(818 S. K. m. 41) (743 S. K. m. 320)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine karar verilen 23.3.1981 gün ve 1978/360 Esas, 1981/39 Karar sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19.6.1981 gün ve 1981/8013-8903 sayılı ilamı: (...Davacılar vekili, müvekkillerinin aralarının bulunduğu Ermenek kazası Aşağıçağlar köyünün Keban mevkiinde 17.7.1978 günü keçi otlatmakta olan davalıların çocukları Muhtalip Ç., Nezahat B. ve Güldane Ç.'nin bal hırsızlığı yapmak üzere arı kovanlarının yanına vardıklarını, tütsü yaparken de müvekkillerine ait arıların ve kovanların yanmasına sebebiyet verdiklerini ileri sürerek müvekkillerinin uğradıkları zararın Medeni Kanunun 320. maddesi hükmünce çocuklarının eylemlerinden sorumlu bulunan davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, C. Savcılığı soruşturma evrakını, Sulh Hukuku Mahkemesinin tespit dosyasını ve tanık ifadelerini davaya dayanak yapmıştır. Davalılar ve vekilleri davyanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılar vekilinin isteği üzerine mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 19.10.1980 tarihli bilirkişi raporuna göre, kovanların bulunduğu yere çocukların geçmesine imkan olmadığından davalıların çocuklarının normal olmayan hünerlerle bu arı kovanlarının bulunduğu yere geçtiklerinin davacı tarafça ispat edilemediğinden ve tanıkların da somut bilgileri olmadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçi mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı 19.10.1980 günlü bilirkişi raporuna göre (krokide A ve B ile işaret edilen arılığa yani arı kovanlarının bulunduğu yere davalıların çocuklarının girmelerinin mümkün olamayacağı) sonucuna varılabilir. Ne var ki, olayla ilgili olarak C. Savcılığınca yapılan hazırlık soruşturması evrakı incelendiğinde; davalıların çocukları olan Muhtalip Ç., Nezahat B. ve Güldane Ç.'nin olay günü bal hırsızlığı yapmak üzere kovanların bulunduğu yere girdiklerini ve kovanlardan bal almak için tütsü yaktıklarını ve çaldıkları balı evvela bir naylon torbaya koyduklarını ve naylon torbanın delik olduğu anlaşılınca da Nezahat'in boş olan ekmek bohçasına koyduklarını ve bu ekmek bohçası da balı sızdırınca Muhtalip Ç.'ın ekmek bohçasına balı koyduklarını açıkça ikrar ettikleri görülmektedir. Öte yandan, hazırlık soruşturması sırasında ekmek bohçasının arı kovanlarının yanında elde edilmesi ve çocuklarca ifade edildiği gibi kayalar üzerinde bal bulaştığının tespit edilmesi de babalarının da huzurlarında karakolda alınan bu çocukların itirazlarını doğrulamaktadır. Keza olay günü davalıların çocuklarının olay yerine yakın bir mahalde beraberce kuzu otlattıkları ve bir arada kaldıkları da tartışmasızdır. Bu durumda, mahkemece yukarıda açıklanan deliller red ve tahlil edilmeden, bilirkişinin bu çocukların arı kovanlarının bulunduğu yere geçmesi mümkün değildir şeklindeki yetersiz görüşüne itibar edilerek ve eksik inceleme sonucunda davanın reddedilmiş olması bozmayı gerektirir. O halde mahkemece yapılacak iş; davalıların çocuklarının bal almak için oyuk bir teneke içerisinde tezek yakarak arı kovanlarına tütsü yaktıklarını ve ancak balı aldıktan üç dört saat sonra yangının çıkmış olduğunu itiraz etmiş olmaları karşısında, çocukların tütsü için yaktıkları tenekedeki ateşin yangına sebep olup olamayacağı, yangına sebep olur ise bu yangının üç ayrı grup halinde olan tüm dolu ve boş kovanlara sirayetinin ne şekilde mümkün olacağı hususlarında mahallinde yeniden bilirkişi tetkikatı yaptırmak ve bütün deliller birlikte tartışıldıktan sonra sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuka Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk genel kurulunca da benimsenen Özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 04.04.1984 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy