(4753 S. K. m. 53, 54, 56, 58) (743 S. K. m. 931)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.12.1979 gün ve 115-678 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Karar: (... Dava konusu pafta 17 ve 506 parsel sayılı taşınmaz, 1953 yılında davalının miras bırakanı Hasan B.'ya 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Yasasına göre, borçlandırma suretiyle verilmiş ve tapulamaca da bu nedenle muris Hasan adına tesbit edilmiştir.
Kayıt maliki Hasan'ın, 1958 yılında ölümünden sonra bir kısım mirasçıların açtıkları ortaklığın giderilmesi davası sonunda; satış suretiyle ortaklığın giderilmesine dair verilen karar, temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ve ihalenin terekede 1/6 pay sahibi bulunan davalının üzerinde kalması nedeniyle taşınmaz, 21.10.1967 tarihinde takyitsiz olarak davalı adına tescil edilmiştir.
Oysa, 4753 sayılı Yasa, 54. ve 56. maddelerinde kendilerine arazi verilen çiftçilerin söz konusu arazi üzerinde, borç daha evvel ödenmiş olsa bile, borçlanma tarihinden başlayarak 25 yıl süre ile temliki tasarrufta bulunmalarını yasakladığı gibi, çiftçinin ölümü halinde de Yasa'nın birinci maddesinde ifadesini bulan amaçları sağlayabilmek üzere, mirasçılar hakkında bu yerdeki mülkiyet haklarını kullanmalarına ilişkin olmak üzere 53. maddesinde 54. ve 58. maddelere ek olarak ayrı bir tahdit getirmiştir.
Anılan Yasa'nın benimsediği genel ilkeler doğrultusunda bakıldığında, Yasa koyucunun 59 uncu maddesi kendisine toprak verilen çiftçinin ölümü halinde, mirasçılarının öncelikle bu araziyi iştirak halinde işletmelerini amaçladığı, ancak idare hususunda bir temsilci seçmelerini, bunu seçmedikleri takdirde Sulh Hakimliğince mirasçılar arasında reşit ve yeterliklisinin seçilmesini ve herhalde borçlanma tarihinden başlayarak 25 yıl geçmedikçe ortaklığın giderilmesinin istenemeyeceğini öngördüğü anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu taşınmazın niteliği itibariyle üzerindeki mülkiyet hakkının kullanılmasında mevcut takyitler kanundan doğmaktadır.
Mülkiyetin, kanun takyitlerinin tapu siciline kayda hacet olmaksızın geçerli olacağı da kuşkusuzdur.
Kaldı ki, ortaklığın giderilmesi davası sonucu, dava konusu yeri ihaleden iktisap eden davalı, temel kayıt maliki Hasan'ın mirasçısıdır ve çekişme konusu yerini 4753 sayılı Yasa uyarınca takyitli olduğunu bilmediğini ileri süremeyeceği gibi, taşınmazı ihaleden satın aldığı, iktisapta iyi niyetli olduğu ve M.K.'nun 931. maddesinin koruyuculuğu altında bulunduğu da söz konusu olamaz.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmek gerekirken, yazılı olduğu üzere davalının iktisabını geçerli sayan yasal olmaktan uzak ve benimsenmesine imkân görülemeyen düşünceyle davanın reddedilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy