan 96870 m². miktar üzerinden de payları oranında kamulaştırma bedelini kendilerine ödediğini, 4892 sayılı parselin tespitine dayanak olan tapunun, tapulamaca tespit dışı bırakılan ve dosya içerisindeki tüm krokilerde (g, b) harfleriyle işaretlenen, Ergazi köyü hududuna kadar ulaşan dava konusu taşınmazı da kapsadığını, kamulaştırılan alanın 4892 sayılı parsele ait çapla sınırlı olduğunu, çap yani kamulaştırma haritası ve tapulama tespiti dışında bırakılan yerin hiçbir şekilde kamulaştırılan parsele ilâve edilemeyeceğini, fazla kısmın kamulaştırmadan önce de mevcut bulunduğunu ileri sürerek, payları oranında tescil istemişlerdir.
Yargıtay Gayrimenkul Dairelerinin yıllardır sürdürdüğü kararlılık kazanmış uygulamalarına göre, bir çapın geometride şekli değiştirilmeden, yüzölçümündeki hataların düzeltilmesine yasal olanak vardır. Eğer tescilden sonra kamulaştırılan 4892 sayılı parsele ait çapın geometrik şekline dokunulmadan yüzölçümündeki maddî yanılgı düzeltilmiş ve bulunan yeni yüzölçümüne göre, nizalı taşınmaz 4892 sayılı parselin çap sınırları içinde kaldığı kadastral yöntem ve araçlarla saptanmış ise, davanın reddedilmesi doğru olabilir.
Çapa dayanılarak bir parseli satın alan kişi tapulama, tespitinin dayanağı olan ve bayiine ait bulunan eski tapu kaydına göre miktar fazlasını isteyemez. Çapa göre kamulaştırma halinde de durum bu kesin kuralın dışında değildir.
Kamulaştırma davacıların eski tapularına göre değil, tapulamadan sonra tapu sicilinde oluşan çapa göre yapılmıştır. Çapın yani 4892 parselin kadastral sınırları ne kadar bir alanı kapsıyorsa, kamulaştırma yapan idarenin mülkiyet hakkı da bu alanla belirgindir, sınırlıdır.
Hal böyle olunca, Mahkemece yapılacak iş, 4892 sayılı parsele ait tapulama tespitinin ve davacıların dayandığı eski tapuların tesisinden itibaren tüm tedavül kayıtlarının getirtilmesi, çevreyi iyi bilen yaşlı ve yansız kimseler arasından birden fazla seçilecek yerel bilirkişiler aracılığı ile uygulanması, böylece tayin edilecek tapuların kapsamı üzerine, 4892 sayılı parsele ait çapın uzman bilirkişi aracılığı ile geometrik şekline dokunulmadan aplike edilmesi, dava konusu taşınmazın bu uygulamaya göre kamulaştırılan çap sınırları içinde kaldığı anlaşılırsa davanın reddedilmesi, çap dışında ve tapu sınırları dahilinde bulunduğu, gerçekten tespit dışı kalan parsel numarası verilmeyen yer olduğu anlaşıldığı takdirde, davacıların tapu kayıtlarında ve veraset ilâmlarında yazılı payları oranında tescile karar verilmesinden ibarettir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy