(743 S. K. m. 649) (1086 S. K. m. 284) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve yıkımı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kütahya Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.9.1981 gün ve 10-390 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
(... Dava, davacı Hazineye ait 695 ada, 5 parsel sayılı taşınmazın bir kısmına elatmanın önlenmesi ve binanın kal'i isteğine ilişkindir. Mahkemece yapılan inceleme ve uygulama yetersizdir. Keşif sırasında düzenlenen krokide davalı tarafa ait binanın bir kısmı tecavüzlü olarak gösterildiği halde, uzman bilirkişi raporunda tümünün nizalı parsel içerisinde kaldığı belirtilmiştir. Ayrıca binanın yıkılması veya yıkılmaması hallerinde taraflara sağlayacağı yarar ile meydana gelecek zarar karşılaştırılarak kal'in aşırı zarar doğurup doğurmayacağı hükme yeterli biçimde tartışılmamış ve Medeni Kanunun 649. maddesi uyarınca en az malzeme bedeli de saptanmamıştır. O halde uzman bilirkişilerden ek rapor alınarak, gerekirse yeniden seçilecek bilirkişilerle inceleme yapılarak dava konusu binanın tümüyle nizalı parsel içinde kalıp kalmadığının saptanması, binanın tümünün değil de, bir kısmının tecavüzlü olduğunun tespiti halinde davalı taraf iyi niyetli olmadığından taşkın inşaatın kal'ine karar verilmesi binanın tümü ile nizalı parsel içerisinde kaldığının anlaşılması halinde, kal'in aşırı zarar doğurup doğurmayacağı hakkında yukarıda açıklandığı üzere gerekçeli mütalaa alınması, kal'in aşırı zarar doğurmayacağı bildirildiği halde, kâl isteğinin kabul edilmesi tümüyle çekişmeli parsel içinde kalan inşaatın kal'inde aşırı zarar bulunduğu sonucuna varılması halinde davacı Hazineden en az malzeme bedeli karşılığında binayı temellük etmek isteyip istemediğinin sorulması, binayı temellük etmek isterse hapis hakkı tanınmaksızın en az malzeme bedelinin Hazineden tahsiline karar verilmesi, aksi halde kâl isteğinin reddedilmesi gerekir. Mahkemece tüm bu yönler dikkate alınmadan eksik ve yetersiz inceleme ile yazıldığı üzere karar verilmesi isabetsizdir. Ayrıca en az levazım bedeline hükmedilse dahi bu hususta hapis hakkı tanınamayacağının düşünülmemesi ve kötü niyetli olduğu kabul edilen davalı taraf yararına yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy