(743 S. K. m. 502)
Taraflar arasındaki tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Hatay İkinci Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine verilen 9.7.1979 gün ve 1978/214 -401 sayılı kararın incelenmesi davacılar tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi'nin 20.11.1979 gün ve 1979/8059 -8189 sayılı ilâmıyla;
(... Taraflardan emsal sorulması, vermeye yanaşmadıkları takdirde re'sen araştırılması ve taşınmazların niteliği gözetilerek seçilecek bilirkişiler eliyle emsal kıyaslaması yapılarak ölüm günündeki değerlerinin tesbit olunması gerekir. Bu yönün gözetilmemiş olması usul ve kanuna aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda: mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Temyiz incelemesine konu teşkil eden dava, bir tenkis davasıdır. Bilindiği gibi tenkis davası, saklı pay (mahfuz hisse) sahiplerine, saklı paylarına miras bırakanın yaptığı tecavüzü ortadan kaldırmak ve miras bırakanın yaptığı işlemleri tasarruf nisabı sınırı içine sokmak olanağı sağlayan, bu yolla kişisel hakkın korunmasını amaç tutan ve yenilik doğuran (inşaî, ihdasî) nitelikte bir dava türüdür.
Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, bu tür davalarda saklı payın ve dolayısıyla tasarruf nisabının gerçeğe en yakın bir şekilde tespiti büyük önem taşır (MK.453). Çünkü, tenkis davalarında doğru ve âdil bir sonuca ulaşılabilmesi, net terekenin bilinmesi ile mümkün olur; yani, bu tür davalarda saklı pay bütün tereke üzerinden hesaplanır. Bu cümleden olarak terekeye dahil taşınmazların da ölüm günündeki değerlerinin gerçeğe en yakın bir şekilde tesbiti şarttır.
Ancak, tenkis davasını düzenleyen M.K.'nun 502 ve onu izleyen maddelerinde saklı payın hangi yöntem izlenerek tespit olunacağı yolunda özel bir düzenleme yoktur. Ne var ki, uygulamada istek üzerine tarafların gösterdiği emsallerin net terekenin tespiti sırasında dikkat nazara alındığı gözlenmektedir. Hatta denilebilir ki, mahkeme, tarafların emsal göstermesi halinde bu doğrultuda araştırma ve inceleme yaptırmakla ve bilirkişi raporunda bu emsalleri kıyaslamak ve tartışmakla yükümlüdür.
Buna karşın tarafların emsal göstermemeleri halinde, mahkemenin re'sen emsal araştırması yapması zorunluluğundan söz eden bir hüküm yukarıda anılan maddelerde mevcut bulunmamaktadır (HGK.16.10.1981 gün ve 1980/2-2010 esas, 1981/679 karar sayılı kararı).
Bu bakımdan, özel dairenin aksi doğrultudaki bozma nedeni yerinde görülmemiştir.
O halde, tarafların iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve 485 lira bakiye temyiz ilâm harcının temyiz edenlerden alınmasına, oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy